Dün Manisa'da bir kadın parkta yürüyüş yapıyor diye dövüldü.
Dört aylık hamile olan mağdur neden dayak yediğini tam olarak öğrenemediğini söyledi!
Çünkü kırmızı bir araçtan inen saldırgan bir anda üzerine çullanıp kadına tekme tokat vurmaya başlayıp sadece şunu söylüyordu: "Bir daha bu parkta yürümeyeceksin!"
Bu manyağı kadının hamile olması mı, yürüyor olması mı yoksa sadece kadın olması mı sinirlendirdi bilinmez.
Ama saldırıya uğrayan Ebru Tireli'nin hastanede söyledikleri çok acıydı:
"Açıkta bir yerim yoktu, her yerim kapalıydı" diyordu mesela.
Yahu açık olsa ne olur, şort giysen ne olur, yakan bağrın açık olsa ne olur?
Dayağın, şiddetin haklı gerekçesi olmaz. Bunu bazı sapıkların cahil, içi boş kafalarına çaka çaka kazıyacağız.
Dayak yemiş bir kadının kendini bu şekilde savunmaya kalkması çok acı değil mi?
İnsanı daha üzen şeyler de söylüyordu Tireli: "En çok ağrıma giden de 'tamam bir daha yürümeyeceğim, söz veriyorum, özür dilerim, hakkını helal et, yeter dövme bırak gideyim' demek oldu" diyordu mesela.
Ki empati yapınca insanın gerçekten hırs ve öfkeden gözü dönüyor.
Düşünün durduk yere bir manyak, bir sapık üzerinize saldırıyor ve siz kaba kuvvet anlamında ondan aciz durumda olduğunuz için kurtulmak adına o vahşiyi sakinleştirecek şeyler söylemek zorunda kalıyor, üzerine bir de siz özür diliyorsunuz.
Saldırıya uğrayan Ebru Tireli'nin de yediği dayaktan çok bu zoruna gitmiş.
Devlet televizyonunda sözde din ulemaları çıkıp "hamile kadınların sokakta dolaşması ayıptır, caiz değildir" diye fetva verirse bunlar olur tabii...
Kadını şort giydi diye tekme tokat dövenlerin ceza almak yerine alkışlandığı bir ülkede yaşıyoruz artık.
Bizi ısrarla "bir şeye" alıştırmaya çalıyorlar ama nafile!
Bu sapık, bu vahşi zihniyete teslim olmak yok.
Bakacağız başımızın çaresine... Evvelallah bakacağız.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Özür yok ısrar var

Ünlü kozmetik ürünleri firması Watsons iki gün önce bir skandala imza atı.
İddialara göre zincirin İstanbul'da bulunan bir mağazasında güvenlik görevlileri bir lise öğrencisinin ruj çaldığından şüphelendi.
Genç kızı bir depoya götüren görevliler yine iddialara göre çırılçıplak soyup üzerinde çalıntı ruj aradılar.
Darp ve hakaret ederek.
Aslında iddia demek yanlış çünkü zaten Watsons'tan resmi bir açıklama geldi.
Olay doğrulandı ancak genç kızı soyup arayanların "erkek değil kadın görevliler" olduğu açıklandı!
Oh, bizim de içimiz rahatladı doğrusu!
Sizin ne haddinize bir insanı soyup orasını burasını elleyerek çalıntı mal aramak?
Çağırırsınız polisi, şikayetçi olursunuz ve onlar gerekeni yapar.
Bu ne ilkellik, bu ne cüret?
Yana yakıla özür dileyeceğinize, o görevlilerin işine son verdik diyeceğinize "ama erkek değil kadın görevli soydu" açıklaması hiç yakışmadı..
Bu arada olayla ilgili sosyal medyada oluşan tepkilerde ise yine sap ve saman birbirine karıştı.
"15 liralık ruj için bir genç kıza bu yapılır mı?" ya döndü iş.
Eğer ortada bir hırsızlık varsa bunun 1 lirası 100 lirası olmaz.
Hırsızlık hırsızlıktır.
Burada tepki gösterilmesi gereken tek şey hiçbir güvenlik görevlisinin şüpheli müşterilere bu şekilde davranmaya hakkı olmadığıdır.
Bu polisin ve daha sonra dava açılırsa mahkemelerin işi.
Ezik ve kraldan çok kralcı eğitimsiz bazı mağaza görevlilerinin değil.