Mordoğan Mahallesi sınırları içinde yer alan ve yaklaşık 288 bin metrekare büyüklüğe sahip alanı kapsayan plan; otel, tatil köyü ve günübirlik tesisleri içeren yoğun bir yapılaşma öngörüyor. Proje kapsamında 147 bin metrekare tatil köyü, 85 bin metrekare otel alanı ve çeşitli turizm kullanımlarıyla birlikte toplamda 231 bin metrekarelik yatırım hedefleniyor.

Ancak söz konusu alan yalnızca bir turizm parseli değil; doğal sit alanları, tarım arazileri ve dere yataklarını da kapsayan hassas bir ekosistemin parçası.

Büyükşehir baştan beri karşı: “Plan bütünlüğüne aykırı”

Plan sürecinin başından itibaren İzmir Büyükşehir Belediyesi projeye mesafeli yaklaştı. Büyükşehir, ilgili alanın üst ölçekli planlarda “tarım alanı” ve “doğal karakteri korunacak alan” olarak tanımlandığını vurgulayarak, turizm ve konut odaklı kullanım kararlarının plan bütünlüğünü bozduğunu savundu.

Bakanlığa iletilen teknik görüşte, bu tür bir kullanım değişikliğinin şehircilik ilkelerine ve mevcut plan kararlarına aykırı olduğu açıkça ifade edildi.

“Sakınca yok”tan geri dönüş: Karaburun Belediyesi’nden U dönüşü

Tartışmanın en dikkat çekici yönü ise Karaburun Belediyesi’nin süreç içindeki tutum değişikliği oldu.

İlk aşamada, planın “eko-agro turizm” kapsamında değerlendirilebileceğini belirterek “sakınca yoktur” görüşü veren ilçe belediyesi, plan askıya çıktıktan sonra bu görüşünü tamamen değiştirdi.

Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan imzasıyla askı sürecinde sunulan itiraz dilekçesinde, planın kamu yararı ilkesinden uzaklaştığı ve özel yatırım talepleri doğrultusunda şekillendiği vurgulandı.

İtirazın merkezinde ‘kamu yararı’ vurgusu

Karaburun Belediyesi’nin itiraz metni, planın yalnızca teknik değil aynı zamanda ilkesel açıdan da sorunlu olduğunu ortaya koyuyor.

Dilekçede, planın işvereninin özel bir şirket olduğuna dikkat çekilerek, imar planlarının temel amacının kamu yararı olduğu hatırlatıldı. Bu kapsamda, plan kararlarının özel bir yatırımcının ihtiyaçlarına göre şekillenmesinin şehircilik ilkeleriyle bağdaşmadığı ifade edildi.

Büyükşehir'den engelli kadınlar için sağlıkta yeni kapı açıldı
Büyükşehir'den engelli kadınlar için sağlıkta yeni kapı açıldı
İçeriği Görüntüle

Belediye ayrıca, Özel Çevre Koruma Bölgesi statüsüne sahip alanlarda yapılaşma baskısının sınırlandırılması gerektiğini vurgulayarak, yoğun turizm kullanımının bu yaklaşım ile çeliştiğini belirtti.

Şirket detayı: Parseller tek elde

Planlamaya konu alanın mülkiyet yapısı da tartışmaların önemli başlıklarından biri oldu. Bölgedeki parsellerin tamamının Samsun merkezli Yeşilyurt Demir Çelik Endüstri ve Liman İşletmeleri A.Ş.’ye ait olduğu ortaya çıktı.

Bu durum, planın kamu yararından ziyade “adrese teslim” bir yatırım olduğu yönündeki eleştirileri güçlendirdi. Aynı şirketin bölgedeki başka büyük yatırımlarla komşu konumda olması da dikkat çekti.

“Ekosistem tehlikede”

Plan yalnızca belediyeler arasında değil, yerel halk ve sivil toplum örgütleri arasında da ciddi tepkiyle karşılandı. Karaburun Kent Konseyi ve çeşitli sivil inisiyatifler, planın askıya çıkmasının ardından eş zamanlı itiraz süreçleri başlattı.

Bölge savunucuları, Karaburun’un “bakir koylarının” yoğun turizm yatırımlarıyla geri dönüşü olmayan bir tahribata uğrayabileceğini savunuyor.

Ekosistem bütünlüğünün bozulacağı, tarım alanlarının yok olacağı ve bölgenin doğal karakterinin geri dönülmez biçimde zarar göreceği uyarıları öne çıkıyor.

Plan neyi değiştiriyor?

Askıya çıkan planlar yalnızca tek bir ölçekten ibaret değil.

  • 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği
  • 1/5.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım Plan
  • 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı

Bakanlık tarafından hazırlanan bu üçlü plan seti, bölgenin uzun vadeli kullanım kararlarını doğrudan belirleyecek nitelik taşıyor.

Karaburun, son yıllarda artan imar baskısı ve turizm yatırımlarıyla sık sık gündeme geliyor. Özel Çevre Koruma statüsüne rağmen, yarımadada büyük ölçekli projelerin gündeme gelmesi “koruma-kullanma dengesi” tartışmasını yeniden alevlendirdi.

Son planla birlikte ortaya çıkan tablo ise yalnızca bir imar tartışması değil; yerel yönetimler, merkezi idare, şirketler ve sivil toplum arasında çok katmanlı bir gerilim alanına işaret ediyor.

Süreç nasıl ilerleyecek?

Askı sürecinde yapılan itirazların ardından gözler şimdi Bakanlığın vereceği karara çevrildi. Gelen itirazların değerlendirilmesi sonucunda planın aynen onaylanması, revize edilmesi ya da iptal edilmesi ihtimalleri masada.

Kaynak: HABER MERKEZİ