Sektöründe gelenekleri yıkan kadın

Sektöründe gelenekleri yıkan kadın

Üniversiteden sonra İstanbul'da kalıp kendi yolunu çizmeyi hedefleyen Anıl Yüksel, babasının artık aktif çalışma hayatını bırakmak istemesi üzerine İzmir'e dönerek işlerin başına geçti. Erkek egemen bir sektörde kendini kabul ettirdiği gibi sektörün erkek egemen yapısının da kırılmasını sağladı.


Markasıyla aynı adı taşıması sebebiyle oldukça ilginç anlar yaşayan Anıl Yüksel, “Müşterilerimizi ziyaret etmeye başladığım ilk zamanlarda 'tamam da Anıl Yüksel kim?' diyorlardı. Merhaba ben Anıl dediğimde 'inanmam nüfus cüzdanını çıkar' diyen bile olmuştu” diyor.
İşi, oğlu Emir ve EGİAD arasında mekik dokuyan, arabayla uzun yolculuklar yapmaktan ve küçük kasabaları keşfetmekten keyif alan Anıl Yüksel ile, Anıl Yüksel Boya'yı, oğlu Emir'i, EGİAD seçimlerini ve gelecek planlarını konuştuk.

Kısaca Anıl Yüksel'i tanıyabilir miyiz?
1983 İzmir doğumluyum. Yeditepe Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölümü mezunuyum. 2006 yılında mezun olduktan sonra aile işletmemizde çalışmaya başladım. Karabağlar sanayisindeki ilk kadın boya distribütörü olduğum söylenebilir.

Üniversitede okurken hedefiniz aile işletmesinde çalışmak mıydı? Başka hayaliniz var mıydı?
Dönmeyi düşünmüyordum aslında. İstanbul'da uluslararası ticaretle ilgili profesyonel olarak bir yerlerde çalışmayı düşünüyordum. Bununla ilgili araştırmalarımı da yapmıştım. Hatta mezun olmadan önce stajlarımı yaptığım firma benden çok memnundu ve İzmir'e dönmemi istemiyordu. Bana iş teklifinde bulunmuşlardı. Ama ailem nedeniyle kabul etmedim ve İzmir'e döndüm. Geldikten sonra şirkette kendimi kabul ettirmeye, İzmir'e alışmaya çalıştım. Biraz bocaladım. İzmir'e adapte olmam biraz zaman aldı. Çünkü bütün çevrem, arkadaşlarım İstanbul'daydı.



Alışamadınız sanırım.
1 sene sonra yeniden İstanbul'da iş araştırmaya başladım. Uçak parçaları ithalat-ihracatı yapan bir firmadan iş bulup İstanbul'a döndüm. 1,5 sene çalıştım, tecrübe kazandım. Ama aile faktörü tekrar devreye girdi ve babam artık çalışmayacağını söyleyip işleri benim devralmamı istedi. Burada kurulu düzenin devam etmesi gerekiyordu. Hayır diyemedim, 2009'un başında İzmir'e döndüm. Babam süreç içinde tüm yetki ve sorumlulukları bana devretti.

Şirketin kuruluşundan biraz söz eder misiniz?
Şirket dedem Mustafa Yüksel'den bize miras diyebiliriz. Hikayemiz Karabağlar'da küçük bir nalbur dükkanında başlıyor. Babam tam 40 yıl önce Yüksel Boya olarak faaliyete başlıyor. Daha sonra bünyemize Türkiye'nin ve dünyanın en önemli markalarını katarak distribütörlüğe yöneldik.

Erkek egemen bir sektörde çalışmak sizi zorladı mı? Yaşadığınız ilginç olaylar oldu mu?
Sektörümüzde kadın olarak bazı şeyleri yapmanız zor. Kadın olarak bir yere kadar bir şeyler yapabiliyorsunuz. Mesela benimle kardeşimin müşterileri farklıdır. Maalesef, Ege Bölgesi'nde de olsanız Türkiye'nin gerçeği bu. Bu Türkiye gerçeğinde yine de çok iyi bir iş başardığımı düşünüyorum. Bu sektörde kadın olarak kabul gördüm. Benden sonra sektörümüzde kadın sayısı zaman içinde arttı. Buna öncü olduğum için çok mutluyum. Kendimi kanıtladıkça kabullenildim. Şimdi her yerde kadın olarak kabul görüyorum. Yadırgamıyorlar.

