Karşıyaka’da kongre öncesi tüm hesaplar, “Sponsor bulmak” üzerine yapılıyor.
Genel görüş “Sponsor olmadan, özellikle basketbolun yükünü kaldırmak zor” şeklinde.
Pınar’ın tekrar sponsor olması yönündeki çabalar, şimdilik sonuçsuz.
Geçen sezon, basketbola ciddi destek veren Folkart’ın patronu Mesut Sancak, desteğe “evet” diyor ama, sponsorluğa “mesafeli” bakıyor.
Emrah Akman ve Bahattin Gümrükçü’nün aday olabileceği söyleniyor. Turgay Büyükkarcı döneminde alt yapı yönetiminde yer alan Akman’ın, eski basketbol şube başkanı Kerem Copçu ile birlikte hareket edeceği söylentiler arasında.
Bu arada Kerem Copçu’nun sosyal medyadan EGİAD Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer’e yaptığı “Başkanlık size yakışır” çağrısına, Yelkenbiçer’in “Kerem ağabey senin önderliğinde oluşacak her yönetimde yanında olacağımı bilmeni isterim” diye yanıt vermesi önemli bir gelişme.
Bu arada İlker Ergüllü’nün Mesut Sancak’tan gelecek sponsorluk desteğiyle adaylığa ikna olacağı da konuşuluyor. Yani kulisler hareketli.
Kongre öncesi KSK camiasında bir hareketlilik olduğu gerçek. Ancak ortaya konan somut bir şey yok.
Üstelik geçen hafta yapılan mali kongrede açıklanan net borç 647 milyon lira. Bu rakam faizleriyle birlikte 1.1 milyon liraya ulaşıyor.
Hal böyle olunca, Kaf-Kaf yine “Kayyum korkusuyla” karşı karşıya…
KSK’nin bu korkuyu tekrar tekrar yaşamaktan kurtulmak için tek çözüm, güçlü bir yönetim ve o yönetimin yaratacağı güven ortamıdır.
“Güven ortamı” diyorum, çünkü KSK’nin problemini, çok paralı değil, güvenilir bir yönetim çözebilir. Her kesimin destekleyeceği, doğru adımlar atacağına inandığı, güçlü bir yönetim, Kaf-Kaf’ı ciddi ve güçlü sponsorlara ulaştıracaktır.
Ekonominin kuralıdır. Yatırımcı istikrar ister, güvenli liman arar. Parasını nereye yatıracağını, bunun getirisinin ne olacağını öngörmek ister… İstikrarsız, güven vermeyen, öngörülemez ortamlar, yatırım için uygun değildir. Tabii ki sponsorlar için de öyle.
Daha önce de yazmıştım. KSK camiasının şu anda yapacağı tek şey, ayak üstü oluşturulan, günü kurtarmak için kurulan, “gittiği yere kadar” mantığıyla iş başı yapan yönetimlerden uzak durmaktır.
Gelinen nokta; KSK adı geçince ismi ilk sıralara yazılanlar için önemli bir sınavdır. Camianın büyükleri, önde gelenleri artık harekete geçip taşın altına ellerini koymak durumundadır. Taşın altına elini koymaktan kastım, büyük paralar harcamak değil, güven verecek bir yönetimi tesis edip, Kaf-Kaf’ın güçlü sponsorlara ulaşabileceği ortamı yaratmaktır.
Bunun için kırgınlıklar, dargınlıklar, kısır çekişmeler bir yana bırakılmalı, geçmişte kalan hesaplaşmaların üzerine, “Kaf-Kaf aşkıyla” sünger çekilmelidir.
Karşıyakalı olmak, yeşil-kırmızıya gönül vermek; armaya, formaya işte böyle kritik günlerde sahip çıkmayı gerektirir.
Karşıyaka 11 Haziran’da yapılacak genel kurulda, herkesin “İşte bu” diyebileceği bir yönetimi iş başına getirmelidir.
Belki zaman çok dar ancak, günümüzde herkesin birbirine cebindeki telefon kadar yakın olduğu unutulmamalıdır.
Bu yazı gönlünde KSK aşkı bulunan herkese bir çağrıdır. Haydi Kaf-Kaf için konuşun, barışın, el ele verin, kucaklaşın ve Karşıyaka’yı heyecanla ayağa kaldıracak güzel günlere taşıyın.