Bir yanda şiddet, bir yanda temel ihtiyaç eksikliği… Okullarda kriz derinleşirken çözüm olarak “yapay zeka” sunuldu. Temizlik yok, güvenlik yok, rehberlik yetersiz… Öğrenciler şiddetin gölgesinde eğitim görmeye çalışırken, veliler güvenlik için para topluyor. Bu tabloda Milli Eğitim Bakanlığı çözüm olarak “yapay zekâ destekli güvenlik sistemi”ni gündeme getirdi. Eğitimciler ve veliler, temel ihtiyaçların dahi karşılanamadığı okullarda teknolojik çözümlerin gerçek sorunu örtmeye çalıştığını belirterek, “Sorun şiddeti tespit etmek değil, o şiddeti üreten koşulları ortadan kaldırmak” diyerek tepki gösterdi.
“Sorunun kaynağına inilmiyor”
Eğitim Sen 1 No'lu Şube Yürütme Kurulu Başkanı Hamdi Çalık, açıklanan önlemlerin sorunu çözmeye değil görünürlüğünü yönetmeye yönelik olduğunu söyledi:
“Bakanlığın açıklamalarının, kamuoyunda oluşan haklı tepkileri yatıştırmak için kurulmuş sözler olduğunu düşünüyorum. İster polisiye tedbirler olsun, ister teknolojinin devreye sokulması… Bunlar sorunu ortadan kaldırmaz. Sorunun kaynakları var olduğu sürece, sorun kendini yeniden üretir. Bu nedenle asıl yapılması gereken, sorunun kaynağını ortadan kaldırmaktır.
Çocuklar neden her geçen gün daha fazla şiddete yöneliyor? Neden kendilerini ifade etmek için şiddeti araç olarak seçiyor? Bu soruların cevapları aranmalı ve alınacak tedbirler buna göre belirlenmelidir. Bakanlığın bahsettiği önlemler önleyici tedbirlerdir; ancak sorunu ortadan kaldıran tedbirler değildir.
Önleyici tedbir almak başka bir şeydir, sorunu çözmek başka bir şey. Yapay zekâyı devreye sokarak, şiddet eğilimi olan çocukları tespit etmekten bahsediliyor. Peki bu eğilimleri ortadan kaldırmak için ne yapılıyor? Bu yaklaşım, çocukların şiddete yöneleceğini peşinen kabul etmek anlamına gelir.
Siz, çocukları şiddete yönelten nedenleri ortadan kaldırmadan; onları kameralarla, yapay zekâyla, güvenlik görevlileriyle izlemeyi öneriyorsunuz. Bu, şiddeti değil, sadece görünürlüğünü kontrol etmeye çalışmaktır.”

“Okullarda sabun yok, yapay zekâ konuşuluyor”
Çalık, okullardaki temel eksikliklere dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bu nedenle bakanlığın açıklamalarını, kamuoyunun tepkisini azaltmaya yönelik söylemler olarak değerlendirmek gerekir. Çünkü bırakın yapay zekayı devreye sokup kameralar yerleştirip, oradaki olup bitenleri analiz edip, raporlayıp, bakanlığın önleyici tedbirler almasını sağlayacak teknolojik düzenlemeleri… Okullarına daha bir temizlik görevlisi gönderememiş bir bakanlıktan bahsediyoruz. Okullarına daha çocukların bir bardak su içmesini sağlayabilecek düzenlemeleri yapamamış bir bakanlıktan bahsediyoruz. Bir okula sebil koyamamışla, her okula, her köye, her mahalleye yapay zekâ kamera sistemleri nasıl kurulacak… Şimdi bunlar kamuoyunun tepkisini azaltmak için söylenmiş laflar değilse nedir? Ya da göstermelik birkaç yerde kamera sistemi kurup “biz önlem aldık” demek bu sorunların çözümü anlamına gelmez.”

“Ortada somut çözüm yok”
Veli-Der İzmir Şube Başkanı Necati Kalafat da açıklamaların içinin boş olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Açıklamayla ilgili hiçbir değerlendirme yapılamaz. Çünkü açıklamanın içerisinde somut bir soruna değen bir şey yok. Rehberlikle ilgili yapay zekâ destekli, çocukların psikolojik değişimini erkenden fark eden bir sistemden bahsediyor. Yani yapay zekâ ile çocukların algoritmasını çözmek gibi… Bunlar inanılmaz, bilimde de yeri olmayan, sadece teknolojik kavramların adına sığınarak yapılmış bir kurgu. Hiçbir açıklamasının karşılığı yok. Zaten rehber öğretmenlerde de epey bir eksiklik var. Ortaokullarda yüz elli öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor. Köy okullarını düşünün ya da küçük okulları düşünün. Öğrenci sayısı yüz kırk dokuzsa o okullara rehber öğretmen atanmıyor. Liselerde de beş yüz öğrenciye bir öğretmen gibi bir oran var.”
“Güvenlik de yok, personel de”
Kalafat, okullardaki yapısal sorunlara dikkat çekerek şunları söyledi:
“Okullarda güvenlik meselesi ciddi anlamda bir sorun oluşturmuştur. Okulların temel ihtiyaçlarını giderecek imkânlar sağlanmamaktadır. Güvenlikten tutun da temizlik personeline kadar atamalar yapılmıyor. Eğitim sistemimizde güven kalmadı, çocuklar artık üniversite sınavına bile girmiyor. Bakan ne diyor? ÇEDES gibi, MESEM gibi projelerle eğitim sistemini toparlayacağız. Okullara psikolojik danışman atamak yerine ilahiyat mezunu imamları atayacağım, onlar da çocuklara şükretmeyi öğretecek.. Şimdi de söyledikleri şeyler hiçbir sorunu çözmeye yetmiyor.”
“Mesela şöyle diyebilirdi: “Biz bütçe istiyoruz, okullarımıza güvenlik görevlisi atayacağız.” Ama onun yerine polislerle bir anlaşma yapılıyor. Ve polisler, inanın, bir gün durdular okullarda. Ertesi gün gittiler ve velilerden para toplanarak okullarda güvenlik görevlisi tutulmaya başlandı. Peki bu nasıl olacak? Bu güvenlik görevlileri hangi kriterlere göre tutulacak? O güvenlik görevlilerinden öğrencileri kim koruyacak? Hangi eğitimlerden geçecekler?”
Kalafat, açıklanan politikaların sorunu çözmek yerine baskıyı artırdığını belirterek şunları söyledi:
“Bunları söylese bakan, bu durumu anlayacağız. Ama onun yerine yapay zekâ, teknolojik şeyler… Öğretmenlere yakında “haftada üç gün nöbet tutun, sabah sekizden akşam beşe kadar okulda bekleyeceksiniz” derler. Yani baskıcı yöntemlerle sorun çözmeye çalışıyorlar. Gerçek sorunlardan kaçarak çözüm üretmeye çalışıyorlar.”