Yüksel Boya olarak kurulan firma ne zaman Anıl Yüksel Boya oldu?
Markamız 1996 yılında Anıl Yüksel Boya oldu. Onun hikayesi çok keyifli aslında. Şirketleşme sürecinde babam Yüksel Boya olarak tescil ettirmek istenmiş. Ama aynı isimle başka bir firma olduğu için onaylanmamış. Babam da o zaman Anıl Yüksel olsun demiş. İlk zamanlarda Anıl kısmı her yerde yok denilecek kadar küçük yazılıyordu. Yüksel Boya olarak biliniyorduk. Sanayi grubunda kendi ürünümüzün markasını Anıl Yüksel yapınca artık 'Anıl Yüksel' bir marka oldu.



Markayla aynı ismi taşıyorsunuz. Yanlış anlaşılmalar yaşadınız mı?
Bana kimse inanmıyordu. Sahada müşterilerimizi ziyaret etmeye başladığım ilk zamanlarda 'tamam da Anıl Yüksel kim?' diyorlardı. Merhaba ben Anıl dediğimde 'inanmam nüfus cüzdanını çıkar' diyen bile olmuştu. Çok komik anlar yaşadığım oldu. O meşhur Anıl Yüksel siz misiniz diyenler oldu. Artık herkes alıştı.

Hangi sektörlere hizmet veriyorsunuz?
Şirketimizin lokomotifimiz mobilya boya ve vernikleri. Genç Boya'nın Ege Bölgesi'ndeki Türkiye'deki en eski distiribütörüyüz. Türkiye'nin en büyüğü ile çalışmanın artılarını yaşıyoruz. Her zaman her konuda güncel kalıyorsunuz ve gelişime açık oluyorsunuz. Sektörün liderleriyle çalışıtığımız için bizim ismimiz de çok güçlü. Oto tamir grubunda Avrupa'nın en büyük ikinci macun üreticisi Polikor firmasıyla çalıyoruz.. Sanayi grubunda kendi markalarımız var. Anıl Yüksel ve Omesa. Kendi markalarımızın üretimini yine alanının en iyilerine yaptırıyoruz. İki hafta önce sanayi grubu ürün portföyümüze ağır sanayi ürün grubunu ekleyerek dünya devi Güney Kore firması KCC firmasıyla anlaştık.

Neden kendi üretiminizi yapmıyorsunuz?
Herkesin en iyi bildiği işi yapması taraftarıyız. Biz aile olarak üretim konusunda tecrübeli değiliz ve güçlü olmadığımız bir işin altına da girmek istemiyoruz. Şuan Türkiye'de sanayici olmak da çok zor. Sanayici çok ciddi sıkıntıları ve yaraları var. Köklü sanayiciler bile çok büyük sıkıntılar çekiyor. Böyle bir sarmalın içine önümüzdeki 5 yıl içinde girmek istemiyoruz. İleride ne olur tabiki bunu şimdiden konuşmak erken olur.

2018 şirketiniz ve sektörünüz için nasıl bir yıl oldu? 2019 için hedefleriniz nedir?
2018 çok sıkıntılı geçti. Çünkü kimya sektörüde dışa bağımlı üretim yapılıyor. Hem döviz bazında fiyat artışları hem de kurdaki yükselişten dolayı ciddi maliyet artışları oldu. Çift çarpanlı zam yediğimiz için ürün fiyatları çok yüksek rakamlara çıktı. Böyle olunca da piyasada bir durgunluk oldu. Ağustos ayı en kötüyü gördük diyebilirim. Herkes gibi biz de beklemeye geçtik önümüzü görebilmek adına. Bu süreçte çok batan firma oldu. Bunun da sıkıntısını yaşadık. Eylül'den sonra bir stabilizasyon sağlanınca hafif bir hareketlenme olmaya başladı ama sonuca geldiğimizde keyifsiz ve küçülerek 2018'i bitirmek durumunda kalıyoruz. 2019'da ise yaklaşık yüzde 20-30 arası tekrar bir küçülme öngörüyoruz. Aslında bütün sektörler için bu öngörülüyor. Ama 2020 için umutlarım var.

