Koop-İş'te yüzler gülüyor

Koop-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Umut Başyayla, örgütlülüğün git gide arttığını söyleyerek, Koop-İş işçilerinin TİS süreçleri sonrasında yüzlerinin güldüğünü ifade etti.

Koop-İş'te yüzler gülüyor

Haber/ Gökçe ADAR

Koop-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Umut Başyayla, Koop-İş'te örgütlülüğün giderek arttığını ifade ederek, Koop-İş işçilerinin yüzünün güldüğünü söyledi. Başyayla, H&M çalışanlarıyla imzaladıkları toplu sözleşmenin dünyaya örnek olduğunu ifade ederek, “Türkiye'de ilk defa alışveriş merkezi zincirinde örgütlenen sendikayız. Türkiye çapında H&M mağazalarında, 3 bin 100 çalışan var. Hepsi, Koop-İş çatısı altında örgütlü. Burada en büyük kazanım; AVM çalışanlarında tek gün olan tatil gününü 2 güne çıkarmamız oldu. Ayrıca, işçiler ikramiye ve sosyal haklar da kazandı. Dünya çapında bir markayı sendikamıza katmanın mutluluğunu yaşadık. Sözleşmeyi imzaladıktan sonra, Zara gibi mağazalar da iki gün tatile geçti” dedi. Milli Eğitim Bakanlığı'nda çalışan 4 bin 500'e yakın öğretmenin de örgütlenmesini bitirdiklerini ifade eden Başyayla, “Suriyeli çocuklar için Avrupa Birliği'nin desteğiyle Pikteks denilen bir çalışma grubu oluşmuştu. Türkiye'de 4 bin 500 arkadaşımız burada çalışıyordu. Onların da toplu sözleşmelerini imzalayarak, başarıya ulaştık. TİS kapsamında, ekstra 52 gün devlet ikramiyesi ve yol, yemek parası, giyim yardımı da alacaklar. Bu da bizim için güzel bir sonuç oldu” diye konuştu. Tarım Kredi Market çalışanlarının da Koop-İş'te örgütlendiğini söyleyen Başyayla, “Tarım Kredi Marketleri çifçiden aldığı doğal ürünleri pazarlayan bir kuruluş. Orada da örgütlenmemiz başarıyla sonuçlandı. İzmir'de bu şekilde hizmet veren 4 tane market var. Tüm çalışanları Koop-İş'te örgütledik. Gittikçe de artacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Amaç işçinin huzurlu olması

Koop-İş'e bağlı işçilerin mutlu ve huzurlu olduklarının altını çizen Başyayla, “Koltuk sendikacılığı yapmıyoruz. Sendikanın özü dokunmaktır. İşçiyle samimiyet kuruyoruz. İşçinin gülümsemesine, ağlamasına, acısına ortak oluyoruz. Bize ihtiyacı olduğu zaman anında yanlarında soluğu alıyoruz. İşçilerimiz de bizi yanında gördüğünde mutlu ve huzurlu oluyor. Mutlu olan bir işçiyi gördüğümüzde, biz de çok mutlu oluyoruz. Yeter ki işçi mutlu ve huzurlu olsun. Çalışma ortamında huzurlu olsun. Bir mağazaya girdiğimizde gülen bir işçi görüyorsak en büyük mutluluk bizim oluyor. İşçinin daha çok gülmesi, huzurlu olması için çalışmalarımız devam ediyor.” Başyayla, Koton çalışanlarıyla olan süreç için ise, “Koton çalışanlarıyla çok güzel bir süreç yakalamışken işverenin müdahalesi olmuştu. İşveren, hukuksuz bir hareket yaparak, sosyal medyada yapılan beğeni için işten çıkırmalar yapmıştı. Bu da, örgütlenmeyi biraz yavaşlatmıştı. Ancak, Koton işçisinin bu gücü olduğu sürece süreç daha da iyiye gidecek” dedi.

Sendikalaşma zorlaştı

Türkiye'de sendikacılığın zorlaştığını ifade eden Başyayla, “Sendikacılık yapmak artık zorlaştı. Eskiden işçiler, sendikaya koşardı. Şimdi sendikalar işçilere koşuyor. Bilinç azaldıkça sendikacılık da zorlaşıyor. Karşılıklı uzlaşılmış sözleşmeler imzalamak da bir o kadar zor oluyor. İnsanlar, araştırmıyor. Özellikle, sendika konusunda herhangi bir eğitim yok. Üniversite mezunu bir birey, sendikanın anlamını soruyor. Diğer avrupa ülkelerinde olduğu gibi bir ders olarak en azından bir bilgi verilmesi lazım” dedi. Başyayla, ülkelere göre sendikalaşma oranlarını ise şöyle sıraladı: “Danimarka'da sendikalaşma oranı yüzde 67, İsveç'te yüzde 66, Finlandiya'da yüzde 65, Norveç'te yüzde 52, Belçika'da yüzde 54, İtalya'da yüzde 34, Avustralya'da yüzde 27, İngiltere'de yüzde 25, Almanya'da yüzde 20, Türkiye'de ise yüzde 5. Bu oran son derece az.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER