33 Yılın hesabını kim verecek?

Halkın Avukatı Senih Özay konu ile ilgili tüm kurumlara kamu adına sorular sordu, cevaplar bekliyor. Özay ile söyleşimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

33 Yılın hesabını kim verecek?

Röportaj/ Lütfü DOĞTAŞ

Hilton'un kapanma kararı almasının ardından, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin otele ortak olmasına rağmen 33 yıldır kasasına tek kuruş para koyamaması ve bunun nedenleri kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

Anladığımız kadarıyla kamunun zararının olduğu kesin gözüküyor. Bu 33 yıllık süreçte zarar tahmininizce nedir?

33 yılda kamu zararı büyük gözüküyor. Ben, matematikten 5 alarak geçiyorum 10 alarak değil! Toplam zararı mali müşavirlerden öğreneceğiz.

Zararın telafisi için yasal olarak kimlerden hesap sorulabilir? Başkanlar, meclis üyeleri sorumlu tutulabilir mi?

Zarar telafisinde başkanlar ve meclis üyelerinin zaman aşımındaki sorumluluklarının sınırlarını araştıracağız. Zaten önce bir kurumlar dilekçelerimize cevap verecekler mi, gizli mi diyecekler bir görelim.

Zarar netleştiğinde şirketten tazmini yasal yönden istenebilir mi? Çünkü beş kuruş bile ödenmedi savı var.

Zarar netleşirse, hangi şirket kasadaki birikime el koymuşsa; Türkiye iç hukukunda veya Amerikan hukukunda tabii ki yasal çabalar olabilir. Büyükşehir Belediyesi ve avukatlarla bunu tavsiye edeceğiz. Çünkü koca Hilton, 33 yılda beş kuruş bile belediyeye ödemeden, arsasını alarak otoparktan ötürü ödeyeceği yüzde 50’yi de, “madem bankalara borcun varmış, işte bu benim otopark ücretimi bana değil bankalara ödeyin” demiş olma olasılığı nedeniyle bakacağız, göreceğiz.

Hilton ile ilgili son sorum. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de dün bir açıklama yaptı. Nasıl karşıladınız?

Vallahi anlayamadım. 2003 yılında Vakıflar Bankası Hilton otelinin icra ile satışına kalkıştığına göre 17 yıldır ne oluyor müfettişler nerdeler? Belediyenin uzmanları ne yapmışlar? İhtarnameleri nerede? Davaları nerede? Okusak ya? Gizli mi? Ata Holding diye bir şirket güya Vakıflar Bankası'nın 40 milyon dolar alacağını temlik almış! Şimdi burayı belediyemi alsın, ticaret odası mı alsın, bu ihtiyar otel (Hilton) turizmin başı mı olsun? diyorlar. Hadi canım siz de...

Biraz da nostalji

Gazeteci olarak çok sıcak anımsadığım; sizin Bergama’da, siyanürle altın aramaya karşı verdiğiniz mücadele. Bergama Ovacık’taki altın aramanın bugün geldiğimiz noktada yol açtığı doğa tahribatı ile öncelikle Bergama yöresine sağladığı ekonomik kazancın ne olduğunun bilgisini bizimle paylaşır mısınız?

Evet, Hilton öncesi Bergama’ya bakalım. Siyanürle altın işinde muhteşem bir hukuk yaptık! Yöre insanı muhteşem bir sivil itaatsizlik üretti ama koca uluslararası şirketler ve koca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, koca generaller galibiyetimizi epey sarstılar.

İdare mahkemelerinde, Danıştay’da, İnsan Hakları Mahkemesi’nde başarımız arkaya dolanmalarla; Fetö meto şirketleriyle, devlet desteğiyle gölgelendi! Yöreden bütün Türkiye’ye çevre hukuku ve sivil itaatsizlik göndermemize rağmen heyecan düştü. Şimdi kalıntı bölümler var ve Avukat Ali Arif Cangı, Mehmet Horuş ilgilenmekte, götürmekteler.

Bergama köylülerinin avukatlığını yaparken karşı taraftan birileri elbet boş durmadılar ve sizi yıpratmaya dönük salvoları olduğunu gördük. Alman casusu olduğunuz bu salvolardan sadece birisiydi. Bergama olayını basına taşıdığınızda size ceza kesilmeye kalkışılmıştı. Okur sizin ağzınızdan işi öğrensin, biraz bu casusluk konusunu ve cezayı anlatır mısınız?

Yükselen Bergama hareketi için askeri psikiyatristler, sosyologlar dahil Türkiye’nin bütün müsteşarları toplandılar ve bizi engelleme kararı aldılar. Hablemitoğlu adlı bir üniversite öğretim görevlisi bu yolda bana ve arkadaşlarıma ‘Alman casusu’ nitelemesi yaptı. Almanların çok altını olduğunu, bizim Bergama’da altın çıkmasın, diyerek Almanya lehine etki ajanı olduğumuzu iddia etti ve Ankara’da yargılandık ve mahkeme kararlarıyla yol aldığımız gerekçesiyle beraat ettik. Ha bu arada şirketi borsada zor duruma düşürmekten, yargıyı etkilemekten, avukatlık görevini kötüye kullanmaktan Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandım. 1 yıl 8 ay hapis cezası aldım. Laf aramızda; bu mahkumiyet hükmünü ikinci bir fakülte bitirme diploması sayarak ofisimde, beynimde taşıyorum.

Geçen dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile de karşı karşıya geldiniz. Bilimsel açıdan olumsuzluk görüşleri olmasına karşın; Başkanın, Karşıyaka Yamanlar’da çöp depolama tesisi kurma kararı üzerine İdare Mahkemesine dava açtınız. O davanın seyri konusunda da bizleri bilgilendirir misiniz?

Şehre çöp depolama tesisi kazandırma gayretini Validen ve Büyükşehir Belediye Başkanından bekliyorduk doğrusu ama koca şehrin tek bir çöp depolama tesisi arayışı bilimsel ve hukuksal değildi. Hele yer seçimi bilim insanlarınca da uygun görülmemişti. Bu nedenle Avukat Murat Fatih Ülkü’yle beraber ikimiz dava açtık ve yürütmeyi durdurma kararı aldık. Yıllarca yapımı erteledik. Yeni bilim insanlarıyla ve yeni mahkeme kararıyla davayı şu anda kaybetmiş bulunduk.

Halkın avukatı davalarınızın listesi uzun. 12 Eylül darbecilerine karşı da açtığınız dava var. Darbeyle ilgili en çok davayı sanırım siz açtınız. Anlatır mısınız?

Darbeleri sevmiyorum. Ne yapayım? Kardeşimin 30 küsür yıl yurtdışında yaşaması, annemin yurtdışına çıkartılmayışı, her yurtdışına çıkışımda uçakların, pilotların, hosteslerin beni beklemelerinden ötürü sevmiyorum.

12 Eylül Darbesinin başı Kenan Evren’e; maaşının kesilmesinden, adının cadde ve okullardan silinmesine, Atatürk Uluslararası barış Ödülü’nün geri alınmasına dönük karşı dava açmakla kalmadınız bir de “yağcılığın” üzerine giden bir başka dava açtınız. Kime mi? Evren’e, hukuk doktoru unvanı veren İstanbul Üniversitesi’ne. Sonuçları ne oldu?

İşte darbelere karşı çıkarken Kenan Evren’in darbesine de, ona Atatürk Uluslararası Barış Ödülü verilmesine de, İstanbul Üniversitesi’nden Hukuk Doktoru unvanı verilmesine de; darbeci suçlu generalin apoleti mi olur, general mezarlığında mı yatar, soyu sopu orduevine niye girsin, er maaşı alacaksa alsın general maaşı almasın, gibi hukuk ataklarım olmuştur.

Halkın avukatı olmanızın yanı sıra sevgili kızınız Gupse’nin de çok değişik bir konuda avukatlığını yaptınız. Sevgili Gupse’nin kırmızı volkswagen’ına, otoparkta fahri müfettiş tarafından ceza yazılması üzerine, “Fahri trafik müfettişleri emekli kaymakamlar, yöneticilerden oluyor. Artık çok yaşlandılar. Gözleri az görüyor olabilir. Benim kızımın otomobili parktayken ceza yazılmış. Trafik müfettişliği kavramı uygun değil, bu müessese uygun değil” diyerek dava açtınız. Sonucu ne oldu bu davanın?

Evet, Gupse, kullanmadığı sırada arabasını park etmişken yaşlı, emekli bir kaymakam olduğunu hayal ettiğim o zamanki fahri müfettiş tarafından ceza yemiş olmasına karşı dava açtığım doğrudur. Fahri müfettişlik kavramının, olgusunun, kurumunun ortadan kalkmasında baba kız payımızın olduğu doğrudur. Aferin bize!

Hayvan hakları konusunda da mücadele eden hukukçusunuz. Dolayısıyla doğaya düşkün olmanızı anlamak kolay. Yaz dinlencelerinizi doğa harikası, mavi denizle mavi göğün buluştuğu, sessizliğin ve iyot kokusunun egemen olduğu Karaburun’daki karavanınızda geçirdiğinizi biliyoruz. Çok mütevazi bir dinlence. Demek ki size yetiyor, fazlasını aramıyorsunuz. Ama epeydir o karavanda da değilsiniz. N’oldu? Bıktınız mı? İşler mi yoğun? Mavi denizle mavi göğün buluştuğu, sessizliğin ve iyot kokusunun egemen olduğu yerde dinlenmek artık sizi açmıyor mu? Önünüzde, açacak olduğunuz böyle dolu dolu yeni kamu davaları mı var?

