Yerel yönetim seçimleri, birçok yerde AKP aleyhine sonuçlanmıştı.

O günkü hava ve yazılan çizilenleri, “Geçici kızgınlık” olarak görüyorduk.

Hissedilen; “Bunları çalıştırmayız” projesiydi.

Doğrusu birkaç yer dışında çok müdahale olabileceğini düşünmüyorduk.

Bugün gelinen noktada bir “Kayyumistan”a doğru gidiyoruz.

Seçimler tamamlanır tamamlanmaz başlayan “Kayyum atama” rüzgarı artan bir şekilde devam etti.

Doğu ve Güneydoğu’da şuan 24 belediye başkanı görevden alınmış durumda.

Buralardaki başkanlara yöneltilen suçlar; “Terör örgütü propagandası, yardım etmek” gibi suçlar oldular.

Kamuoyunun bir bölümü, HDP’yi PKK terör örgütüne yakın kabul ettiği için, demokrasi aşığı insanlar tepki veremedi…

Bir durdu düşündü…

Sonuçta “Demokrasi” şemsiyesi altında yaşıyoruz derken, geçtiğimiz haftaya kadar 24 adet kayyum yönetimi oluştu.

Bu bölgenin belediye başkanlıklarına kayyum atanmasını kanıksamıştık.

Ancak; İbre Urla Belediyesi’ne dönünce önce ciddi bir şaşkınlık yaşadık…

Belediye Başkanı Burak Oğuz, “FETÖ iktisaplı” gerekçesi ile tutuklandı, cezaevine yollandı.

Adalet ve hukuka yönelmiş her türlü dosya, karara bağlanana dek, kimseyi suçlu ilan etmemek gerekiyor…

Ancak tüm görevden alınanlar için ciddi bir gerekçenin olabileceği durumu da ortada…

Bu çerçeve içerisinde; önemli olan “O suçlu, bu suçsuz” tartışması değil “Demokrasi”nin kıyı kıyı rafa kalkması…

Kayyum atama durumun da bir sopaya dönüşmek üzere olması…

Evet, tüm görevden alınan başkanların tamamı bile suçlu olabilir…

Ancak sistemde bir arıza olduğu kesin…

Şimdi; ben Urla’da belediye meclis üyesi seçilmiş olsam, kapı kapı dolaşıp oy toplayarak, anlımın akıyla meclis sırasına otursam, sonra belediye başkanı görevden alınınca, benim meclis üyeliğim neden çöküyor?

Diyelim ki bu başkanlar hatalı veya hukuk önünde hüküm giyecekler.

Cezasını alakasız meclis üyeleri neden çekiyor.

Al suçlu bulduğunu, bırak meclis kendi içinde kendi başkanını seçsin…

Arka arkaya kayyum atamaları, meclisleri fesh etme durumu, iktidarın ekmeğine yağ sürmez, aksine kaybettirir.

Bakınız şimdi Ankara’da bir tartışma var.

Sinan Aygün, Mansur Yavaş, Melih Gökçek arasında adeta savaş çıktı…

Daha ne olduğunu tam anlayamadığımız bir konuda bile, AKP eski milletvekilleri, AKP’li yazar çizerler,

Hemen silahı kapıp başladılar salvoya; “Deliller ortaya çıkarsa, Ankara’ya da kayyum atanmalı”

Demokrasi adına üzüntü verici…

Hukuk adına üzüntü verici.

Ülke adına üzüntü verici…

Bu durum “Kayyum” meselesinin de sulanmasına yol açacak, halkın demokrasiye olan sevgisi ve inancını da sarsacaktır…

Kayyum sopa değildir arkadaş…

Olmamalıdır.

Belediye başkanları görevden alınıyorsa, meclisler kendi içinde başkanlarını seçebilmelilerdir.

Aksi takdirde uygulanabilir, gerçek demokrasi sıralamasındaki yerimiz diplere inecektir…

***

“Oh” diyecek bir şeyler oldu CHP’de…

Yazı yayına hazırlanana dek, iki kadın ilçe başkanı seçildi.

Beklemediğim durum doğrusu…

Bazı belediye başkanları istedikleri adayları seçtiremediler.

Güzel de oldu…

O, bazı Belediye Başkanları, 9. ayları dolarken “Güç zehirlenmesi” sinyalleri veriyorlardı…

Söylenen “Belediye başkanı ne derse o olur” idi…

Görüldü ki kimsenin kimseye “Eyvallah”ı yok…

Hele hele İzmir siyasetini dizayn etmeye çalışanların, ettiğini zannedenlerin, bir anda kendini kaf dağında görenlerin, küçük bir ders alması gerekiyor…

Hiçbir şey olmasa da bir şeyler oluyor yani…

***

Bu kadar allak bullak olunur mu?

Doğa Koleji battı malum…

Dişinden tırnağından kısıp evlatlarının eğitime yatıranlar ortada kaldı.

Şehir Üniversitesi için de aynı şey geçerli…

Doğa Koleji İTÜ’ye geçecek, Şehir Üniversitesi’ne de, Marmara Üniversitesi kurtarma yapacak…

E nasıl olacak bu iş?

Evladını dönem başında Doğa Kolejine yazdır, İTÜ’den mezun olsun, Şehir Üniversitesi’ne yazdır,

Marmara Üniversitesi mezunu olsun…

Deveye sormuşlar neden boynun eğri hesabı…

Ne olacak şimdi?

***

CHP Milletvekili Haluk Pekşen, nefis bir tespit yapmış.

Kaçıranlar için paylaşmak istiyorum;

“288 bin kişi cezaevinde

1 milyon 100 bin kişi aranıyor

1 milyon kişi şartlı tahliye,

1 milyon 200 bin kişi erteleme kapsamında

7 milyon 500 bin dava devam ediyor”

Rakamlar çok çarpıcı değil mi?

Bu liste ülkedeki delirme durumunu,

Asabiyeti, sıkıntıyı ortaya koyuyor…

Vay arkadaş, sıkıntı büyük…

Deli Ziya: “Hepinizden nefret ediyorum ama tek başınayken canım sıkılıyor.” (Yıldız Tilbe)