Biraz da STK'lardan söz edelim. Hangi STK'larda yer alıyorsunuz?
EGİAD ailem gibi gördüğüm bir yer olduğu için bütün enerjimi EGİAD'a veriyorum. EGİAD'ta aktif sorumluluğum Yönetim Kurulu Sekreterliği. Ayrıca EGİAD'ın bağlı olduğu federasyonumuz EGİFED'de Yönetim Kurulu Üyesiyim. 6 yaşında bir oğlum var. O da vaktimi aldığı için başka STK'lara zaman ayıramıyorum. İşim, EGİAD ve oğlum Emir tüm hayatımı dolduruyor.

EGİAD sürecini biraz açar mısınız?
Cemal Elmasoğlu'nun ikinci döneminde üye oldum. Bir seçim süreci yaşadım. Temel Aycan Şen'e karşı Ayşe Akın'ın ekibindeydim. Seçimi kaybettik ama o seçim bana EGİAD'ı öğretti. EGİAD'ın nasıl bir STK olduğunu, insan ilişkilerini, neler yapılması gerektiğini o seçimde öğrendim. Seçimi kaybetmil olmamıza rağmen her dönem aktif olarak komisyonlarda görev aldım. Seda başkan ikinci döneminde benim yönetim kurulunuda çalışmak isteyince seve seve kabul ettim. Örnek bir başkanlık yaptığını her yerde söylerim. Seda başkandan çok şey öğrendim. Sonra Aydın Buğra İlter ile yola devam ettim. Aydın başkan hem çok iyi bir başkan hem de çok iyi bir ağabey ve arkadaştır. Bu seçim sürecinde Mustafa Aslan 'hadi yola çıkalım' dediğinde bu bana gurur verdi. EGİAD benim ailem gibi. Katkı koyup birisine ya da bir olaya fayda sağladığınız zaman bu iç huzuru ve mutluluk beni çok motive ediyor. EGİAD'ta da bunu hakkıyla yapıyoruz.

Nasıl bir seçim süreci geçiriyorsunuz?
EGİAD'ın yazılı olan ve olmayan kuralları çerçevesinde Mustafa Aslan EGİAD'da başarılı olacağına inandığım için kendisiyle beraberim. Çok ciddi bir ekip kurduk. Hem genç arkadaşlarımız hem de tecrübeli üyeler var aramızda. Eski EGİAD'lılar olarak bazen bizlerin göremediğini genç arkadaşlarımız farklı bakış açılarıyla görebiliyorlar. Projelerimizin EGİAD'ı bir adım daha ileriye götüreceğine ve üyelerimize bu zor ekonomik konjöntürde faydalı olacağına inancım sonsuz.

Özel hayatınızda neler yapıyorsunuz? Mesela spor yapar mısınız?
Normalde haftada 3 gün spor yapıyorum ama şuan hiç birşeye vaktim yok. 12 Ocak'tan genel kurulumuzdan sonra hayat normal akışına geçtiğinde spora yeniden başlayacağım. Yeni yerler keşfetmeyi, mutfağını tatmayı çok seviyorum. Ayrıca araba kullanmayı çok seviyorum. Benim için tam bir terapi oluyor. Gündüzleri uzun yol yapmayı severim. Arabamla özel bir bağım var desem yeridir.

Henüz çok küçük ama oğlunuzun sizin izinizden gitmesini ister misiz?
Türkiye'nin şu halinde biz bu kadar sıkıntıyla uğraşırken onun bu işi yapmasını istemem. Kendi isterse olabilir ama bence profesyonel çalışması daha mantıklı. Ama ben kendim için de öyle düşünüyordum ama geldim işlerin başına geçtim. 20 yıl sonra Emir ne düşünür, şartlar ne olur bilemem.

Herşeyi onun için yapıyorum


6 yaşında bir oğlum var. İsmi Emir. Şuan anasınıfında seneye 1. sınıfa başlayacak. Bu yıl yeni bir okula başladı onun biraz telaşı oldu. Ama artık okula alıştık. Anne olmak çok keyifli. Hayatımda verdiğim en doğru karar anne olmakmış. İyiki Emir var. Benim bütün motivasyon kaynağım Emir'dir.

EGİAD'a küsülmez


Temel Aycan Şen döneminde seçimi kaybetmiş olmamıza rağmen sosyal komisyona girip çalıştım. Seçim kaybetmek EGİAD'a küsmeyi gerektirmiyor. Ben EGİAD'a faydalı olabilmek için buradayım.
Güncelleme Tarihi: 17 Aralık 2018, 10:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER