CHP'de, seçimli olağanüstü kurultayın toplanması için yeterli imza sayısına ulaşıldı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin, dün yaptığı açıklama ile "kurultay sürecini başlattıklarını ve delegelerden imza topladıklarını" açıklamıştı.

CHP Buca operasyonlara karşı tek ses: Halkın iradesi gözaltına alınamaz
CHP Buca operasyonlara karşı tek ses: Halkın iradesi gözaltına alınamaz
İçeriği Görüntüle

Genel başkanlık seçiminin de yapılacağı kurultay için bugün delegeler imza vermeye başladı.

Sözcü muhabiri Balâ Ateş'in aktardığına göre, kurultay için toplanan imza sayısı 600'ü aştı.

İmza sayısının yarın akşama kadar 1000'e ulaşması bekleniyor.

Partinin olağanüstü kurultaya gitmesi için mevcut delegelerin yarısından fazlasının imza vermesi gerekiyor.

Kurultay talebi içeren dilekçeler hazırlandıktan sonra toplu halde CHP Genel Merkezi'ne gönderilecek.

Cumhuriyet Halk Partisi, mahkemenin büyük yankı uyandıran "mutlak butlan" kararının ardından tarihinin en kritik yönetim krizlerinden birini yaşıyor. Parti içinde Özgür Özel cephesi meşruiyet kaybını önlemek adına derhal noter onaylı imza sürecini başlatırken, Kemal Kılıçdaroğlu kanadı ise hukuki zeminin olgunlaşmasını bekliyor. Seçimlere katılamama riskiyle karşı karşıya kalınan bu süreçte, taraflar delegeleri ikna etmek ve kurultay masasını kurmak için adeta zamanla yarışıyor.

Kurultay kapısını aralayacak delege sayısında son durum

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tüzüğü, parti içinde olağanüstü bir yönetimin kaderini belirleyecek kuralları net bir şekilde ortaya koyuyor. Tüzüğe göre, partiyi olağanüstü genel kurula götürmenin üç temel yolu bulunuyor: Genel başkanın doğrudan çağrısı, Parti Meclisi’nin bu yönde karar alması ya da kurultay üyelerinin beşte birinin noter onaylı imzası. Ancak sadece toplanma çağrısı yapmak, yönetimi değiştirmeye yetmiyor. Kurultay gündemine güvenoyu ve seçimli kurultay maddelerinin eklenebilmesi için delege tam sayısının salt çoğunluğunun imzası şart koşuluyor.

Mevcut durumda CHP’nin yaklaşık 1200 delegesi bulunuyor ve bu delege yapısı üzerinden yapılan hesaplamalar, salt çoğunluk için 550’den fazla imzaya ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Ne var ki mahkemenin 38. Olağan Kurultay’ı geçersiz sayması, imza tabanını da tartışmalı hale getirdi. Hukuki olarak Temmuz 2020’deki 37. Olağan Kurultay delegelerinin esas alınması mantığı öne çıksa da doğal delegelerdeki değişimler ve listenin netleşmemesi büyük bir belirsizlik yaratıyor. Özellikle İstanbul’un seçilmiş 196 delegesinin süreç dışı kalma ihtimali, tüm olağanüstü kurultay denklemini kökünden değiştirebilecek bir ağırlığa sahip.

Özel ekibi meşruiyet kriziyle savaşmak için sahaya indi

Partinin TBMM grubunu adeta bir üs haline getiren Özgür Özel ve ekibi, sürecin uzamasının partiye kalıcı zarar vereceğini savunarak zaman kaybetmeden harekete geçti. Süreç uzadıkça derinleşen yönetim boşluğunun partiyi bir meşruiyet krizine sürükleyeceğini belirten Özel cephesi, kurultay çağrısı için noter onaylı imzaları resmen toplamaya başladı.

CHP Sözcüsü Zeynel Emre tarafından yapılan açıklamalarda, 1 Haziran itibarıyla yetkili kabul edilen tüm delegelere ulaşılmasının hedeflendiği ve sürecin zamana yayılmaması gerektiği net bir dille ifade edildi. Muhalif kanatta hareketlilik sürerken, eski CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın 800 delegenin imza vermeye hazır olduğuna yönelik iddiası kulisleri hareketlendirdi. Eğer bu iddia gerçeğe dönüşür ve imzalar resmiyete dökülürse, seçimli kurultay için gereken salt çoğunluk sınırı rahatlıkla aşılmış olacak.

Kılıçdaroğlu kanadı hukuki prosedürlerin tamamlanmasını bekliyor

Mahkeme kararı doğrultusunda yeniden genel başkanlık makamına gelen Kemal Kılıçdaroğlu, kurultay seçeneğini tamamen dışlamasa da takvim konusunda oldukça temkinli bir strateji izliyor. Partinin deneyimli lideri, kurultayın bir alternatifi olmadığını kabul etmekle birlikte, öncelikle parti hukukçularıyla yapılacak değerlendirmelerin tamamlanması ve sürecin hukuki prosedürlere tamamen uygun yürütülmesi gerektiğini savunuyor.

Kılıçdaroğlu’na yakın siyasi aktörlerden Gürsel Tekin ise mevcut delege yapısıyla gidilecek bir kurultayın meşruiyetini sert sözlerle eleştiriyor. İstanbul’un 196 delegesi hakkındaki mahkeme tedbirlerine, tutuklu, istifa etmiş, ihraç edilmiş ve iktidar partisine geçmiş delegelerin durumuna dikkat çeken Tekin, bu şartlar altında yapılacak bir kurultayın ne kadar kapsayıcı ve tartışmasız olacağını sorgulayarak sürecin bu haliyle "sağlıksız" olacağını ileri sürüyor.

Parti temmuz ayına kadar sandığı kuramazsa ne olacak

Tartışmaların odağındaki en ürkütücü senaryo ise partinin yaklaşan seçimlere katılamama riski olarak öne çıkıyor. Siyasi Partiler Yasası ve parti tüzüklerine göre, uzatmalar dahil en geç 3 yılda bir kurultay yapılması zorunluluğu bulunuyor. Mahkemenin 2023 ve sonrasındaki kurultayları iptal etmesiyle birlikte, CHP’nin hukuken geçerli son kurultay tarihi Temmuz 2020 olarak kabul ediliyor.

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, temmuz ayı itibarıyla yasal olarak belirlenen 6 yıllık azami sürenin dolacağına işaret ederek, bu tarihe kadar yeni bir kurultay yapılmaması durumunda ana muhalefet partisinin seçimlere girme hakkını kaybedebileceğini vurguladı. Bu durumu "CHP'yi tarihten silme operasyonu" olarak nitelendiren Emre, kurultay iradesi göstermeyen herkesi sorumlu tuttu. Buna karşın, Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanlığını yürüten Atakan Sönmez ise mahkemenin yönetim üzerindeki tedbir kararı sebebiyle olağan yasal sürelerin işlemeyeceğini ve partinin seçime girememe gibi bir tehlikeyle karşı karşıya kalmayacağını savunuyor.

Önemli isimlerden arka arkaya gelen erken seçim çağrıları

Parti tabanında ve yönetim kademelerinde derinleşen bu ayrışma, CHP’nin ağır toplarını da net tavırlar almaya zorladı. Eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın, mahkemenin verdiği kararı haksız bulduğunu belirterek, bu karmaşadan çıkışın tek yolunun en kısa sürede kurultayın toplanması olduğunu ifade etti. Karayalçın, partinin birkaç hakimin kararıyla allak bullak olmayacak kadar güçlü bir kurumsal hafızaya sahip olduğunu hatırlattı.

Benzer bir çıkış da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tan geldi. Yavaş, toplumdaki değişim umudunun ve geleceğe olan inancın kendi kişisel vefa duygularının çok üzerinde olduğunu vurgulayarak derhal kurultay masasının kurulması çağrısında bulundu. Öte yandan, parti içindeki bölünme görüntüsünden rahatsız olan CHP Milletvekili İlhan Kesici, hukuki genel başkanın Kılıçdaroğlu olduğunu hatırlatarak birlikteliği sağlama görevinin de ilk olarak ona düştüğünü belirtti. Geçmiş dönemlerde görev yapmış 221 eski milletvekili ve senatörün de ortak bildiriyle 45 gün içinde olağanüstü kurultay talep etmesi, parti içi baskının her geçen gün daha da artacağını gösteriyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