İzmir geçen hafta bomba bir haberle sarsıldı. Asırlık çınar Altınordu, profesyonel liglerden çekildi.
Şaşırdık, donduk kaldık.
1960’lı yıllarda, “İzmir’de en çok taraftara sahip takım” unvanına sahip olan Altınordu, artık “Şeytanlar. Şeytanlar.” tezahüratıyla sahaya çıkamayacak.
Çok üzücü, İzmir adına çok kırıcı bir durum.
14 yıl önce ekonomik sıkıntılar yüzünden futbol şubesini ayakta tutmak için şirketleşme modeline sarılan Altınordu, bugün yine ekonomik nedenlerle profesyonel liglerdeki yarışmacı kimliğini kaybetti.
Yani tek sorun, üç kelime. Para, para, para.
Altınordu’nun yaşadığı bu durum, her ortamda, her fırsatta savunulan, “Kulüplerin kurtuluşu altyapıda, yetiştiricilikte” söylemini de sorgulanır hale getirdi.
Çünkü; Altınordu’da kurduğu “yetiştiricilik modeliyle”, örnek olan, alkış alan, gurur duyan, hatta önemli oyuncular yetiştirip, önemli paralar kazanan iş insanı Seyit Mehmet Özkan, bugün “Bir yıldır yatırımcı arıyorum, bulamadım. Benden bu kadar” diyordu. Bunun sonucu olarak da profesyonel liglerde mücadele etmeme kararı aldı. Sadece altyapı ile yola devam edeceklerini söyledi.
Bu söylemden şu sonuç çıkıyor; futbolda sadece altyapı yatırımı, profesyonel liglerde yarışmaya yetmiyormuş. Oysa altyapıdan oyuncu yetiştiren kulüplerin, onları vitrine çıkaracağı bir profesyonel takıma da ihtiyacı var. Üstelik, profesyonel takımı olmayan bir kulübün, yetiştirdiği oyuncudan kazanacağı rakam, sadece yetiştiricilik bedelidir. Yani Altınordu bundan böyle altyapıda eski ilgiyi görmeyeceği gibi, dünya yıldızı da yetiştirse, Cengiz Ünder, Çağlar Söyüncü gibi oyunculardan kazandığı transfer ücretlerini, bonusları kazanamayacak demektir.
Yani bu karardan dönülmezse, ne yazık ki Altınordu; futbolda sadece mazisiyle anılan bir kulüp olacak. İşin Altınordu camiası açısından üzüntü verici yönü bu. Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne.
İzmir’de bugün 114 yıllık Karşıyaka, futbolda 3. Lig girdabından kurtulmaya çalışıyor, sponsor bulamaması halinde Süper Lig’de mücadele eden basketbol takımının geleceğinden endişe duyursa;
Geçen sezon 3. Lig’de zor tutunan 112 yıllık Altay’ın, kurtuluş umudu eski Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi’nin göstereceği yaklaşımdaysa;
Tesisleri ve yetiştiriciliğiyle övünen 103 yıllık Altınordu’nun, bir kişinin aldığı kararla profesyonel liglere veda ediyorsa;
Ve 101 yıllık Göztepe, başarıyı Danimarkalı Enkersen’in yönetiminde yakalama şansı bulduysa; bu İzmir’in ayıbıdır.
Üstelik Türkiye’nin üçüncü büyük kentinde, kulüpleri yaşatmak, sporun her branşında başarıdan başarıya koştuğu günlere dönme adına bir çaba yoksa, bu ayıp herkese yeter