Biraz kafayı dağıtalım haydi.
Dedikodu yapalım, oradan buradan laflayalım....
Mesela bir kepaze boşanma davasına daha hoş geldin sevgili magazin sever kardeşim.Bu kez kahramanlarımız şarkıcı Tuğba Özerk ve menajer kocası.
Hem arkadaşlık hem de şarkıcı-menajer ilişkileri gayet iyi giderken bir anda evlenme kararı alan çiftin bu evliliği sadece 4 ay sürebilmiş.
Şimdi maaile kanalları gezip, telefonla bağlanıp olayın aslını astarını anlatmaya çalışıyorlar.
Bir yandan Tuğba diyor ki kocam beni dövdü, diğer yandan kocası diyor ki Tuğba beni bıçakladı...
Tuğba'nın annesi desen o bambaşka bir alem... Keşke yakınları canlı yayına bağlanmasına engel olabilseydi.
Deniz Akkaya'nın "Kızınızın eski sevgilisiyle birlikte oldunuz mu?" sorusuna maruz kalması bile son derece yakışıksız bir durumdu.
Bir anne olarak kendisini bu nahoş konuşmanın içine sokmasaydı keşke diyeceğim ama o da herhalde yaşadığı stresten olacak, pek ne dediğini bilmez haldeydi.
Bu soruya sinirlenmedi bile... "Yok öyle bir şey" dedi, geçti.
Neyse...
* * *
Eğer ünlüyseniz ve magazin dünyasının manşetlerine taşınmak sizi ilgilendirmiyorsa bunu çok kolay bir şekilde başarabilirsiniz.
Hiçbir telefona cevap vermeyerek, hiçbir programa katılmayarak, kameraların olduğu yere bile bile gitmeyerek vs.
Olay her ne ise bir süre konuşulur, tartışılır ama siz yanıt vermediğiniz için alevlenmeden öylece söner gider.
Tuğba'nın ve kocasının bunu yapmaya pek niyeti yok gibi görünüyor.
Gerçekten, bazı insanlar ayrılmanın da bir adabı olduğunu neden bir türlü öğrenemiyor?
* * *
Karanlıkta yürüyenler
Ülke yeteri kadar karanlığın içinde değilmiş gibi bir de kış saatine geçmeme konusundaki ısrarın sebebini anlamak gerçekten çok zor.
Ben pek sabah insanı değilim. Aslında hiç değilim. Öğleden sonra güne başlayanlardanım. Geçen gün nasıl olduysa erken uyumuşum, sabah da 7 gibi uyandım. Ama uyanmaz olaydım. Kalkıp kahvaltı hazırlamak gelmiyor içimden. Salata-köfte çekti canım, sanki akşam olmuş gibi. Kahvemi yaptım şaşkın şaşkın pencereden dışarı, karanlığa bakıyorum.
Çıkıp yürüyüş yapsam, ortalık zifir zindan. Yollar boş, sapık çok, korkarım.
Çalışayım, yazı yazayım desem, sabah ferahlığı yok ki onu da istemedi canım.
Hop yine geri yattım.
Özellikle çocukların zifiri karanlıkta yollara düşüp yine karanlıkta dönmeleri velileri oldukça zorluyor.
Sadece çocuklar da değil... Çalışanlar karanlıkta girdikleri binadan karanlıkta çıkıp gün yüzü görmeden yaşar oldular.
İnsanın yaşama sevinci söner yahu!
Saçmasapan bir saat dilimine oturttular memleketi.
Hayır yani amaç ne amaç?
Karanlıkta yaşama isteğinin ısrarı ne?
Kör karanlıkta yollara düşen ve buna isyan eden milyonların sesine kulak veren çıkacak mı bakalım.
* * *
Diziler kreş gibiMeltem Cumbul oynadığı diziye bir yaşın altında bir bebeğin dahil edileceğini öğrenince seti terk etti ve tabii hemen kahraman oldu.
Dün sosyal medyada en çok konuşulan isimler arasındaydı kendisi.
Bitmek bilmeyen dizi çekimlerinde küçük yaşta çocukların, bebeklerin ve hayvanların 'zorla' dahil edilmesine aklı ve vicdanı olan herkes zaten karşı çıkıyor.
Ama bir dizinin başrol oyuncusu nasıl olur da senaryodan bihaber olur onu da aklımız almıyor.
Oynadığı dizinin konusundan, oyuncularından haberi yok muydu Cumbul'un?
En baştan neden böyle bir hikayede rol almayı tercih etti peki?
Sete gelip terk edene kadar senaryoyu reddetseydi ya keşke.
Bu arada dizi senaristleri gerçekten akıllarını çoluk çocukla bozmuşlar.
Diziler kreş gibi.
16-18 saate varan çekimlerde o çocukların durumunu soran sorgulayan yok.
Ana-babalar zaten kolay yoldan para kazanmanın derdinde.
Çocuğu dizi ünlüsü olan ebeveynler işten güçten istifa edip menajerlik işine giriyorlar.
Meltem Cumbul'un hassasiyeti zaten olması gereken yani.
Ama işte aklı baştan neredeymiş onu çözemedik.