Özel’e destek veren İzmir Delegesi Saygılı: İmza hareketine destek vermeyeceğim!
Özel’e destek veren İzmir Delegesi Saygılı: İmza hareketine destek vermeyeceğim!
İçeriği Görüntüle

SEMİ TEKTAŞ/Cumhuriyet Halk Partisi’nde kurultay sonrası derinleşen tartışmalar sürerken, eski CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır'dan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Parti içindeki kutuplaşmanın giderek büyüdüğünü belirten Bayır hem Kemal Kılıçdaroğlu cephesinin hem de Özgür Özel yönetiminin uzlaşmacı bir tavır sergilemediğini söyledi. Yaşanan gerilimin CHP’ye zarar verdiğini ifade eden Bayır, "Cumhuriyet Halk Partisi ilk kez iktidar yürüyüşünde bu kadar önemli bir fırsat yakalamışken, parti içindeki ayrışmalar karşı tarafın işine yarıyor" diyerek taraflara birlik çağrısında bulundu.

“Her iki taraf da burada AKP’ye hizmet eder bir konumda”

İktidarın CHP’yi bölmeye çalıştığını ifade eden Bayır, her iki tarafında yaptıklarını doğru bulmadığının altını çizdi. Bayır,

“Son günlerde yaşadığımı şu olaylar keşke hiçbiri yaşanmasaydı. Uzun yıllardır siyaset yapmış biri olarak, her iki tarafın da birbirine bir adım atıp yaklaşmak yerine uzaklaşmasını doğru bulmuyorum. Ayrıca bu komplonun saray tarafından hazırlandığı da çok açık. “Böl, parçala, yönet” anlayışı... Kaldı ki buna ilk defa şahit olmuyoruz. Bundan 32 yıl geriye gittiğimizde, AKP'nin iktidara geliş sürecine baktığımızda da benzer bir tablo görüyoruz. 1994 yerel seçimlerinde, sanki sosyal demokratların Türkiye genelinde yüzde 60 oyu varmış gibi, İstanbul ve Ankara’da DSP, CHP ve SHP olarak seçime girdik. Dolayısıyla İstanbul’da Tayyip Erdoğan; Ankara’da Melih Gökçek düşük oylarla belediye başkanı seçildi. “Sen lider olacaksın, ben lider olacağım” kavgasını yapanlar, ne yazık ki solu üç parçaya bölüp seçime götürdüler. Bizim o parçalanmamızın sonucunda da bugün AKP diye bir parti ortaya çıktı. Bugünün tablosu, bugünün sonuçları oluştu. Bugün de aynı şey yaşanıyor. Cumhuriyet Halk Partisi ilk kez birinci parti olma yolunda bu kadar önemli bir mesafe katetmişken, karşı taraf yine aynı planı devreye sokuyor. “Bunları nasıl parçalarız?” diye düşünüyorlar. Cumhurbaşkanı adayı üzerinden; Yavaş mı, İmamoğlu mu? Partinin genel başkanı üzerinden; Kemal Kılıçdaroğlu mu, Özgür Özel mi? Böylece partiyi dört parçaya bölmeye çalışıyorlar. Bizim gibi bu partiye yıllarını vermiş, hâlâ partinin hafızasını taşıyan insanlar olarak bu yaşananların karşısında duruyoruz. Ben kendi adıma üzülerek söylüyorum Özgür Bey’in yaptıklarını da Kemal Bey’in yaptıklarını da doğru bulmuyorum. Her iki taraf da burada AKP’ye hizmet eder bir konuma geçmiş durumda” diye konuştu.

“Vekillik için tek taraflı bilgi veriyorlar”

Bazı isimlerin bir dönem daha vekillik yapabilmek için her iki lidere yanlış bilgi verdiğini ifade eden Bayır,

“Her iki tarafın bir araya gelmesi gerekiyor. Ama buna da müsaade etmiyorlar. Neden etmiyorlar? Çünkü siyaset yapma biçimi değişti. Eskiden biz siyaset yaparken bizi halk seçerdi. Köyde köylüye dokunurduk, pazarda pazarcıyla sohbet ederdik. Herkesle konuşur, halkın dinlerdik. Halka dokunarak milletvekili olurduk. Şimdi ise birilerine yakın durarak, birilerine yalakalık yaparak siyaset yapılıyor. Dolayısıyla şu anda hem Kemal Bey'in hem de Özgür Bey'in yanında duran bazı arkadaşlar, bir dönem daha milletvekili olabilmek adına sürekli tek taraflı bilgi veriyorlar. "Efendim siz doğru yoldasınız, doğru yapıyorsunuz, devam edin" şeklinde konuşuyorlar. Bunun en doğal sonucunu da bugün görüyoruz. Kemal Bey'e destek veren arkadaşların büyük bir bölümüne baktığınızda, hepsinin ortak hesabı bir dönem daha milletvekili olabilmek. Bütün o kadro, bir kez daha nasıl milletvekili oluruz hesabı yapıyor” şeklinde konuştu.

