Didar DEMİRCİ - Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, oğlu Dorukhan Büyükışık’ın ölümün arkasındaki sır perdesini çözmek için yaklaşık 4,5 yıldır mücadele veriyor. Oğlunun cesedinin bulunduğu yere taşındığını ve telefonundaki tüm parmak izlerinin silindiğini, elindeki delillerle ortaya koymasına karşılık halen daha suçluların yargılanmadığını öne süren baba Büyükışık, adaletin yerini bulması için çağrıda bulundu. Oğlunun karıncayı dahi incitmeyeceğini ifade eden Büyükışık, oğlunun kasten öldürülmediğini ancak olayın üstünün kapatılması için çaba sarf edildiğini düşündüğünü aktardı. Büyükışık, düzenlediği basın toplantısıyla son çare olarak halkın vicdanına başvurma kararı aldığını kaydetti.

‘İNTİHAR ETMEDİ’
Emekli olduktan sonra Narlıdere’ye yerleştiklerini ve 2 yıl sonra evlerine 600 metre uzaklıktaki TanyerA.Ş.’ye ait inşaatta oğlunun cansız bedenini bulduklarını aktaran Büyükışık, 12 Mayıs 2018 gecesi oğlunun yürüyüş yapmak için evden çıktığını ancak bir daha da geri dönemediğini söyledi. Olaya ilişkin elindeki belgelerle detayları paylaşan baba Büyükışık, oğlunun öldürüldükten sonra bedeninin inşaatın istinat duvarının olduğu yere taşındığını iddia etti. Büyükışık, oğlunun ölmesinin sebebinin yüksekten düşmek olmadığını vurgulayarak, göğsüne aldığı darbe nedeniyle oğlunun iç kanama geçirdiğini öne sürdü. Oğlunun cansız bedeninin bulunduğu anki fotoğrafları da gösteren Büyükışık, intihar ya da yüksekten düşme iddialarının, cesedin bulunduğu şekliyle çeliştiğini söyledi. Yüksekten düşen bir insanın bedeninde çeşitli hasarların olabileceğini ifade eden Büyükışık, oğlunun bedeninde en ufak bir kan izi ya da çizik olmadığını söyledi.

‘DELİLLER KARARTILIYOR’
Oğlunun cesedinin bulunduğu alandan 100 metre ileride öldürüldüğünü ardından taşınarak intihar süsü verilmeye çalışıldığını iddia eden Büyükışık, oğlunu öldürenlerin polis, savcı ve Adli Tıp Kurumu yetkilileri tarafından korunduğunu, delillerin karartıldığını ve sahte deliller üretildiğini, olayın aydınlatılmasına katkı sunacak kamera kayıtlarının da ortadan kaldırıldığını öne sürdü. Büyükışık, “Savcı ve polisler bana 2 yıldır kamera kayıtlarını aldık diye yalan söylemişler. Ben neden inandım? Bana sahte delil üretmişler. Adli imaj yok, ses yok, kök bilgilerini silmişler, polis merkezinde üretilmemiş bir tane tutanak yok. Ben buradan Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü’ne sesleniyorum, bize bu kayıtları verin. Bu kayıtları İzmir İl Emniyet Müdürümüz de Başsavcı da istedi; ama hala direniyorlar. 4 fotoğraf ve bir video ile bütün adaleti yanıltıyorlar. Mehmet Taylan Tanyer ve Mehmet Münir Tanyer kamera kayıtlarının tamamını yok etti. Buradan sesleniyorum, gelin o kayıtları teslim edin. Yoksa hesap vermekten hiçbir şekilde kurtulmanız mümkün değil” diye konuştu.

72 SAAT ÖNCE BİR DELİL DAHA
Cinayete tanık olan 3 kameranın olduğunu aktaran Büyükışık, tüm olayı gören bir adet dome kamera olduğunu ve bunun yer tespitiyle ilgili 72 saat önce bir gelişme yaşandığını aktardı. Büyükışık, “Dome kameranın yeri belli değildi, bize yalan söylediler. Biz yerini sizle görüşmeden 72 saat önce tespit ettik. Cinayetin işlendiğini ve cesedin taşındığını anbean gösterecek yerde. Mehmet Taylan Tanyer ve Mehmet Münir Tanyer şu anda cinayet şüphelisi olarak soruşturuluyor. Bundan tam 2 yıl önce gözaltına alındılar. Bu adamlar ifadeye çağırıldıktan sonra 26 telefonun telefonu formatlamış. Bu benim elde ettiğim bir bilgi de değil” dedi.
HANGİ RAPOR DOĞRU?
Oğlunun bedenine yapılan otopsilerden iki ayrı rapor çıktığını aktaran Büyükışık, ilk olarak Ankara Üniversitesi Öğretim Üyeleri olan Adli Tıp uzmanlarının hazırladığı raporda Dorukhan Büyükışık’ın yüksekten düşmediği, darba maruz kaldığının kaydedildiğini belirtti. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosyayı İstanbul’daki Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurumu’na gönderdiğini ve orada ‘yüksekten düşme, intihar’ denilerek rapor hazırlandığını söyleyen Büyükışık, “Bunun üzerine itiraz ettik. Yasal olarak bu itirazın üst kurulda görüşülmesi gerekiyorken raporu yazan aynı kurulda görüşüldü” dedi. Dokuz Eylül Üniversitesi’nin de yüksekten düşme şeklinde hazırladığı raporu, itirazı üzerine düzelttiğini belirten Büyükışık, İzmir Adli Tıp Kurumu Başkan Vekili Prof. Dr. Mehmet Tokdemir ve Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu üyeleri hakkında sahte rapor hazırlamaktan dolayı suç duyurusunda bulunacağını belirtti. Büyükışık, “Artık tuz koktu” dedi. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün Mehmet Tokdemir ve 1. İhtisas Kurumu üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu da belirten Büyükışık, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hiçbir savunma almadan, delil toplamadan kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdiğini açıkladı. Büyükışık, “Tuz kokmuştu burada da ip koptu” dedi.
KURUMLAR KENDİLERİNİ TEMİZLEMELİ
İntikam değil adalet istediğini vurgulayan Büyükışık, “Ben oğlumu neden ve kimin öldürdüğünü bilmiyorum. Ben sadece bir şeyden eminim oğlum işkence ile katledildi. 2,5 saat kan kaybetmiş. Ben oğlumun öldürüldüğünü, öldürenler ve gizleyenlerin bilinçli olarak bu faaliyeti yürüttüğünü, Mehmet Taylan Tanyer ve Mehmet Münir Tanyer’in de çözebilecek herkesi bir şekilde ikna ettiği ve delilleri yok ettiği için faillerin arasında olabileceğini; ama kesinlikle delilleri kararttığını açıkça ifade ediyorum. Kurumlar kendilerini temizlemeliler. Sıradan bir yurttaş olarak talebim şu: Kim bulaştıysa makam ve mevki kim olursa olsun adaleti tevcih ettirin. Kin, nefret ve intikam duygusu hissetmiyorum, ben oğlumun katiline acıyorum. İnsan öldürmek çok ağır bir yüktür, umurumda olan katil değil, beni devletimin kurumları içindeki çürümüş insanlar kahrediyor. Benim verdiğim mücadele daha iyi bir ülke” açıklamasını yaptı.





