İçinizdeki çocuğa seslenen tiyatro

Dünyada varolan her şey benim içimde var, iyilik, kötülük, doğru, yanlış... Onları ifade etmek, kılığa büründürmek istiyorum. Başka bir kılığa girmek çocukluğumdan beri bana haz veriyor.

İçinizdeki çocuğa seslenen tiyatro

Röportaj/ Sinan KESKİN

Geçmişten beri çocuk tiyatrolarına karşı temkinliyimdir. Çocukluğumda okulumuza ya da yaşadığım küçük Anadolu kasabasına gelen oyunlar bende bu alana karşı bir önyargı oluşturmuştu. 'Çocuktur, nasıl olsa bir şey anlamaz', 'bir iki kaba saba espri yaparız güler, eğlenirler', 'biz bilet parasını alalım da onlara ne verdiğimizin hiç bir önemi yok' gibi düşüncelerle okul okul, kasaba kasaba gezip 'çocuk oyunu' adı altında tiyatro yaptıklarını iddia edenler gerçekten çocuk tiyatrosuna emek veren, çocukların ruhsal gelişimlerini de dikkate alan oyunlar hazırlayan, bir oyunu sahnelemeden önce kılı kırk yaran tiyatro emekçilerinin de yolunu tıkıyor.

Çocuk tiyatrosu yetişkin tiyatrosundan daha önemlidir. Onların zihninde oluşturacağınız izlenim gelecek nesillerin tiyatro anlayışını belirleyecektir. Benim yukarıda anlattığım türden çocuk tiyatroları artık yoktur umarım. 2003 yılından bu yana Tarla Faresi Tiyatrosu ile çocukların düş dünyalarına dokunan Aysultan Özgür (Hicran Çalı), çocuk tiyatrolarının nitelik kazanması için öncelikle ailelerin ve kurumların bilinçlenmesi gerektiğini söylüyor.

“Biz insanların içindeki çocuğun tiyatrosuyuz. Elden geldiğince onların hayatlarına dokunan, onlar büyürken ellerinden tutan, hayatlarında onlara destek olan, onları neşelendiren, estetik hazlar ve ilhamlar veren oyunlar yapmak istiyoruz” diyen Aysultan Özgür ile sanat yolculuğunu, çocuk tiyatrolarını, Tarla Faresi'ni ve İzmir Tiyatro Kooperatifi Girişimi'ni konuştuk.

Öncelikle kısaca Aysultan Özgür'ü tanıyabilir miyiz?

İzmir'de lisede okuduğum yıllarda eski As Sineması'nda açılan tiyatro kurslarına katılmıştım. Birçok Güzel Sanatlar Fakültesi Öğrencisi gibi ben de ilk orada başladım tiyatroya. Evren Sertel, Cevat Duman ve Metin Büktel ilk hocalarımdı. Onun öncesi de var tabi. İlkokulda hayalimde hep oyunculuk vardı. Bazı oyunlarda küçük roller aldım. Liseden sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Oyunculuk Anasanat Dalı'ndan mezun oldum. Öğrencilik yıllarımda Ankara'da Can Şenliği Oyuncuları'nda sokak tiyatrosu yapıyordum. Onların Bertolt Brecht'in Kafkas Tebeşir Dairesi oyunundan uyarladıkları harkulade bir oyun vardı. Bu oyunda Kraliçe karekterini oynadım. Benim için ilham verici bir oyundu. Çocuklar için tiyatro yapmak hayallerimi süslüyordu.

Üniversiteden sonra hemen çocuk tiyatrosuna mı yöneldiniz?

Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre İstanbul'da Tiyatro Alkış'ta çalıştım. Sonra 2000 yılında Ezgi Koman'ın Ankara'da kurduğu Türkiye'nin ilk özel çocuk kütüphanesinde obje tiyatrosu oyunum olan Çirkin Ördek Yavrusu'nu sahneledim. O oyun bugünkü tiyatro anlayışımın tam yansımasıydı. Kulak pamukları, süpürge gibi malzemeler kullanarak çok küçük bir topluluğa Çirkin Ördek Yavrusu'nu oynadım. Elimde gitarım da vardı. Hala birçok oyunumda gitar kullanırım.

Tarla Faresi ne zaman doğdu?