Tugay ve Güç’e tepki

Süreç içerisinde İzBB Başkanı Cemil Tugay'ın açıklamalarını talihsizlik olarak nitelendiren Bayır, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün yaptıkları açıklamalar hakkında ise,

“Çağatay Bey'de "Ben Kemal Bey'i tanımıyorum" diye bir ifade kullanmıştı. Bu da kesinlikle çok yanlış bir açıklamaydı. Ne demek, "Tanımıyorum"? Siz bu partinin seçilmiş il başkanısınız. Bir önceki genel başkanı tanımıyorum demek doğru bir yaklaşım değil. Elbette eleştirebilirsiniz, farklı düşünebilirsiniz ama çok daha yumuşak ve birleştirici bir üslup kullanılabilirdi” dedi.

“İki lidere de gaz veriliyor”

Olağanüstü Kurultay çağrısı hakkında konuştan Bayır,

“Normal şartlarda çıkardı. Kurultay kararını bizim gibi düşünen insanlar çıkarabilirdi. Ben şimdi kendimi üçüncü bir grup olarak görüyorum. Birçok eski milletvekili arkadaşımla da konuşuyorum. Anadolu'daki arkadaşlarımızla, 25, 26 ve 27. dönem milletvekili arkadaşlarımızla görüşüyorum. Benim gibi düşünen çok sayıda insan var. Aslında bu insanların baskısıyla iki lider bir araya getirilebilirdi. Bir uzlaşı sağlanabilirdi. Doğrusu da zaten buydu, yapılması gereken de buydu. Ama görünen o ki koltuğunu düşünen arkadaşlarımız, iki lidere de öylesine gaz veriyorlar ki... Bence yanlış bilgiler veriyorlar. Olmadık şeyler söylüyorlar, olmadık ifadeler kullanıyorlar. Geri dönüşü olmayan laflar ediyorlar. Böyle olunca da her iki taraf giderek keskinleşiyor. Ve geri adım atamaz hale geliyor. Kemal Bey şu anda hukuktan aldığı yetkiyle hareket ederek keskinleşiyor. “Bana saygısızlık yapanları gerekirse disiplin sopasıyla hizaya getiririm, partiden atarım” anlayışına doğru savruluyor. Öbür taraftan ise Özgür Bey, “Benim arkamda halk var, delegeler var. Son kurultayda ben seçildim” düşüncesiyle hareket ederek yoluna devam ediyor. Bana göre her iki taraf da ciddi hata yapıyor” şeklinde konuştu.

“Özgür Bey kendini mağdur duruma düşürmek istiyor”

Özgür Özel’in yeni bir parti kurma ihtimalinin olduğunu ifade eden Bayır,

“Bence de tablo şu anda öyle görünüyor. Hatta Özgür Bey'in bu konuda kendisini mağdur konumuna düşürerek bir siyasi hamle yapmaya çalıştığını düşünüyorum. Yarın bir gün, “Beni disipline verdiler, partiden attılar. Ben de başka ne yapabilirdim? Bu şartlarda yeni bir parti kurmak zorunda kaldım” diyebilir. Ama burada hesaplayamadıkları önemli bir nokta var. CHP’nin tüm siyasi tabanını yeni kurulacak bir partiye taşımaları mümkün değil. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet'in kurucu partisidir. Kurtuluş Savaşı'nın mirasını taşıyan bir partidir. Bu partiye oy veren insanların yalnızca siyasi tercihleri değil, aynı zamanda tarihsel ve duygusal bağları da var. Bu nedenle seçmenin tamamının yeni bir oluşuma yönelmesi kolay değil. İnsanların bir bölümü CHP'de kalmayı tercih edebilir. Dolayısıyla oyların yüzde yüzünü taşımaları mümkün görünmüyor. Belki yüzde 5'i, belki yüzde 10'u geride kalabilir. Ama işte o geride kalan yüzde 5 ya da yüzde 10 bile Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu değiştirebilir. Hatta seçimi kaybettirecek kadar önemli bir etki yaratabilir” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