29 Ekim 1923, Pazartesi... Bilenler bilir, içten içe titretir. Soğuk bir Ankara akşamı, saat 21.00, Meclis bahçesi... 

3 el ateş edilerek duyuruluyor Cumhuriyet... Akşamdan güneş doğuyor vatana.

Türk kavminin sonsuza dek yaşayacağı yönetim biçimi CUMHURİYET; tüm ülkede, aynı saatte, saat: 21.00'de başlayan yine 3 pare top atışlarıyla duyuruluyor.

Dedim ya: Akşamdan doğdu güneş. Tüm ülkeyi sarıyor sıcaklığı. Halk; olabildiğince coşkulu, sokakları dolduruyor. Bayram olarak kutlanacağına dair henüz bir açıklama yok.

19 Nisan 1925’te; Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, 4 maddelik kanun görüşülüyor ve 29 Ekim 1925 günü; Cumhuriyet Bayramı, resmi olarak ilk kez kutlanıyor.

*****

Halktan büyük güç yok! Halkın dediği oluyor ve dikkatinizi çekerim; halka bu günün bayram olacağı daha söylenmeden, halk daha bayrama yöneltilmeden bu haberi duyar duymaz, kendi kendine bayram kutlaması yapmasıdır halkın aslolan…

Cumhuriyet budur!

Bayram budur!

Onun içindir ki; hissedene, Cumhuriyet Bayramı en büyük bayramdır...

Halktan alır çünkü halktan gelir gücü...

*****

Milliyet Gazetesi'nde, 'Cumhuriyet Günü' adlı makalede, güne dair başlık şöyledir: 29 Ekim 1923, Pazartesi, Saat: 21.00... Şehirden uzak uzak davul sesleri geliyordu.

Haberi ise şöyle: 29 Ekim 1923, Pazartesi, Saat: 21.00... Ulus Meydanı son köşesine kadar dolu, iğne atsan yer yok. Ankara’nın ve bütün Türkiye’nin nabzı burada atıyor. Sırtı en ağır kürkle örtülü şık bayan ve silindir şapkalı şehirli ile ayağı çarıklı, sarı keten gömlekli köylü ve ipini koltuğuna almış hamal; yan yana, omuz omuza...

Gazete nasıl güzel tarif etmiş: Herhangi bir resmiyete bağlı olmaksızın; halkın kendi kendine kutlama yapması, en büyük bayramı, Cumhuriyet Bayramı'nı böyle doğurmuş işte. Serpmiş sonrasında tüm yüreklere...

Tüm yüreğiyle hissedenlerin, en büyük bayramı kutlu olsun...

Dalya dedik, 100 yıldır kutluyoruz bayramımızı, kimseden izin almadan. Sonsuza kadar da kutlayacağız. 101, 102, nice nice yüz yıllar; kutlayacak, coşkusunu yaşayacağız...