2002 yılında İzmir'e döndüm. 2003 yılında Hakan Polacanlı ile birlikte Tarla Faresi Tiyatrosu'nu kurduk. Tarla faresi hem toprağın içinde dolaşıp bitkilerin döllenmesini sağlıyor hem de deney faresi olarak birçok araştırmada kullanılıyor. Her yerde olan ama hiçbir yerde olmayan bir arkadaş. Hem bizim için hem çocuklar için çok gizemli. Bir sürü macera yaşayabilen canlı. Ve kaşif, o nedenle tiyaromuzun adını Tarla Faresi koyduk. İlk oyunumuz Mutluluk Yolculuğu'ydu.

16 yılda kaç oyun sahneye koydunuz?

Bugüne kadar sahneye koduğumuz ve halen oynamaya devam ettiğimiz 6 oyunumuz var. 24-36 ay çocuklar için yaptığım 5 oyun daha var. Bu oyunlar 20 dakika ve sadece küçüklere oynuyorum.

Oyunlarınızı nerde sahneliyorsunuz?

Narlıdere'de bir bahçe sahnemiz var. Bahardan itibaren Neşe Dolu Bir Masal dışındaki tüm oyunlarımızı periyodik olarak orada sahneliyoruz. 50 kişi kapasitemiz var. Seyircilerimiz bahçede minderlere oturup oyunun keyfini çıkarıyor. Zaten küçük yaş oyunlarını sahnede oynayamıyoruz. Çünkü birlikte olmaya ihtiyacımız var. Bir de mümkünse gişe açıyoruz. Ama çok zorlu bir durum. Bu hem İzmir'de hem Türkiye'de tüm çocuk tiyatrolarının ortak sorunu. Bazen yerel yönetimler oyun alabiliyorlar. Ayrıca yıl boyunca Forum Bornova'da çocuklarla buluşuyoruz.

Tarla Faresi, çocuk tiyatrosuna nasıl bakıyor? Felsefeniz nedir?

Biz Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği (ASSITEJ) üyesiyiz. ASSITEJ'in harika bir sloganı var; 'Çocuklar yarının değil, bugünün seyircileridir' diyor. Biz çocuk tiyatrosunun estetik bir alana ait olduğunu, her bileşeniyle yetişkinler için yapılan tiyatrodan farklı olmadığını, bu nedenle aynı emek süreçlerinin devreye girmesi gerektiğini söylüyoruz. Bunun için de Tarla Faresi'nde profesyonellerle çalışmak istiyoruz. Amacımız çocukları, profesyonel oyuncu, müzisyen, tasarımcı, yapımcı ve dramaturg ile kendi dünyalarına ait bir tiyatroyla buluşturmak. Tiyatro insanın aynasıdır ya çocuk tiyatrosu da çocukların aynasıdır. Biz insanların içindeki çocuğun tiyatrosuyuz. Elden geldiğince onların hayatlarına dokunan, onlar büyürken ellerinden tutan, hayatlarında onlara destek olan, onları neşelendiren, estetik hazlar ve ilhamlar veren oyunlar yapmak istiyoruz.

Ülkemizde çocuk tiyatrosu çok profesyonel değerlendirilmiyor sanırım. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Çocuk tiyatrosu yapan herkes çok iyi kalpli ve çok hayalperesttir. Bunu kalpten biliyorum. Şunu biliyorum ki; uluslararası çocuk tiyatrosu festivalleri ufkumuzu çok genişletti. İnsanlar daha iyi, estetik alana ait çocuk oyunları yapmak arzusuna kapıldılar. Ben o arzuyu hissediyorum. Hem ödenekli tiyatrolar hem özel tiyatrolar son 15 yıldır iyi işler yapmak için çok hevesliler. Ve iyi oyunlar yapılıyor da. Ama oyunlar seyirciyle buluşamıyor. Mesela İzmir'de Devlet Tiyatrosu'nda çok kıymetli bir grup sanatçının çocuk oyunu çalıştığını ama hiç oynanmadığını biliyorum. Aysa Prodiksiyon Tiyatrosu'nun Işıl Kasapoğlu ve Kamer Yıldız Ok ile oyun çalıştığını ama seyirciyle buluşmadığını biliyorum. Tiyatrohane'nin harika bir çocuk oyunu var. Ama seyirciyle buluşamadı. Tiyatro Terminal'in hayal kitabı var mesela, 4 defa izledim. Şimdi oynamıyorlar. Eminim seyirciyle buluşsalardı sahnelemeye devam ederlerdi. Çünkü iyi bir çocuk oyunu yaptığınızda ömür boyu oynuyorsunuz. Dünyada bir sürü örneği var.

Sizce çocuk tiyatrosunun temel sorunları nelerdir? Çözüm önerileriniz var mı?

