-An beni bir kozla (ceviz) o da çürük çıksın!-

1950'li yıllar... Türkiye'de radyoculuğun altın yılları... Dünyada, “Sinemanın deli-dahisi” Woody Allen'ın pek yerinde yakıştırmasıyla “Radio Days”.

Türk halkının elleri sandık kadar radyonun düğmelerinde çanak antenleri (kulakları) Türkiye radyolarının sesinde. Özellikle iki programa kulak kesiliyoruz. Muzaffer Sarısözen'in “Yurttan Sesler” ile “Ajans” haberlerine. Türküz, halk sesine daha bir yatkınız; türkü dinleriz.

Hele bir Nezahat Bayram, Muzaffer Akgün şakımaya dursun, bülbüller susar:

“Cevizin yaprağı dal arasında

Severler güzeli bağ arasında

Üç beş güzel bir araya gelmişler

Benim sevdiceğim yok arasında.”

Demeye kalmadan, onun bir küçük kızkardeşi Necla Erol (Onun da küçüğü Ülkü Beşgül, erkek kardeşleri Nusret Çınar) alıyor mikrofonu:

“Ceviz oynamaya geldim odana

Nişanlın bu mu derler adama

Dayanamam senin kara sevdana

Aman aman olmuyor

Eş eşini bulmuyor.”

Ceviz: Cevizgillerin örnek bitkisi. Uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia.)

Halikarnas Balıkçısı, genel olarak, bir bitkinin yabanisinin bulunduğu yerin, o bitkinin ana vatanı sayılabileceğini söylerdi.

Bir de yer isimlerine bakmalı. Mesela İzmir ilinde, adında “zeytin” geçen 20'yi aşkın köy, yer, semt adı biliyoruz. Bu bölgede zeytin olmasa, bu kadar çok yere “zeytin”li ad verilir miydi?

Hadi gelin; fikir jimnastiği yapalım; sadece Muğla'da adı “Ceviz” veya “koz” geçen kaç yer var dersiniz:

Cevizli bahçe, Kozlukuyu, Kozağaç, Koz Pınarı, Kozluk, Koz Ormanı ve daha nice yer...

Bir batıl inanışa göre, ceviz diken adam, diktiği ağacın gövdesi, kendi bedeni kalınlığına erişince ölürmüş!

Efendim; zaten ceviz ağacının gövdesi aşağı yukarı 100 yılda gelir. Demek ki; diken adam daha 10 yıl yaşayacak. Hızını kesmeyin, cesaretini kırmayın; bırakın adamcağız 100 yıl daha yaşasın.

Ceviz; en uzun süre meyve veren, fazla bakım istemeyen, 2 bin yıl kadar yaşayan, Türkiye'nin hemen her yerinde yetişebilen bir ağaçtır. Türkiye'de çoğu kendiliğinden yetişen Anadolu cevizi çok bilişmekle birlikte, bu ağacın 100'e yakın türü vardır. Son zamanlarda yetiştirilmeye başlanan, Pikan cevizi ise, daha kısa sürede ideal verime yatan, daha fazla ürün veren, yemişi daha fazla kıvrımsız ve yağlı bir türdür.

Tıp bilimi, cevizin yararları ve zararları konusunda bize çok fazla bilgi vermektedir.

Faydaları:

1- Yüksek oranda omega 3 yağ asitleri kalp hastalıklarını, diyabeti, inmeyi, yüksek kan basıncını ve klinik depresyonu azaltır.

2- Kandaki kolestrol düzeyini düşürür, kalp ritimlerindeki düzensizliği önler,

3- İçerdiği fitesteroller kalın bağırsak, göğüs ve prostat kanseri gibi kanser türlerinden koruyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

4- İyi kolesterol düzeyini arttırıyor.

5- İçindeki omega lagarin kan damarları içi tarafının pürüssüz olmasını sağlıyor.

6- Beyne benzeyen bu harika yemiş, kavrama ve anlayışı geliştiriyor.

7- Son derece güçlü bir antioksidandır.

Yıldırım düşmesi sırasında, ceviz kabuğunun, yanında bulunan insan veya cismin fotoğrafını çektiği söylenir. İncir gibi, cevizin dibinde oturulmaması gerektiği de, boş bir inançtır. Cevizin sağlığa zararı konusunda bilimsel bulgu yoktur. Ancak, bazı kişilerde bünyeden kaynaklanan alerji görülebilir. Bir de elbette, her besin maddesi gibi fazla tüketilmesi kilo yapar.

Ceviz konusunda, onlarca türkünün yanı sıra birçok şiir yazılmıştır ama, Nazım Hikmet'in “Ceviz Ağacı” şiiri başı çeker:

Ceviz Ağacı

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver gülüm, yaşını sil.

Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Nazım HİKMET