Bir video izliyoruz.
Ses net, yüz tanıdık, mimikler yerli yerinde.
İlk refleksimiz şu oluyor: “Bunu kendi gözlerimle gördüm.”

Ama artık o refleks eskidi.

Çünkü gözlerimiz hâlâ aynı gözler olsa da, gördüklerimiz eskisi kadar masum değil. Bugün ekranda izlediğimiz bir görüntü, hiç yaşanmamış bir anın ürünü olabilir. Konuşan kişi o cümleyi hiç kurmamış, gülen yüz aslında hiç gülmemiş olabilir. Yani karşımızda duran şey bir kayıt değil, bir kurgu olabilir.

İşte tam bu noktada “deepfake” denen mesele hayatımıza sessizce sızdı.

Gerçek Sandığımız Şey Ne Zaman Sahteleşti?

Bir zamanlar fotoğraf kanıttı.
Video ise neredeyse tartışmasız bir gerçeklikti.

Bugün ikisi de şüpheli.

Yapay zekâ artık yalnızca metin üretmiyor; yüz üretiyor, ses üretiyor, mimik üretiyor. Dahası, bunu o kadar kusursuz yapıyor ki “montaj olduğu belli” dediğimiz şeyler giderek azalıyor. Bir liderin ağzından çıkmış gibi duran bir cümle, bir sporcunun hiç yapmadığı bir açıklama ya da sıradan bir yurttaşın başına gelmiş gibi servis edilen bir görüntü…

Ve hepsi birkaç tık uzakta.

Asıl Tehlike Nerede?

Mesele sadece kandırılmak değil.
Asıl tehlike, her şeye şüpheyle bakmak zorunda kalmak.

Gerçek bir görüntüyle karşılaştığımızda bile içimizden şu geçiyor:
“Acaba bu da mı sahte?”

Bu soru masum gibi görünebilir ama toplumsal olarak ağır bir bedeli var. Çünkü güven duygusu aşındığında, hakikat de değer kaybediyor. Herkesin her şeyi inkâr edebildiği bir zeminde, doğru ile yalan arasındaki sınır da bulanıklaşıyor.

Deepfake tam olarak bunu yapıyor:
Gerçeği çürütmüyor belki ama gerçeğin ağırlığını hafifletiyor.

Her Şey Teknolojiyle mi İlgili?

Hayır.

Bu mesele sadece yazılım ya da algoritma meselesi değil. Aynı zamanda bir algı meselesi. Artık görüntünün kendisinden çok, onu kimin servis ettiği önemli. Nerede yayımlandığı, kim tarafından paylaşıldığı, hangi bağlamda sunulduğu…

Görmek yetmiyor.
Okumak yetmiyor.
Paylaşmadan önce durup düşünmek gerekiyor.

Çünkü bir sahte video, sadece yanlış bilgi yaymaz; bir insanın hayatını, itibarını, hatta güvenliğini altüst edebilir.

“Bana Ne?” Demek Kolay

Deepfake denince çoğu kişi hâlâ bunu ünlülerle, siyasetçilerle ya da büyük olaylarla sınırlı sanıyor. Oysa sıradan insanların da bu işin merkezine yerleşmesi an meselesi. Bir ses kaydı, bir kısa video, bir ekran görüntüsü…

Ve bir sabah kendinizi hiç yapmadığınız bir şeyin savunmasını yaparken bulabilirsiniz.

İşte o zaman mesele soyut olmaktan çıkar.

Sonuç Yerine

Artık yeni bir çağdayız.
Bu çağda görmek, bilmek anlamına gelmiyor.
Duyduklarımız da her zaman söylenmiş olmuyor.

O yüzden belki de en sağlıklı refleks şu:
Görüntüye inanma, bağlama bak.

Çünkü gerçek hâlâ orada bir yerde duruyor.
Ama ona ulaşmak, eskisinden biraz daha fazla dikkat istiyor.