Salyangoz gibi olmak

İzmir, geçtiğimiz günlerde CittaSlow Metropol unvanını alarak dünyanın ilk Sakin Metropolü oldu. Ülkemizi güzel gelişmelerin “ilk”lerinde görmeye hasret kaldığımız şu günlerde çok önemli ve gurur verici bir başarı bu. 

Tabii bu unvanı almış olmak, “oldum, piştim” anlamına gelmiyor.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de dediği gibi bu unvan aslında önemli bir projenin başlangıcı. Hem İzmir’in refahını büyütme projesi hem de bunu yaparken örnek ve öncü olma projesi…

***

CittaSlow yani Sakin Şehir kavramı, yerelden kalkınma modelinin desteklenmesini öngören bir anlayış. Bu kavram ve içerdiği değerler, 1999 yılından bu yana yavaş ama emin adımlarla dünyada kabul görmeye başladı. 

Uluslararası Cittaslow Birliği’nin öncülüğünde şu anda dünyada 30 ülkede 277 kente yayılmış durumda.

Peki, Sakin Şehir kavramı tam olarak ne anlama geliyor?

Bir kentin tarihiyle, doğasıyla, insanıyla, kültürüyle, onu özel kılan kimlik değerlerine sahip çıkması ve bunu tüketerek, sömürerek değil; üreterek, çoğaltarak yapması...

Sakin Şehir en basit tabiri ile: Geçmişine saygıyla sahip çıkarak geleceğe sağlam ve sürdürülebilir adımlar atabilme becerisine sahip kentleri tanımlıyor.

***

Aslında “Sakin Şehir”, nüfusu 50 binin altında olan kentlere verilen bir unvan. Çünkü şu bir gerçek ki; nüfusun çoğalması maalesef kentlerin kimliğini ve değerlerini olumsuz etkiliyor! 

Ama bir yanda da sürekli büyüyen bir dünya nüfusu gerçeği var. Şehirler büyüyor, büyüdükçe refah düşüyor! Bu tabloyu değiştirmek “CittaSlow” mantığını metropollere de entegre etmekten geçiyor. İşte İzmir bu büyük misyonu üstlenmiş durumda. İnsan nüfusunun milyonları aştığı büyük metropollerde de daha güzel ve daha huzurlu bir gelecek kurmanın mümkün olduğunu İzmir örneği tüm dünyaya gösterecek. 

Tabii bu hayalin gerçekleşmesi sadece Büyükşehir Belediyesi’nin çabasıyla olacak iş değil! Topyekun bu anlayışı destekleyebilmemiz şart.

Yani; CittaSlow vatandaşı olabilmemiz lazım. 

Çevreyle barışık yaşayarak, tasarruf ederek, yaşam ve tüketim alışkanlıklarımızı sadece bireysel değil toplumsal refaha uygun olarak yeniden düzenleyerek, üreterek, toplumsal çalışmalara katkı koyarak, farklı görüşlerden, kimliklerden olan herkesle barış içinde yaşayarak, kentimizi taşıyla, toprağıyla, insanıyla, hayvanıyla severek, sayarak bunu yapabiliriz.

***

Başkan Soyer’in konuşmasında benim en dikkatimi çeken kısım “salyangoz” örneği oldu. Soyer’in sözlerini aynen aktarmak isterim:

“CittaSlow’un logosu olan salyangoz, birbirimizle ve doğayla uyumun önemini simgeliyor. Salyangozlar, antenleriyle dünya ile iyi ilişki kurar. Vakur bir şekilde ilerlerken, arkasında iz bırakır. Sert kabuğu sayesinde içindeki değerleri korur. Salyangoz, insanın bu gezegendeki var oluşundan çok daha eskiye giden bir geçmişe sahiptir. Bunu, doğanın ritmiyle uyumlu bir hızla yol almasına borçludur. Zaten, hız ve haz arasında ters bir bağ vardır. Hızlandıkça haz ve huzuru kaybederiz. Sakinleştikçe, düşünce ve duygularımız derinleşir. CittaSlow’un değerlerine sahip çıkarak emin adımlarla ilerlemenin simgesi olan Salyangoz logosu, Avrupa başta olmak üzere bütün dünyada iyi yaşamın, yerelliğin ve özgünlüğün işareti kabul ediliyor.”

