İbrahim Bilgen.
61 yaşında.
Sağ omuz, sırt, sağ kalça ve sağ şakak olmak üzere 4 yerinden.
Ali Haydar Bengi.
39 yaşında.
Sol göğüs, karın, sağ kol, sağ bacak, iki kez sol el olmak üzere 6 yerinden.
Gazeteci Cevdet Kılıçlar.
38 yaşında.
Alnının ortasından 1 kez.
Çetin Topçuoğlu.
53 yaşında.
Kafasının arkası, sol yanı, karnının sağı olmak üzere 3 kez.
Necdet Yıldırım.
32 yaşında.
Sağ omuz, sırtının solu olmak üzere 2 kez.
Furkan Doğan.
19 yaşında.
45 santimetreden daha kısa bir mesafeden yüzünden, kafasının arkasından, iki kez bacağından ve bir kez de sırtından olmak üzere toplam 5 kez.
Fahri Yaldız.
43 yaşında.
Sol göğüs, sol bacak, iki kez sağ bacak olmak üzere 4 kez.
Cengiz Songür.
47 yaşında.
Boynunun ön tarafından 1 kez.
Cengiz Akyüz.
41 yaşında.
Kafasının arkasından, yüzünün sağından, sırtından ve sol bacağından olmak üzere 4 kez vurularak öldürülmüştü.
Uğur Süleyman Söylemez.
51 yaşında.
Başından aldığı bir kurşunla ağır yaralanmış, 4 yıl komada kaldıktan sonra, 23 Mayıs 2010'da hayatını kaybetmişti.
Yukarıdaki isimler, İsrail askerlerinin Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırıda hayatlarını kaybedenler.
***
Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Türkiye'nin talebi üzerine acil olarak düzenlenen BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, İsrail'in yardım gemilerine saldırısını devlet tarafından işlenmiş bir cinayet olarak niteleyerek ve “Bu tür bir yol izleyen devlet uluslararası toplumda meşruiyetini kaybetmiştir” dedi.
***
Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise, “Vicdanını bir insani yardım kuruluşundan çıkarmaya çalışıyorlar, hale bak. Kimdir bu insani yardım kuruluşu? Mavi Marmara ile Gazzeli bebeklere ilaç götüren, mama götüren, gıda götüren, bunun için de ölümü göze alan bir yardım örgütü. Otorite kim, güneydeki sevdikleri mi, yoksa biz mi? Eğer otorite Türkiye'de bizsek biz zaten izni verdik...” dedi.
***
Geldik 9 Aralık 2016 tarihine.
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi şu kararı verdi:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 6743 sayı ile onaylanan, Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti arasındaki tazminata ilişkin usul anlaşmasının 4. maddesinin 2. cümlesi ile her halükarda bu anlaşma, İsrail'in, İsrail adına hareket edenlerin ve İsrail vatandaşlarının, Türkiye Cumhuriyeti veya Türk gerçek ve tüzel kişileri tarafından konvoy hadisesi ile ilgili olarak kendilerine yönelik doğrudan ya da dolaylı olarak Türkiye'de yapılmış ve yapılacak her türlü hukuki ya da cezai talebe ilişkin her türlü sorumluluktan muaf tutulmalarını sağlayacaktır hükmü dikkate alındığında kovuşturmaya engel şart getirildiği ve bu şartın gerçekleşmeyeceği anlaşıldığından davanın Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (CMK) 223/8 maddesi gereğince düşürülmesine karar verildi.”
***
Arada kaynayıp gitmesin, bilin istedim.
Mavi Marmara'da başlayıp geldiğimiz yer ile Suriye'de başladığımız ve geldiğimiz/geleceğimiz nokta aynıdır.
Hüsnü Mahalli'yi gözaltına alınca değişmiyor.
Bilumum yalakalara duyurulur...