SEMİ TEKTAŞ/Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) “mutlak butlan” tartışması devam ediyor. 38. Olağan Kurultay’ın yok sayılmasıyla Genel Başkan Özgür Özel’in dönemi sona ermiş, 7’nci Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlık makamına geri gelmişti. Tartışmalar sürerken CHP İzmir İl Başkanlığı’nın çağrısıyla partililer, İl Başkanlığı önünde mini bir miting için bir araya geldi.
Mitinge; CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP’li ilçe başkanları, ilçe belediye başkanları, İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, siyasi partiler, STK ve dernek temsilcileri ile yurttaşlar katıldı.
Kılıçdaroğlu’na tepki
Butlan ile CHP Genel Başkanlığna gelen Kemal Kılıçdaroğlu’na tepki gösteren Tugay, “Hepimizin en çok kahrolduğu şeylerden biri şudur: Siyaseti kendi çıkarı için yapan, altındaki koltuk gittiğinde ya da sahip olduğu imtiyazlar elinden kayıp gittiğinde sadece bunun derdine düşen; dilinde demokrasi, sözünde siyaset ama damarlarında ahlaksızlık dolaşan bazı insanlar var. Onlar uyurken biz gecelerin geç saatlerine kadar çalıştık. Onların uyanmadığı sabahlarda, gün doğmadan alanlara indik, halka gittik ve onlar için oy istedik. Biz onları yoldaş sandık. Gerçek sandık. Ama meğer koca bir yalana dönüşmüşler. Koca bir enkaza dönüşmüşler. Bu milletin yüreğinde öylesine büyük bir yara açtılar ki… Çünkü milyonlarca insan sandığa gidip onlara oy verdi. İnsanlar o oyları bunlarla iş birliği yapsınlar diye mi verdi? Bu partiyi bu hale getirsinler diye mi verdi? Hangi vicdanla kabul ediyorsunuz bunu? Hangi yüzle gidip o koltuklara kendi hakkınızmış gibi oturacaksınız? Bunu kendinize nasıl anlatacaksınız? İçinize nasıl sindireceksiniz? Ben bu partinin evlatlarından biriyim. Utanmadan o binalarda nasıl duracaksınız? Utanmadan “Ben burada yöneticiyim” demeyi nasıl sürdüreceksiniz? Siz kime hizmet ediyorsunuz? Kimlerle iş birliği yapıyorsunuz? Bu millet, tarihinin en büyük ihanetlerinden birini yaşıyor. Tarihin en büyük hıyanetlerinden biriyle karşı karşıya. Ve bunu bize, türlü kılıklara girerek kendilerini bize inandıran insanlar yaşatıyor. Bakın, hepimiz Allah’ın kuluyuz. İnsan ölürken birbirine “Hakkınızı helal edin” denir. Ben hayatımda çok az insana bu kadar büyük bir haksızlık yapıyor gözüyle baktım. Yemin ederim, sorumlu olduğum bölgede ayağımı basmadığım tek bir toprak parçası yoktur. Konuşmadığımız insan kalmadı. İnsanları ikna edebilmek için adeta yalvarır hale geldik” dedi.
Tugay’ın konuşmasının satırbaşları şöyle;
“İnsanlar içkence görüyor”
Bu ülkede doğan, bu ülkenin yurttaşı olan herkesin… Nereli olurlarsa olsunlar, hangi etnik kökenden gelirlerse gelsinler, hangi dine mensup olurlarsa olsunlar, hangi mezhebe sahip olurlarsa olsunlar; herkesin bu ülkede hakkı var. Bu ülkenin zenginliği var, üretimi var. Ancak birileri bunları kendi zenginleşmesi, kendi çıkarı için kullanıyor. Küçük azınlıkları mutlu edip onlarla birlikte farklı çıkar grupları oluşturuyorlar. Bir tarafında sermaye, bir tarafında mafya, diğer tarafında ise siyaset üzerinden bu yapılarla dayanışma içerisinde olan insanlar yer alıyor. “Biz küçük bir azınlığı koruyalım, bu ülkenin büyük çoğunluğuna ise göz açtırmayalım” anlayışıyla hareket edenlerin zulmüne çok uzun yıllardır maruz kalıyor bu güzel ülke ve güzel insanları. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan bu hukuksuz müdahale, geçmişte başka siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına ve bu toplumun demokrat, aydın insanlarına da yapıldı. Asıl bedeli onlar ödedi. Gizli köşelerde, cezaevlerinde ağır işkencelere maruz kalan insanlar oldu. Ama bence en büyük eziyet, bu ülke için emek veren, iyi niyetle çalışan, herkesin iyiliğini isteyen insanlara yapıldı. Çünkü işkence her zaman insanın bedenine zarar vermekle olmaz. Bazen bir insanın her nefesinde acı çekmesi de işkencedir. Çevremizde bin bir türlü haksızlık yaşanırken, masum insanlar farklı eziyetlere uğrarken, insanların çocukları hayatlarından koparılırken; vicdan sahibi insanların bunlara ses çıkaramaz hale getirilmesi en büyük işkencedir. Bugün de bunun farklı bir boyutunu yaşıyoruz.