Mutlu ve refah içinde bir metropol hayali “salyangoz” gibi olabilmekten geçiyor! Haydi, hep birlikte arkamızda güzel bir iz bırakmak için ilk adımı atalım. 

***

Mucize Kafes ile işler tıkırında!

Mucize Kafes sistemi ile ilgili sık sık yazıyorum; yazmaya da devam edeceğim. Kısırlaştırma, kentlerimizde bizlerle birlikte yaşayan sokak hayvanlarının refahını artırabilmemizin tek geçerli yolu! Bu nedenle de kısırlaştırmayı artıracak tüm çabaları desteklemek önemli.

Bu sayfayı okuyanlar zaten Mucize Kafes’in ne olduğunu artık iyi biliyor ama kısaca yine aktaralım:

Mucize Kafes adı üstünde kafes şeklinde taşınabilir bir yapı. Ama bildiğiniz kafeslere göre çok büyük boyutlarda. Bu kafesler, sokak hayvanı nüfusunun yoğun olduğu beslenme bölgelerine konuluyor. Patili dostların kafese girmeleri için içine yiyecek ve su konuluyor. Hayvanlar buraya geldiğinde kafes kapatılıyor ve kaçmalarının önüne geçiliyor.

Mucize Kafes sayesinde hayvanları incitmeden, korkutmadan yakalamak; kısırlaştırıp sonra da alındıkları bölgeye bırakmak kolaylaştı. Böylece, normal şartlarda yakalanamayan birçok patili dost kısırlaştırıldı.

TÜM KÖPEKLER KISIRLAŞTIRILDI

Mucize Kafes ile ilgili HAYTAP İzmir Temsilcisi Esin Önder’in son iki paylaşımı Narlıdere ve Çeşme’den…

Narlıdere Narbel’e konulan Mucize Kafes sayesinde bu bölgedeki tüm köpekler yakalanıp kısırlaştırılmış! Gerçekten de adı gibi mucize gerçekleşmiş.

Bir güzel haber de Çeşme’den. Çeşme Deliklikoy’a da sonunda Mucize Kafes konulmuş.

Mucize Kafes şu ana kadar Konak, Menemen, Balçova, Kemalpaşa, Narlıdere, Karaburun ve son olarak Çeşme’deki popülasyon yoğunluğunun olduğu noktalara yerleştirildi ve bu yöntemin başarısı artık kendini kanıtlamış durumda.

Önder, “Şimdi Foça Belediyesi de yapıyor, yakında orada da Mucize Kafes’in mucize sonuçlarını almaya başlayacağız. İzmir Büyükşehir Belediyemizden tüm ilçeler için istedik. Sırayla hepsinde bu sistem hayata geçecek. Özellikle yakalanmayan canlar için harika bir yöntem bu. Yakalama konusunda sıkıntı çeken her belediyeye tavsiye edilir” dedi.

***

Nazlı hala umutla bekliyor

Nazlı’nın mucize kurtuluş öyküsünü 3 ay önce bu sayfada yazmıştım. Kısaca hatırlatmak gerekirse;

Nazlı kışın İzmir Menderes’teki Şopengazi Bakımevi’ne giderken hayvansever Gülgün Hamamcıoğlu tarafından ormanlık alanda çenesi paramparça halde bulunmuştu. Nazlı köpek hemen İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü’nce tedavi altına alınmıştı. Veteriner hekimlerin emeği, çabası ve becerisi; köpeğin de yaşama azmi ile mucize gerçekleşmiş, yaşamaz denilen Nazlı iyileşmişti. Ölümün kıyısından dönerek hayatta ikinci şansını elde eden Nazlı köpek için şu ana kadar yuva bulma çabaları ise sonuç vermedi.

BİR DE YUVASI OLSA

Nazlı ile ilgili gelişmeleri sık sık Facebook sayfasından paylaşan HAYTAP İzmir Temsilcisi Esin Önder,

şu ifadeleri kullandı: “Nazlı köpek için maalesef henüz yuva bulamadık. O nedenle bu canımız Şopengazi Bakımevi’nde kalıyor. Nazlı hayat ve sevgi dolu bir can. Geçtiğimiz gün bakımevi ziyaretinde bacaklarıma sarıldı bırakmak istemedi. Keşke ona yuva bulabilsek. Arayışlarımız sürüyor. İlgilenenler 0532 294 92 08 no’lu telefondan iletişime geçebilirler.”

***

Sosyal Medyadan İnciler

Bu hafta sosyal medyada benim dikkatimi, 16 Haziran Dünya Deniz Kaplumbağaları Günü ile ilgili paylaşımlar çekti. Farkındalık hareketine bir katkı koymak adına, sosyal medyadan deniz kaplumbağaları ile ilgili yansımaların bir derlemesini paylaşmak isterim.

- Deniz kaplumbağaları, 110 milyon yıldan daha fazla bir süredir dünya denizlerinde yaşıyor.

- Uluslararası Doğanın Korunması Birliği (IUCN) deniz kaplumbağalarını tehlike altındaki türlerden biri olarak değerlendiriyor.

- Deniz ve kıyılarda gelişim, turizm, tekne çarpması, deniz kirliliği, hedef dışı avcılık, yasa dışı ticaret, yuvalama kumsallarının habitat kaybı nedeniyle bozulması, deniz kaplumbağası popülasyonlarına yönelik insan faaliyetlerinden kaynaklanan tehditlerden sadece birkaçı.

- Ege ve Akdeniz kıyıları caretta caretta’ların önemli yuvalama bölgeleri arasında yer alıyor.

- Deniz kaplumbağaları çevre için son derece önemli. Onlar yok olursa, dünya sularındaki tüm yaşam ve fauna da bu durumdan olumsuz etkilenecektir.

- Günümüzde, 1000 deniz kaplumbağası yumurtasından sadece 1 tanesi hayatta kalıp yetişkinliğe erişebilmektedir.

***

Kimi Takip Etsek?

Sizler için bu haftaki takip önerim Buğday Derneği’nin Instagram hesabı. Yaklaşık 250 bin kişinin takip ettiği bu hesapta; sağlıklı gıda, sağlıklı üretim ve çevre dostu çözümlerle ilgili faydalı bilgiler ve yönlendirmeleri bulabilirsiniz.

Instagram: @bugday_dernegi

***

Akıllı, uslu ve sevgi dolu bir prenses

Bu güzel can maalesef sokağa terk edildi. Yaklaşık bir yaş civarında güzeller güzeli bir prenses. Tuvalet eğitimi mükemmel, diğer köpeklerle arası gayet iyi, komut alabilen, sevgi dolu, ev içinde yaşamı bilen sorunsuz bir can. Böyle iyi huylu bir can dostu sahiplenen yaşadı. Tel: 0 530 692 58 12

Bu bebek sokakta bir başına yapamaz

O henüz 3 aylık bir bebek. Sakallı terrier kırması bu güzel can şimdilik geçici olarak koruma altına alındı. Ancak geçici evinde zamanı hızla tükeniyor. O barınakta, sokakta yaşayamaz. Bu güzel canı ömür boyu sevip, bakacak sorumluluk sahibi bir hayvansever aranıyor. Tel: 0 505 319 65 17

Kangal melezi minikler çok tatlı

Sokakta dünyaya gözlerini açan birbirinden güzel ve tosuncuk Kangal melezi yavrular yeni ailelerine kavuşmak için dört gözle bekliyor. Masum ve sevimli minikler sokakta kalmasın; sonları barınak olmasın. Evinde, bahçesinde ve en önemlisi kalbinde yeri olanlar için tel: 0 546 740 37 54

***

Haftanın Karesi

Hafta sonuna “annesine aşkla bakan yavru kedi”nin fotoğrafı ile merhaba diyelim…

YORUM EKLE