TÜİK verilerine göre en çok tarımsal hasıla oluşturan 10 ilimiz; Konya, İzmir, Antalya, Şanlıurfa, Mersin, Manisa, Bursa, Adana, Muğla, Balıkesir. TÜİK verilerinin bu konuda doğru olduğunu inanıyorum. Zira bu verileri eğip-bükmeye ihtiyaç yok. (Devletin kurumlarının yıpratılması ne kötü, hemen akla, “TÜİK’se inanma” söylemi düşüyor.) Bu 10 ilin 4’ü Ege bölgemizde. Hele hele İzmir-Manisa toprakları aynı tarımsal havza.

Aslına bakarsanız bu ortak tarımsal havza birlikte yönetilmeli. İki şehrin yerel yönetimleri ve merkezi yönetim kurumları ile birlikte, ortaklaşa kararlar üretilirse, bilimsel yöntemlerle, bu verimli tarımsal havzanın daha efektif kullanılması pek ala mümkündür.

Ürün deseni planlaması, havza su yönetimi, atık yönetimi, kompost üretimi vs. gibi konularda oluşacak tarımsal simbiosis, Manisa-İzmir tarım havzasını kesinlikle Türkiye’de ilk sıraya taşıyacaktır.

2000 yılından bu yana bu iki ilin sıralaması üç aşağı beş yukarı çok değişmemiş. İzmir ve Manisa her dönemde ilk 5’te yer almış. 2010’dan sonra İzmir, ikincilik ve üçüncülükten aşağı hiç düşmemiş. En son 2024 verilerine göre Konya’nın altında ikinci sırada yer alıyor. İzmirli bu konumdan pek haberli değil, tarımsal hasılası hakkında fazlaca bilgi sahibi de değil.

İzmir “ne şehridir” soruları, Expo 2015 tanıtım çalışmaları sırasında sıkça sorulurdu; kimi sanayi, kimi kültür-turizm, kimi kongreler şehri olduğunu söylerdi. Bir “tarım şehridir”, diyene rastlamadım o zamanlar, ama rakamlar yalan söylemez. İzmir kim ne derse desin, bir tarım şehri olmaya daha yakın duruyor. Bu olguda, İzmir Büyük Şehir Belediyemizin büyük rolü vardır. Aziz bey döneminde “İzmir modeli” Tunç bey döneminde “Bir başka tarım mümkün” mottosu ile hareket eden belediyemiz, tarım için, üreticimiz için büyük yatırımlar yaptı. Köy yolları asfaltlandı, üreticiye damızlık hayvan, tohum, fide, gübre temin edildi. Fiyatı düşen ürünleri satın alarak, fiyatları dengeledi. Kısacası İzmir büyük şehir belediyemiz tarım konusunda elini değil, gövdesini taşın alına koydu.

Bence şimdi de İzmir ve Manisa’yı çok önemli bir görev bekliyor; Ortaklaşa, Türkiye’de öncü olma, savaşlar, iklim krizi ve su yokluğunda ülkemizi tarımda atağa kaldırma görevi. Aslında bu görev merkezi yönetimin görevi, ancak görüyoruz ki maalesef merkezi yönetim ve ilgili kurumları bu görevini yerine getirmiyor, getiremiyor.

Belediyelerimiz, nasıl kreşler, aşevleri, öğrenci bursları ve yurtları vs. gibi sosyal desteklerle halkımıza dokunuyorlarsa, bir el de tarıma atma vaktidir.

Modern üretim teknikleri konusunda üretici eğitiminden başlayarak, aslında tarımın evrildiği yönü üreticimize göstermenin zorunluluğu ortadadır. Tarımda vahşi sulamanın verdiği zararı halen yaşıyoruz. Bırakın tarımı, içecek su bulamamanın eşiğine geldik. Bu gidişle ileride açık tarım (geleneksel tarım) yapmak mümkün olmayacak, o nedenle şimdiden kapalı tarım, otonom sistemler, yapay zekanın tarımda, hayvancılıkta kullanımı gibi konularla üreticilerimizi hazırlamalıyız.

Tabii ki bu değişim bir anda olmayacaktır. Uzunca bir süre geçiş dönemi olacaktır. Bu süre içinde açık yani, geleneksel tarımı efektif hale getirmek için tedbirler alınmalı, eğitimler yapılmalı, vahşi sulama bitirilmeli, su tüketimi az olan ürün deseni çitçimize önerilmeli, kaçak kuyular kapatılmalı, arazilerin “hobi bahçesi” kisvesi altında parçalanması önlenmelidir.

Bu iki belediyemiz hiçbir şey yapmasa bile, tarımsal havza yönetimi planlarını şimdiden yapmalıdır. İzmir’e bağlı tarım organizeleri olan Kınık organize tarım bölgesi ve Dikili organize tarım bölgesine Manisa’dan ulaşmak çok daha kısa bir zaman almaktadır. Salihli organize tarım bölgesi de tamamlandığında, bu tarım organizelerinin tarıma sağlayacağı ivme, bölge için çok önemli kazanımlar getirecektir. Kısacası çok verimli, planlı, bölgeye olağan üstü edinimler getirebilecek bu tarımsal ekosistem vadisi, İzmir ve Manisa’nın geleceği konusunda çok önemli rol oynayacaktır.

Şimdiye dek muhalafet ve iktidar tarafından yönetilen bu iki kent, göründüğü kadarıyla, gelecekte tek parti tarafından yönetileceği için, ifade ettiğim birlikteliği rahatlıkla organize edebilecektir. Haydi İzmir, haydi Manisa tek başına kurtuluş yok. Ya hep beraber ya hiç.

** Tuik’ten son bir rakam daha; Türkiye’de tarımda 2025‘de % 30.9 üretim kaybı oldu.