“O gün kimsenin sesi çıkmadı”
Birileri hakim oldu. Birilerinin sözü siyasette de mahkemede de devlet makamlarında da geçer hale geldi. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne kayyum atanmasını meşrulaştırmaya çalışanlara baktığımda şunu görüyorum: Cumhuriyet Halk Partisi toplumun farklı kesimleriyle uzlaşabilen bir yapıya dönüştü. Sağcısıyla da solcusuyla da konuşabilen, onları ortak bir zeminde buluşturabilen bir siyasi harekete dönüştü. Birileri ise bunun sonunun kendi açılarından iyiye gitmediğini gördü. Anladılar ki bu işi artık algı operasyonlarıyla, satın alınmış medya düzeniyle, sosyal medyadaki trol ordularıyla sürdüremeyecekler. Milletin uyandığını gördüler. Gençlerin ve yeni neslin farklı bir siyaset istediğini gördüler. İnsanlar artık birbirini düşmanlaştıran, köşeye sıkıştıran, kutuplaştıran bir düzen istemiyor. Bundan korktular.
"Bir yanlışlık varsa neden bunu kurultayın hemen ardından söylemediniz?"
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayı hakkında iki yıldır “şöyle usulsüzlük oldu, böyle şaibe var” denilerek gündem yaratılıyor. Oysa kurultayın üzerinden 14-15 ay geçti. O süreçte tüm resmi makamlar sonucu onayladı. İlçe seçim kurulları, il seçim kurulları, Yüksek Seçim Kurulu… Hepsi onay verdi. O gün kimsenin sesi çıkmadı. Sonra birdenbire ortaya çıkıp “Bu kurultayda usulsüzlük var” demeye başladılar. Biz de dedik ki: “Eğer gerçekten bir yanlışlık varsa neden bunu kurultayın hemen ardından söylemediniz? Bir hafta sonra, bir ay sonra dile getirseydiniz zaten gerekli incelemeler yapılırdı.” Ama onlar bir şaibe hikâyesi yaratmayı tercih etti. Olmayan bir şeyi, ellerindeki medya gücüyle ve sosyal medya ağıyla sürekli tekrar ederek insanlara gerçekmiş gibi anlatmaya başladılar.
“Biz bile 'Bu kadar da olmaz' dedik”
Biz bile “Bu kadar da olmaz” dedik. Bu millete bu kadar akılsız muamelesi yapılamaz diye düşündük. İnsanların aklıyla bu kadar alay edileceğine inanamadık. Açık söylemek gerekirse, bunun olabileceğini düşünemedik. Çünkü bırakın Türkiye’yi, dünya tarihinde bile bunun örneğini bulamazsınız. En baskıcı, en faşist rejimlerde dahi böyle bir saçmalığa rastlayamazsınız. Bu kötü düzene hizmet edenlerle, bu kötü düzeni bitirmek isteyenler artık birbirinden ayrılsın. Yarından sonra çoluğuyla çocuğuyla, yaşlısıyla, hastasıyla, emeklisiyle, çiftçisiyle, öğrencisiyle bu ülkenin her bir insanı mutlu olsun, hakkını alsın. Bu ülkede öyle bir düzen kurulsun ki kimse üç kuruşa boyun eğmek zorunda kalmasın. Yolsuzluk bitsin, hırsızlık bitsin, mafya düzeni son bulsun, uyuşturucu son bulsun. Bu ülkenin içine ellerini uzatan, kötü emeller peşinde koşan herkese karşı hep birlikte mücadele edelim. Biz buradayız. Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeye devam edeceğiz. Bu ülkenin evlatları başaracak bunu. Bu ülke, kendi insanlarıyla iyileşecek. Buna inanın.





