Bir kamyonun çarpması ile yaralanmış olan Çiftçi Mehmet, kazadan sorumlu tuttuğu taşıma şirketine dava açar.
Mahkeme salonunda şirketin avukatı ile çiftçi Mehmet karşı karşıya geldiğinde avukat sorar:
“Siz kazadan sonra gelen polis memuruna ben çok iyiyim demediniz mi?”
Mehmet avukata doğru elini kaldırarak “Anlatayım ağam. Ben bizim eşeği kasabada satışa götürmek üzere kamyonetime bindirmiştim ki...” der demez avukat sözünü keser.
“Bırakın ayrıntıları Mehmet Bey. Siz sadece soruma yanıt verin. Siz, kazadan hemen sonra olay yerine gelen polis memuruna ben iyiyim dediniz mi, demediniz mi?”
Çiftçi Mehmet, sözünü tamamlamak için yeniden hamle yapar.
“İşte anlatıyorum ya Avukat Bey. Eşeği kamyonete yüklemiş, yola çıkmıştım ki...”
Avukat tekrar çiftçi Mehmet'in sözünü keser ve hakime dönerek:
“Sayın hakim, size olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğini davacının kendi ifadesi ile almaya çalışıyorum ama, soruma yanıt vermiyor. Bu bey, kazadan hemen sonra olay yerine ulaşan polis memuruna ifadesinde çok iyi olduğunu söylemiş. Kayıtlara geçmiş. Şimdi, aradan kaç hafta sonra müvekkilime dava açıyor. Ben bu davada, bu şahsın mahkemeyi yanıltmaya çalıştığına inanıyorum. Lütfen, sadece soruya yanıt vermesini söyler misiniz?”
Çiftçinin hikayesi hakimin ilgisini çekmiş olacak ki, avukatı susturur.
“Eşek hakkında söyleyeceklerini merak ettim aslında. Bırakalım da anlatsın” der.
* * *
Çiftçi Mehmet hakime teşekkür ederek sözlerine devam eder:
“İşte dediğim gibi, sayın hakimim. Tam eşeğimi kamyonetime bindirmiş şehre doğru gidiyordum ki, bu şirkete ait kocaman bi kamyon, DUR tabelasına aldırmadan üzerime sürdü ve bize çarptı. Ben yolun bi yanına fırladım, Karakaçan diğer bir yana... Nasıl kötüyüm, nasıl kötüyüm anlatamam. Kıpırdayamıyorum sancıdan. Öte yanda Karakaçan bir anırıyor, bir anırıyor ki, ortalık inliyor... Derken bir polis memuru geliverdi. Karakaçan'ın sesini duyması ile önce ona doğru gitti, eğildi, baktı, tabancasına davrandı. Alnının ortasından Karakaçan'ı vurmasın mı? Sonra yolun karşı tarafına geçti, bana doğru geldi, dedi ki: Eşeğin hali berbattı, vurmak zorunda kaldım, Sen nasılsın?”
Hakim çiftçi Mehmet'in başına gelenleri öğrendikten sonra açtığı davayı kabul etmiş.
Ama Karakaçan öldüğüyle kalmış...
* * *
Bir başka trafik hikayesi daha...
Bir kadınla bir adam ayrı ayrı kendi arabalarında giderlerken çarpışırlar.
İkisinin de arabası mahvolur ama, şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur.
Kazadan sonra arabalarından sürünerek çıkarlar.
Kadın, adama doğru bakıp: “Çok ilginç... Sen erkeksin, ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu, ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir” der.
Müthiş heyecanlanan adam:
“Evet, galiba haklısın” diye cevap verir.
Kadın şaşkınlıkla:
“Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız” derken, şarap şişesini adama uzatır.
Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir.
Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır.
Bunun üstüne adam sorar:
“Sen içmeyecek misin?”
Kadın cevap verir:
“Hayır, ben polisi bekleyeceğim...”
* * *
Kıssadan hisse;
Karakaçan'ın başına gelenler kimseyi korkutmasın.
Hakime derdini anlatabilirsen kurtarırsın.
İkincisi;
Kadınları hafife alma...