Yok yahu Lütfü! Bıkar mıyım? Ayağım kötü, düşüp ölürüm korkum var… Biraz daha yaşamak istiyorum. Koluma girilirse gidebilir, mangal yakabilir, az rakı içebilir, maviyi içime çekebilirim.

Senih Özay'ın verdiği dilekçeler ve sorduğu sorular

Avukat Senih Özay, konu gündeme gelince önce İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bir dilekçe yazarak, 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu’nun 4. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinin 3. fıkrası gereğince cevap talep etti.

Özay aynı zamanda bu soruları dilekçesine ekleyerek, Hazine ve Maliye Bakanlığı, İzmir Valiliği ve Sayıştay'a da göndererek bilgi talep etti. Dilekçelerine ve sorularına yanıt gelince kamuoyu ile paylaşacak. Özay'ın dilekçesi ve sorduğu sorular şöyle:

İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına

İzmir ili Konak ilçesi Alsancak, 1919 Ada ve 6 Parselde bulunan, hissedarı olduğunuz Hilton Otel’inde, hissedarlar arasında gerçekleştirilen sözleşme kapsamında sözleşme edimi olarak sunduğunuz, mülkiyetinizde bulundurduğunuz 6605,75 m2’lik arazinin mülkiyetini devrederek; karşılığında da pay olarak Hilton oteli otopark gelirlerinin % 50’sinin tarafınıza verilmesi konusunda anlaşmış idiniz. Tarih 16.4.1987.

Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura …1984-1989

Hatta daha sonraki süreçte;

Yüksel Çakmur 1989-1994

Burhan Özfatura 1994-1999

Ahmet Piriştina 1999-2004

Aziz Kocaoğlu 2004-2019

Tunç Soyer 2019-2020

Hilton Oteli’nin kapatılıyor olması konusuyla birlikte gündeme gelen birtakım konular hakkında hem tarafımızı hem de kamuoyunu aydınlatmak amacıyla sizden; En azından kayıtlarınızın tetkiki ile 16.4.1987 tarihinde başlayan hukuksal ilişkide,

1. Söz konusu otel ile ilgili yapılmış olan şirketleşme ve proje ve sözleşmelerin tarafımıza iletilmesini,

2. Söz konusu otelden sözleşme gereğince, kurum olarak; ilk dönemden günümüze kadarki süreçte söz konusu otoparkın gelirlerinin yarısını alıp almadığınızı; aldıysanız belgeleri ve dokümanları, almadıysanız neden almadığınızı ve bunun yerine ne türlü bir edim aldığınızı belge ve dokümanlarla tarafımıza iletmenizi,

3. 16/04/1987 tarihinden itibaren İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde başkanlık yapmış olanları ve bu dönemlerde Belediye Meclis Üyeliği yapmış olanların ad ve soyadlarının ve adreslerinin tarafımıza iletilmesini,

4. Büyükşehir Belediyesi’nden, kayıtların tetkiki ile bari hiç değilse, Hilton’a mülkiyetini devrettiği arsa karşılığı sözleşmeye bağlanan otopark gelirlerinden hiçbir bedel alınmayışında, alınamayışında ve şirket genel kurullarında hisse oran artışları sırasında sıfırlanmaya nasıl yol açıldığına dair bilgi ve belgelerin tarafımıza iletilmesini, hatta bu yolda Hukuk Müşavirlerinizle birlikte Dosyanızın tarafımızdan incelenmesinin sağlanmasını,

5. Büyükşehir Belediye Başkanlığının konuya ilişkin mali işler teftiş raporlarının bir suretinin kamu yararı açısından, hemşehri hukuku açısından tarafımıza iletilmesini,

6. Bu konu hakkında Valilik, Bakanlık tarafından yapılan denetim ve değerlendirme raporlarının tarafımıza iletilmesini,

7. Mevcut Yönetimin 2019-2020 yıllarında en son olarak taze görevde oluşu ile bu kısa dönemde bu dosyada bir talep ve bu yolda bir araştırma bilgi notu olup olmadığı, kenti terk etmekte olan bir dev şirketin alacağı- borcu- cezası rehabilitasyonu, ibrası ve olası yaptırımlar konusunda bir çalışmanın bulunup bulunmadığının tarafımıza bildirilmesini, bu yolda 33 yıllık binanın, odalarının falan yapıya devrinde arabuluculuk türü çabanızdan daha resmi haklar konusunun öne çıkarılarak yanıtlanmasını,

4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu’nun 4. maddesi ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinin 3. fıkrası gereğince talep ederiz. Söz konusu taleplerimizin 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu’nun 5. maddesi gereğince en kısa sürede karşılanması için gereğinin yapılmasını talep ederiz.

Güncelleme Tarihi: 25 Eylül 2020, 10:34
YORUM EKLE