Bir çiftlikte iki erkek kardeş,
Babalarından kalma toprakları,
Birlikte ekip biçiyorlardı.
Huzur içinde yaşıyorlardı.
Kardeşlerden biri evliydi,
Ve de beş çocuğu vardı.
Diğer kardeş ise bekardı.
Her günün sonunda,
İki erkek kardeş,
Ürünlerini ve kârlarını,
Eşit olarak bölüşürlerdi...
Günün birinde bekar kardeş,
Yalnız kaldığında şöyle düşündü:
“Ürünümüzü ve kârımızı,
Eşit bölüşmemiz adaletli değil.
Ben bekarım ve fazla ihtiyacım yok.
Kardeşimin ise geniş ailesi var.
Onun daha fazla ihtiyacı olur.”
O günden sonra bekar olan kardeş,
Her gece evinden çıkıp,
Bir çuval tahılı,
Gizlice erkek kardeşinin,
Tahıl deposuna götürmeye başladı.
Aynı günlerde,
Evli olan kardeş de,
Kendi kendine;
“Ürünümüzü ve kârımızı,
Eşit olarak bölüşmemiz,
Hiç de doğru değil.
Ben evliyim,
Eşim ve çocuklarım var.
Yaşlandığımda bana bakabilirler.
Fakat kardeşim yaşlandığında,
Ona bakacak hiç kimsesi yok.
İlerde onun daha ihtiyacı olacak.
Böylece evli olan kardeş de,
Her gece evinden çıkıp,
Bir çuval tahılı gizlice,
Erkek kardeşinin deposuna,
Götürmeye başladı.
İki kardeş de yıllarca,
Ne olup bittiğini,
Bir türlü anlayamadılar.
Çünkü ikisinin de deposundaki,
Tahılın miktarı değişmiyordu.
Sonra, bir gece iki kardeş,
Gizlice birbirlerinin deposuna,
Tahıl taşırken karşılaştılar.
O anda olan biteni anladılar.
Çuvallarını yere bırakıp,
Gözyaşları içerisinde,
Birbirlerini kucakladılar...
Kıssadan hisse;
Hayat hepimize sunulmuş,
Önemli bir armağandır.
Kardeşlik kendini düşünmek değil,
Başkalarını da düşünmek
Ve kardeşçe paylaşmaktır....