İyi bir maç olur” düşüncesini taşıyorduk Basın Tribünü’ne girdiğimizde meslektaşım Esat Erçetingöz’le.

Göztepe-Altay maçında saha futbol oynamaya müsait, tribünler coşkuluydu.

Takımlar sahaya çıkarken Kadına Şiddeti Protesto amacıyla koltuklarına bırakılan kırmızı kartları gösteriyordu taraftarlar.

Yıllar sonra ilk kez deplasman yasağı bu maçta kaldırılmıştı valilikçe.

Zaman zaman iki takım tribünlerinden küfürlü tezahürat yapılıyordu.

Birden Göztepe tribünlerinde hareketlenme oldu, misafir tribününden atılan bir işaret fişeğiyle yaralananları almak üzere 2 ambulans sahaya girdi, oyun durmuştu.

Ardından sahaya atlayan bir Göztepe taraftarının korner bayrağı direğini söktüğünü ve koşarak Altay kalecisi Ozan’a peş peşe vurduğuna tanık olduk. Sonrası, maçın hakemi Emre Kargın’ın ve iki takımın içeri gidişi. O güzelim stat savaş görüntülerine bürünmüş gibiydi…

Ve yapılan anonsla da 22. dakikadan itibaren tatil edildiği bildirildi…

Sonrasında valilik açıklamasında, sırt çantalı ambulans şoförlerinin fişekleri içeri soktuğunun belirlendiği, 21 kişinin de gözaltına alındığı ifade edildi. (Savaşta bile fişek taşınmaz o ambulanslarda.)

 

xxxx

Olaylar sırasında bir an gözümden geçiverdi.

1967’deki Kayserispor-Sivasspor maçı, panikte 43 kişinin hayatını kaybetmesi, yine 1969 yılında Kırıkkalespor-Tarsus İdmanyurdu maçında ölenler, 1985’teki Brüksel’deki tarihe Heisel Faciası olarak geçen Juventus-Liverpool arasındaki finalde statta 39 canın yitmesi. Bir film şeridi gibi adeta…

Düşündüm, biz ne ara bu kadar insanlıktan çıktık?

Bu ne nefret, bu ne şiddet, bu resmen barbarlık!

Şiddet haberleri resmen medyadan taşıyor günümüzde.

Kadına şiddet, çocuğa şiddet, hayvana şiddet; hep bu topraklarda.

xxxx

Bu yazıyı içimden geldiği gibi yazıyorum.

Yine aklıma geliveriyor Felsefe Hocası Atilla Erdemli’nin 4.Olimpik Tırmanış Bildirisi’ndeki cümleleri;

(O Erdemli Hocadır ki; kimi zaman öğrenci, kimi zaman bir yüksek öğretmen, kimi zaman bir gazeteci, kimi zaman bir bilim insanı ama hepsinden de önce “sporcu” kimlikliydi.)
“…neden hor görürüz birbirimizi?/neden dokunmayız kardeşçe/neden uzanan dost eller vurulur kırılır?”

Ülkemizde bilimcinin saygınlığını ve dürüstlüğünü sürdüren Felsefeci Erdemli, “kim yarattı bu ayrılıkları?/kim kurdu bu düşmanlıkları?/biz/öyleyse/yine biz/düzeltebiliriz” diye sürdürmüştü o ünlü bildirisini.

Sonra T24’te her bir yazısını ciddiyetle okuduğum Sosyolog Ahmet Talimciler’in bu maça ilişkin analizini okuyorum;

4 Eylül 2022 tarihinde Ankaragücü-Beşiktaş karşılaşmasının bitiş düdüğünün ardından tribünden atlayan bir Ankaragücülü taraftarın hakemlere saldırısı çok konuşulmuştu.

Geldiğimiz nokta itibariyle Türkiye Futbol Federasyonu’nun, futbol sahalarında yaşanan şiddete yönelik göstermiş tavrın sonuçlarını yaşıyoruz.

Futbol sahalarında şiddet ile mücadele etmenin yolu şiddet gösterenlere şirin tavırlar sergilemekten geçemez! Eğer eyyamcı anlayışı dolaşıma sokarak durumu idare etmeye kalkarsanız, dönüp dolaşıp yaşananların çok daha fazlasını bulursunuz.

İşte İzmir’de yaşananlar tam da bu durumun yansımasıdır ve görünen o ki bu olayın ardından Türkiye Futbol Federasyonu ve yetkililer çok daha net hareket etmek durumunda kalacaklardır.”

Ne doğru tespitler Prof. Dr. Talimciler’den…

xxxx

Bu hadiseler, takım tutmak, o takıma sevdayla bağlanmakla -ne bileyim- fanatizmle izah edilemez! Resmen vahşet, bir kez daha barbarlıktır.

8500 yıllık “kadim kent” Güzel İzmir’e yakışmamıştır.

Elbette spor rekabettir ama düşmanlık değildir.

Spor sevgi demektir, spor dostluk demektir.

Ne diyordu Yani Baba öyküsünün sonunda Sait Faik;

Hey gidi Yani Usta hey. Üzülme be Usta. Beni gördüğün zaman gülümseyiver. Aldırma! Dünyada dostluk vardır be. O da ölmedi ya…

Sporun amacı, sevdirmek, sevgiyi yaymaktır.

Sporun gereği insanlar ve gruplar, hatta uluslar ve ülkeler arasında bile dostluklar yaratmak, düşmanlıkları silmektir.”

Elbette “Futbolu, futbol olmaktan çıkaran her türlü söz, eylem ve davranışı sonuna kadar reddetmeli ve net bir duruş sergilemeliyiz.”

Okan Yüksel Ustam’ın sözüyle; “1600 bilim dalının öğretildiği Oxford’da insan soyuna öğretilemeyen tek şey, dostluktur!..”

Bir kez, bin kez daha; spor rekabettir ama düşmanlık değildir!