Birincisi önümüzde kaynaklarla ilgili engeller var. Varolan çok yönlü sömürü sistemi şu an insanların nitelikli çocuk tiyatrosu yapmasını, çocuklarla buluşmasını engelliyor. Bunun çeşitli sebepleri de var. Devlet okullarında devam eden, okulların ihtiyaçlarını gidermek için tiyatroyu kullanmaları gibi. Çaresizlikten yapıyorlar bunu. Ama bu tiyatroya ve çocuklara zarar veriyor. Ayrıca okulların sanat bütçelerinin olmaması. Özel okullar da iyi bütçelerle oyun alamıyor. Hem yerel yönetimlerin hem okulların hem Milli Eğitim Bakanlığı'nın bizlerle oturup konuşarak çok şeffaf bütçeler çıkarması lazım. Bu bütçeyi nasıl kullanacakları sonra seçebilirler ama şu an böyle bir bütçe yok.

İkincisi çocuğa bakışın sorunlu olduğunu düşünüyorum. Hikaye yaratırken pedagojik anlayışımız ayağımıza dolanıyor. Nasıl bakıyoruz çocuğa, neyi anlar, neyi anlamaz, hangi hikaye ona dokunur, eğitimcilerin, tiyatrocuların, bu alanda emek veren herkesin oturup bakmamız gerekiyor. Onların hakları var. Bir çok konuyu onlarla paylaşabiliriz, onlara sorabiliriz. Ben çocuklarla yaptığım atölye çalışmalarında onlara ne istediklerini, nelerden hoşlandıklarını soruyorum. Bence böyle küçük forumlar yapabiliriz.

İzmir'de sanat üreten nitelikli tiyatrolar sorunlarının çözümü için neler yapıyor?

İzmir Tiyatro Kooperatifi Girişimi çalışmaları devam ediyor. Bu girişimi Taner İşeri başlattı. Taner İşeri'nin girişimiyle İzmir'deki çocuklarla nitelikli tiyatronun buluşması amacıyla biraraya geldik. Sonra anladıkki sadece çocuk tiyatrosu değil, sorunlar ortak, hep birlikte olmamız gerekiyor. Kaynak, mekan, sosyal güvence gibi sorunlarımız var ve ortak. Birlikte hareket edersek bir çıkış bulabiliriz diye düşündük. Hem estetik anlamda oyunların niteliği artırmak hem de daha ekonomik olmak için birlikte çalışmamız gerektiğini ve bunun için de örgütlenmemiz gerektiğini fark edip çalışmaya başladık. Kaynakların, üretimlerin ortaklaşması adına bir işletme gibi çalışacağız.

Kooperatifte kaç tiyatro ekibi var?

Kooperatifimizde şu an 9 grup var. Bu sayıyı artırmaya çalışıyoruz. Mutlaka olmasını istediğimiz tiyatro ekipleri var. Elimizden geldiği kadar çok olmak istiyoruz ki gücümüz artsın.

Mayıs'ta İsveç geliyor

Kırmızı Erik Çekirdeği ile Sırbistan ve Makedonya'da iki festivale katıldık. Türkiye'de de uluslararası festivallerde yer alıyoruz. Biz de 2019'un Ekim ayında uluslararası bir festival düzenlemek istedik. 4 ülkeden tiyatro ekipleriyle görüşmeler yaptık. Ama yeterli kaynak bulamadığımız için festivali gerçekleştiremedik. Fakat Danimarka'dan Batida ekibi gelmek istediğini söyledi. Geldiler ve biri ilkokul biri lise olmak üzere iki devlet okulunda oyunlarını sahnelediler. Aynı zamanda birer forum da gerçekleştirdik. Yeterli kaynağı bulana kadar Hollanda, Sırbistan, Fransa ve İsveç'ten ekipler farklı zamanlarda gelip oyunlarını sahneleyecekler. Mayıs 2020'de İsveç'ten konuğumuz olacak.

Tarla Faresi'nin oyunları

Çirkin Ördek Yavrusu

Dünyanın En Güzel Ekmeği

Neşe Dolu Bir Masal

Kırmızı Erik Çekirdeği

Aile Tiyatrosu

Mi-Fa'nın Orkestrası

Tarla Faresi ekibi

Haydar Bayak (Dramaturg)
Ulaş Narlı (Oyuncu)
Mehmet Derya Kelebenkli (Piyanist)
Cem Cevikayak (Tasarımcı)
Gülhan Berkman Yakar (Pedagojik danışman)

Güncelleme Tarihi: 16 Aralık 2019, 15:11
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner40