Bilişim Keşfi mi? Arenanın Kumları mı?

“Roma’nın kalbi senatonun mermerlerinde değil, Arena’nın kumlarında atar.” Bu replik, film sever herkesin hatırlayacağı bol Oscarlı “Gladyatör” filminde geçer. Duayen bir Roma senatörünün, Roma’nın tartışmalı ve yeni genç imparatorunun, halkın kalbini kazanmak adına vahşi gladyatör oyunlarını tekrar Roma’da başlattığını duyurduğunda diğer senatör arkadaşına söylediği vurucu bir sözdür. Kötü, genç imparatorun amacı, bu kanlı oyunlar ile halkı oyalayarak halktan hiçbir tepki almadan senatoyu sessiz sedasız fesh etmek ve muhalefetsiz tek güç olmaktı.

Bir filmde geçse dahi, bu analizin aslında kitlelere hitap eden, daha fazla güç isteği hayattaki tek amacı olan her hırslı kurum, firma hatta ülke idarecisinin temel felsefesi olduğunu görebiliriz. Siyasi sahadaki durumları uzmanlarına bırakarak, bu mantığın teknolojideki yansımalarını bu yazıda anlatmak istedim.

Bilişimdeki Roma’ya günümüzde sosyal medya diyoruz. Aynı eski zaman Roma’sı gibi sosyal medya halkının da sürekli oyalanması hedefleniyor. Kesinlikle halkın fazla düşünmesi ve sorgulaması istenmiyor. Buradaki kötü imparatorlar ise kapital sosyal medya firmaları, amaçları ise daha da güçlenip daha da çok para kazanmak.

Sosyal medya firmaları programlarının yaygınlaşması için o kadar ince düşünülmüş planlama ve tasarımlar ile insan zafiyetleri üzerine bir çalışma yürütülüyor ki bu programların bir kullanıcısı olmak istemeyen insana bir dağın zirvesine çıkıp inzivaya çekilmenin dışında bir çare bırakmıyorlar.

Peki buradaki sorun tam olarak kim veya ne? Basit bir klişe ile toptan sosyal medya kötüdür demek saçma olmaz mı? Elbette olur. İnkar edilemez şekilde sosyal medya, insanlar arasında dijital bir sosyal bağın oluşmasını da sağlayan yararlı bir devrim de oldu.

Ancak ondan sonra insanlık olarak orada durduk. Bu devrimsel gücü sadece yediğimiz yemeğin fotoğraflarını paylaşmak veya sanal klavye silahşörlüğü için kullanmaya başladık.

Neden dünyanın tüm bilgisini paylaşmak veya ulaşmak yerine sürekli bir şeyler ile “oyalanıyoruz”. Üstelik oyalanan sadece kullanıcılar değil. Bu programların tasarımcıları ve yazılımcıları da oyalanıyor. Böyle zekalar için para kazanmak her durumda mümkün olacakken neden yazılımcılar büyük zeka güçlerini insanlığı geliştirmeyi teşvik eden yazılımları icat etmek yerine ne yediğimizi, ne geğirdiğimizi bilmek isteyen yazılımları icat etmek için kullanmaya başladı?

Dikkat etmemişsinizdir, ama şimdi dikkat edeceksiniz, internette eski basılı ansiklopedik bilgilere, edebiyat eserlerine ulaşmak bir hayli zor. Örneğin Asya Kıtasını eski basılı ansiklopediler en az 50 sayfa ile anlatırken internette koca kıta için ancak 3-4 sayfa bilgiye ulaşabiliyorsunuz. O da iyi niyetli yayınevleri veya birileri internete koymuş ise ne ala. Çünkü hem dünyada hem ülkemizde ileride bilgiyi üretecek ve paylaşacak olan sağlam öğrenim alan gençler, önemli olan sadece sensin, toplum yararını boş verin mottosu ile eğitiliyorlar.

Sahi İnsanlık, Instagram veya Facebook’un geliştirilmesi için harcadığı işgücü, zaman ve maddi yatırım ile kaç ülkeyi kalkındırabilir veya kaç hastalığa çare bulabilirdi? Verilere göre bir milyar kullanıcısı olan Instagram gelecekte nasıl hatırlanacak? Bu yazılımları bir bilişim keşfi olarak değerlendirmek doğru mu? Yoksa bu yazılımlar sadece yeni sanal Roma arenaları ve kumları mı olarak hatırlanacak?

Örneğin geçen öğrendiğim bir bilgi, Instagram programının logosunu değiştirmek için tam 3 ay boyunca onlarca grafik ve web tasarımcısı, gün yüzü görmeden, yüzlerce saat harcayarak, birbirine benzer on binlerce Instagram logosu çizmiş. Sahi bunun gerçekten insanlığa ne yararı var? Amaç sadece yeni logo ile bu oyalanma programını daha çok insana kullandırmaktı. Ama aslında ortaya çıkan hem tasarımcılar, hem kullanıcılar açısından çok büyük israf değil mi?

Benim açımdan insanların giderek artan sosyal medya bağımlılığı, meteor dünyanın atmosferine girerken yukarı bakıp hala ağızlarındaki otun tadını çıkarmak için geviş getiren dinazorların durumundan pek farklı değil. Ama dinazorlar bizden daha masum. Onlar başlarına geleceği tahmin edemezdi. Ya insanoğlu? Türlü felaketleri yaşasa da ve yenilerinin de yaklaştığını bilse de en iyi beyinlerini, dünya halkının diğer kesimini oyalamak için yeni sanal arenalar inşa etmek için kullanıyor. Halkın diğer kesimi ise zaten yeni Roma arenaları sosyal mecralarda kan görmek için can atıyor. Bir durup, geldiğimiz yola baksak mı acaba?

YORUM EKLE