Bölgesel istikrarsızlığın ve insanlık dramının merkezi haline gelen Filistin topraklarında, uluslararası kamuoyunun büyük umutlarla takip ettiği diplomatik kazanımlar bir kez daha askeri operasyonların gölgesinde kalıyor. Aylardır süren yoğun müzakerelerin ve arabulucu ülkelerin mekik diplomasisinin ardından yürürlüğe giren moratoryum, sahadan gelen acı haberlerle sarsılıyor. Gazze halkının yaralarını sarmaya ve yıkılan kentlerini yeniden inşa etmeye çalıştığı bu hassas geçiş sürecinde, sınır hatlarında yankılanan patlama sesleri barış umutlarına ağır bir darbe indiriyor. İslam dünyasının ve batılı başkentlerin yakından takip ettiği kriz, tarafların karşılıklı açıklamalarıyla diplomatik bir kördüğüme dönüşme riski taşıyor.

​Kanlı bombardımanlar masadaki uzlaşıyı dinamitliyor

​Sınır hattından gelen son raporlar, askeri hareketliliğin sivil yaşam alanlarında yoğunlaştığını ve can kayıplarının hızla arttığını gösteriyor. Direniş hareketinin yönetim kademesi, telafisi imkansız zararların doğmasını engellemek adına diplomatik kanalları hareketlendirirken sahada yaşanan şiddeti sert sözlerle eleştirdi. Örgüt tarafından yapılan resmi bilgilendirmede, İsrail’in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları ve ateşkes ihlallerinin, Gazze'deki ateşkes anlaşmasını bozulma riskiyle karşı karşıya bıraktığını net bir dille ifade edildi. Güvenli bölge olarak ilan edilen mahallelerin dahi savaş uçakları tarafından hedef alınması, uluslararası hukukun sınırlarının zorlandığı yönündeki eleştirileri haklı çıkarırken, bölgedeki insani yardım koridorlarının da işlevsiz kalmasına neden oluyor.

CHP’ye polis müdahalesi dünya basınında: 'Muhalefete baskının yeni aşaması'
CHP’ye polis müdahalesi dünya basınında: 'Muhalefete baskının yeni aşaması'
İçeriği Görüntüle

​Sivil yerleşim birimlerine düzenlenen operasyonlar yeni bir suç niteliği taşıyor

​Uluslararası gözlemcilerin ve yerel kaynakların aktardığı verilere göre, askeri harekatın stratejik hedeflerden ziyade halkın yoğun olarak yaşadığı sığınma kamplarına ve apartman bloklarına yönelmesi gerilimi tırmandıran en büyük etken olarak öne çıkıyor. Örgütün siyasi bürosu, tırmanan şiddetin ardından dünya medyasının gündemine oturan çok sert bir metin kaleme aldı. Hamas'tan İsrail'in son 48 saatte düzenlediği kanlı saldırılar üzerine yazılı açıklama yapıldı. Metinde, sivil can kayıplarının basit birer kaza olarak nitelendirilemeyeceği, yaşananların doğrudan silahsız insanları hedef alan organize bir stratejinin parçası olduğu iddia edildi. Saldırıların durdurulmaması halinde, Ortadoğu genelinde kontrol edilmesi imkansız yeni bir kaos dalgasının tetiklenebileceği uyarısı yapıldı.

​Mısır’da atılan tarihi imzalar kağıt üzerinde kaldı

​Yakın geçmişte bölgedeki savaşı sonlandırmak ve kalıcı huzuru inşa etmek adına diplomatik başkentlerde çok kritik zirveler gerçekleştirilmişti. Özellikle bölge ülkelerinin ve küresel güçlerin gözetiminde yürütülen diplomatik süreç, tarafların resmi taahhütler altına girmesiyle sonuçlanmıştı. Yayınlanan deklarasyonda bu tarihi anlaşmaya doğrudan atıfta bulunularak, mevcut askeri operasyonların mülki ve hukuki sınırları tamamen çiğnediği aktarıldı. Açıklamada, söz konusu askeri hareketliliğin ordu personeli tarafından işlenen "yeni bir suç" ve Şarm eş-Şeyh’te imzalanan ateşkes anlaşmasının "açık ihlali" olduğu vurgulandı. Yasal bağlayıcılığı olan bu metinlerin sahada karşılık bulmaması, uluslararası kurumların itibarını ve arabuluculuk mekanizmalarının güvenilirliğini de ciddi şekilde zedeliyor.

​İki yıllık yıkım sürecine geri dönülmesinden endişe ediliyor

​Bombardımanların bilançosu netleştikçe, Gazze’deki hastaneler ve ilk yardım ekipleri yetersiz imkanlar nedeniyle alarm durumuna geçiyor. Altyapının çöktüğü, temiz su ve tıbbi malzemeye erişimin kısıtlı olduğu kentte, sivil ölümleri toplumsal infiali körüklüyor. Direniş grubu, son operasyonların insani boyutunu gözler önüne seren ürkütücü istatistikleri dünya kamuoyuyla paylaştı. İki günden kısa bir süre içinde 20’den fazla Filistinlinin yaşamını yitirmesinin, karşı tarafın barışçıl bir çözüm arayışından ziyade, bölgeyi tamamen insansızlaştırmaya ve geçmiş dönemdeki topyekun imha politikalarına geri dönmeye çalıştığının en somut kanıtı olduğu iddia edildi. Bu durum, sivil halkın geleceğe dair beslediği güven duygusunu tamamen yok ediyor.

​Beyaz Saray ve garantör devletler göreve çağrıldı

​Yaşanan krizin yerel imkanlarla ve tarafların kendi arasındaki diyalogla çözülemeyecek bir boyuta ulaştığını saptayan Filistin kanadı, küresel güç merkezlerine olan çağrılarını sıklaştırdı. Anlaşmanın altına imza atan ve diplomatik güvence veren ülkelerin sessizliğini bozması gerektiği savunuldu. Siyasi iradenin ve askeri mekanizmaların durdurulabilmesi adına küresel aktörlerin ekonomik ve siyasi yaptırımları devreye sokması istenirken, Hamas, ABD yönetimi ile ateşkes anlaşmasının garantörü olan ülkelere "İsrail’in ihlallerini açık şekilde kınama" ve barışın tesisi için somut adımlar atma çağrısında bulundu. Özellikle Washington yönetiminin takınacağı tavrın, bölgedeki askeri hareketliliğin kaderini belirleyecek en önemli unsur olduğu ifade ediliyor.

​Diplomatik mutabakatın üzerinden aylar geçmesine rağmen silahlar susmadı

​Bölgedeki durumun tarihsel arka planı incelendiğinde, varılan mutabakatların sahaya yansıtılması noktasında kronik bir problem yaşandığı gözleniyor. Tarafların masada uzlaşmaya vardığı o kritik dönemeçten bu yana silahların tamamen sustuğu bir gün bile yaşanmadı. Güvenlik uzmanları, sahadaki komuta kademelerinin siyasi kararları esnettiğini ve yerel çatışmaların büyük savaşı sürekli beslediğini belirtiyor. Nitekim, İsrail ordusu, 10 Ekim 2025'te varılan ateşkese rağmen Gazze'ye saldırılarını aralıksız sürdürüyor. Bu kronik güvensizlik ortamı, gelecekte yapılması planlanan yeni esir takası ve kalıcı barış müzakerelerinin de zeminini tamamen ortadan kaldırıyor. Gazze Şeridi genelinde yükselen dumanlar, diplomatik çözüm yollarını perdeliyor.

Kaynak: AA