Türkiye Cumhuriyeti'nin 17. TBMM Başkanı, usta hukukçu ve merkez sağın sembol isimlerinden Ahmet Hüsamettin Cindoruk hayata gözlerini yumdu. 25 Aralık 2025 tarihinde oksijen satürasyonunun düşmesi sebebiyle Koç Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılan ve o tarihten bu yana yoğun bakım servisinde tedavi gören 92 yaşındaki Cindoruk'un vefatı, sevenlerini ve siyaset dünyasını yasa boğdu.

Vefat haberini Ufuk Söylemez duyurdu
Cindoruk'un vefat haberini kamuoyu ile Milli Merkez Ankara Temsilcisi Ufuk Söylemez paylaştı. Söylemez, yayımladığı taziye mesajında Cindoruk'un hukukun üstünlüğüne ve Atatürk Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerine olan bağlılığına dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:
"Yaşamı boyunca demokrasimize ve Atatürk Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine gönülden bağlı kalmış, her koşulda hukukun üstünlüğünü savunmuş, milli duruşu ve ulusal çıkarlardan yana tavrı ile gerçek bir demokrat; hoşgörüsü, nezaketi, bilgeliği ile gönüllerde taht kurmuş değerli büyüğümüz Hüsamettin Cindoruk beyefendi vefat etmiştir. Demokrat ve yürekli duruşu önümüzü aydınlatacaktır."
Yassıada'dan Zincirbozan'a uzanan zorlu mücadele
1933 yılında İzmir'de doğan Cindoruk, 1954'te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra siyasete Demokrat Parti gençlik kollarında adım attı. 27 Mayıs darbesinin ardından Yassıada Yargılamaları'nda aralarında eski Meclis Başkanı Refik Koraltan'ın da bulunduğu 18 eski milletvekilinin avukatlığını üstlenerek tarihi bir görev ifa etti. Bu süreçte Yüksek Adalet Divanı'na hakaret ettiği gerekçesiyle Balmumcu Cezaevi'nde iki buçuk ay tutuklu kaldı.
12 Eylül darbesinin ardından siyasi yasakların gölgesinde 1983'te Büyük Türkiye Partisi'nin kurucuları arasında yer alan Cindoruk, partinin kapatılmasıyla birlikte Süleyman Demirel ve diğer siyasi yol arkadaşlarıyla beraber Zincirbozan Garnizonu'na sürgüne gönderilerek 4 ay gözetim altında tutuldu.
Demirel'in emanetçiliğinden Çankaya vekilliğine
1985 yılında Doğru Yol Partisi'nin (DYP) Genel Başkanlığı'na seçilen Cindoruk, siyasi yasakların kalkmasının ardından 1987'de koltuğunu Süleyman Demirel'e devretti. 1991-1995 yılları arasında TBMM Başkanlığı görevini yürüten usta siyasetçi, 17 Nisan 1993'te 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefat etmesi üzerine, yeni cumhurbaşkanı seçilene kadar yaklaşık bir ay boyunca Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamına vekâlet etti.
Tansu Çiller döneminde DYP'den ayrılarak Demokrat Türkiye Partisi'ni (DTP) kuran ve Mesut Yılmaz koalisyonuna dışarıdan destek veren Cindoruk, 1999 seçimlerindeki baraj altı sonucunun ardından aktif siyasete ara verdi. 2009 yılında yeniden sahneye çıkarak Demokrat Parti Genel Başkanı seçilen Cindoruk, Anavatan Partisi ile birleşme sürecinin mimarı oldu ve 2011 yılına kadar bütünleşmiş yapının liderliğini üstlendi.

Hüsamettin Cindoruk'un Siyasi Hayatından Kilometre Taşları
| Yıl | Üstlendiği Görev / Yaşanan Gelişme |
| 1960-61 | Yassıada'da DP milletvekillerinin avukatlığını yaptı, Balmumcu'da tutuklu kaldı. |
| 1983 | Zincirbozan'a sürgüne gönderildi (4 ay). |
| 1985-1987 | DYP Genel Başkanlığı görevini yürüttü. |
| 1991-1995 | 17. TBMM Başkanı olarak görev yaptı. |
| 1993 | Turgut Özal'ın vefatı üzerine Cumhurbaşkanlığı'na vekâlet etti. |
| 2009-2011 | Demokrat Parti Genel Başkanlığı yaparak DP-Anavatan birleşmesini sağladı. |






