ÖZGE UYANIK/ İzmir’de Ege Üniversitesi’nde yaşanan saldırı sonrası öğrenciler açıklama yapıldı. Öğrenci Sendikası üyesi gençlere yönelik pala ve demir çubuklu saldırının ardından Bornova Küçükpark’ta bir araya gelen öğrenciler, ve demokratik kitle örgütlleri hem saldırıyı protesto etti hem de üniversitelerde artan güvensizlik ortamına dikkat çekti. Ege Üniversitesi kampüsünde bildiri dağıtan öğrencilere yönelik gerçekleşen saldırıda çok sayıda öğrenci yaralanırken, üç öğrenci EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Öğrenciler, saldırının ardından ikinci kez hedef alındıklarını ve olayın planlı bir linç girişimi olduğunu ifade etti.
“Organize bir saldırı”
Basın açıklamasını okuyan Tuna Atlı Uysal, saldırının tesadüf olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “14 Nisan 2026 tarihinde Ege Üniversitesi kampüsü içinde, barınma hakkını, KYK yurtlarında yaşanan besin zehirlenmelerini ve üniversitelerdeki tacizleri protesto eden, bu sorunlara dikkat çekmek için bildiri dağıtan Öğrenci Sendikası üyesi öğrenciler, organize bir faşist grubun pala ve demir çubuklarla gerçekleştirdiği saldırıya uğramıştır. Bu saldırı tesadüfi değildir. Bu saldırı, öğrencilerin en temel hak taleplerine yönelmiş organize bir gözdağıdır.
Bu saldırı, üniversiteleri susturmak, gençliği sindirmek isteyen gerici ve faşist zihniyetin ürünüdür. İlk saldırıda 8 öğrenci yaralanmış, bir öğrenci kafasına yönelen pala darbesini eliyle engellerken ağır şekilde yaralanmıştır. Saldırganların “sizi öldüreceğiz” diyerek tekbir getirmesi, bu şiddetin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ideolojik bir nefret saldırısı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Daha da vahimi, bu saldırıların Ege Üniversitesi kampüsü içinde, göz göre göre gerçekleşmesidir. Üniversite güvenliği, öğrenci olmayan kişilerin kampüse girişine izin vermiş; saldırı sırasında gerekli müdahaleyi yapmamış; hatta saldırıda kullanılan pala olay sonrasında kampüs içerisinde saklanmaya çalışılmıştır.
BU AÇIK BİR İHMALKARLIK DEĞİL SORUMSUZLUKTUR
İlk saldırının ardından şikayetçi olmak üzere ifade vermeye giden öğrencilere yönelik ikinci bir saldırı gerçekleştirilmiş, bu kez 12 kişi daha yaralanmıştır. Bu durum, saldırının planlı, örgütlü ve süreklilik arz eden bir linç girişimi olduğunu göstermektedir. Tüm bu yaşananlara, saldırganların kimliklerinin açıkça bilinmesine, görüntülerin ortada olmasına rağmen bu saate kadar tek bir kişinin dahi gözaltına alınmamış olması kabul edilemez.
Adeta faşist gruplara dokunulmazlık tanınmakta, üniversiteler bu çetelere teslim edilmektedir.
Buradan soruyoruz:
Kampüse silahla, palayla giren bu kişiler kimlerdir?
Üniversite güvenliği bu kişileri neden içeri almıştır?
Saldırganlar neden hâlâ gözaltına alınmamıştır?
Kolluk güçleri neden bu açık suç karşısında harekete geçmemektedir?
Türkiye’de öğrenciler barınma hakkını savunduğu için, sağlıklı yemek talep ettiği için, tacize karşı ses çıkardığı için palalarla saldırıya uğruyorsa; burada artık yalnızca bir “güvenlik zaafı” değil, açık bir siyasi tercih vardır. Üniversiteler, bilim üretiminin, özgür düşüncenin ve demokratik mücadelenin alanıdır. Bu alanları gerici, faşist gruplara bırakmayacağız.

Buradan açıkça ilan ediyoruz:
Bu saldırının tüm sorumluları ortaya çıkarılana kadar,
Saldırganlar yargı önüne çıkarılana kadar,
Üniversitelerde öğrencilerin can güvenliği sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Gençliği sindiremeyeceksiniz.
Üniversiteleri teslim alamayacaksınız.
Bu karanlığa boyun eğmeyeceğiz.
Faşizme karşı omuz omuza!”

"AÇIK BİR SUÇ ORTAKLIĞI VAR"
Ege Üniversitesi öğrencisi Beril Aktaş ise Öğrenci Sendikası adına yaptığı açıklamada üniversite yönetimi ve güvenliği hedef aldı: “Dün Ege Üniversitesi’nde öğrencilerin haklarını savunmak için, öğrenciler daha iyi okullarda eğitim görebilsin diye yan yana gelerek, geleceğimizi biz kurtaralım diyerek yola çıkan öğrenci sendikasının masasına bir saldırı gerçekleşti. Bizler emeğimizle, alın terimizle kazandığımız bu üniversitenin asıl sahipleriyiz. Dün ellerinde palalarla kampüsümüze sokulan faşist çeteler ve onları siper olup doğrudan bizlere saldıran okul güvenliği aynı ölgü organize saldırının parçasıdır.
Karşımızda görevini yapamayan bir güvenlik zafiyeti değil, öğrencisine karşı çetelerle omuz omuza vermiş aleni bir suç ortaklığı vardır. Buradan Vektör Musa Alcı’ya açıkça soruyorum. Öğrencisini koruması gereken güvenlik görevlileri, eli kanlı çetelerle kovkola girip arkadaşlarımızı darp ederken kimden talimat aldı? Bu okulun güvenliği faşist çetelerin mi emrinde? Bir kısmının dışarıdan getirildiğini bildiğimiz Beyslerin de Ege Üniversitesi öğrencisi olduğu da tespit edilen o şahıslar hakkında tek bir soruşturma açıldı mı? Bu azılı çete bozuntularının bizim okulumuzda, bizim sıralarımızda ne işi var? Talebimizde, öfkemizde çok net.
Kampüslerimizi kana bulayan bu faşistler derhal okuldan atılmalıdır. Öğrencisini korumak yerine çetelerle bir olup bize saldıran güvenlik görevlileri hakkında acilen soruşturma başlatılmalı ve hepsi görevden alınmalıdır. Bu işin üstünün örtülmesine, okullarımızın faşist çetelere ve onların yardımcılarına teslim edilmesine asla izin vermeyecek.”




