Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, yemeğin tadına bakmadan tuzluğa uzanmanın ardındaki bilimsel gerçeğe ışık tuttu. Bu alışkanlığın basit bir damak tadı tercihi olmadığını ifade eden Dr. Ural, tuz tüketiminin beyinde dopamin salınımını tetikleyerek bir "ödül mekanizması" yarattığını belirtti. Özellikle stresli anlarda vücudun geçici bir rahatlama hissi için tuzlu gıdalara yöneldiğini vurgulayan Dr. Ural, "Vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı aslında 1 gramın altındadır. Bunun üzerindeki her miktar, damak tadımızın bize oynadığı bir oyundur" dedi.

Böbrek filtrelerinde geri dönüşü olmayan sertleşme riski

Vücudun doğal arıtma tesisi olan böbreklerin, kandaki aşırı tuzu dengelemek için yoğun bir mesai harcadığına dikkat çekildi. Bu süreçte yaşanan Glomerüler hiperfiltrasyon, böbreğin temel işlevsel birimleri olan nefronları aşırı yorarak zamanla sertleşmelerine yol açıyor. Dr. Orçun Ural, böbrek hastalıklarının en tehlikeli yanının "sessiz ilerlemesi" olduğunu hatırlatarak, "Sağlıklı hissetmeniz, hasar oluşmadığı anlamına gelmez. Belirtiler ortaya çıktığında genellikle iş işten geçmiş oluyor" uyarısında bulundu.

Tansiyonunuz normal olsa bile risk altındasınız

Toplumdaki en büyük yanılgılardan biri, tuzun sadece tansiyon hastalarına zarar verdiği düşüncesidir. Ancak tıbbi veriler, kan basıncı normal olan bireylerde bile aşırı tuz tüketiminin böbrek dokusuna doğrudan zarar verdiğini kanıtlıyor. Damar sağlığından bağımsız olarak hücre seviyesinde tahribat yaratan sodyum, kronik böbrek yetmezliği gibi geri dönüşü olmayan süreçleri tetikleyebiliyor. Dr. Ural, bu noktada vatandaşları "Tansiyonum düşük, tuz yiyebilirim" rahatlığından kaçınmaya çağırıyor.

Market raflarındaki gizli sodyum tehlikesi

Tuzla mücadelenin sadece sofradaki tuzluğu kaldırmakla bitmediğini belirten uzmanlar, asıl savaşın market raflarında verilmesi gerektiğini vurguluyor. Ekmekten "sağlıklı" olduğu iddia edilen paketli atıştırmalıklara kadar pek çok üründe gizli sodyum bulunduğunu ifade eden Dr. Ural, bilinçli tüketiciliğin önemine değindi. Çözümün basit ama disiplin gerektirdiğini söyleyen Ural, etiket okuma alışkanlığının kazanılmasının böbrek sağlığı için hayati bir koruma kalkanı olduğunu belirtti.

İzmir’in bereketli topraklarından Anneler Günü için sevgi sevkiyatı
İzmir’in bereketli topraklarından Anneler Günü için sevgi sevkiyatı
İçeriği Görüntüle

Damak tadını eğitmek için 21 gün kuralı

Böbrekleri korumak ve geleceği "salamura" etmemek için damak tadının yeniden eğitilmesi mümkün. Dr. Orçun Ural, tat reseptörlerinin yenilenmesi için 21 günlük bir sürenin yeterli olduğunu ifade etti. Bu süreçte tuzun kademeli olarak azaltılıp yerine taze baharatlar, limon ve doğal aromaların eklenmesi öneriliyor. 3 haftanın sonunda yiyeceklerin gerçek tadının alınmaya başlanacağını belirten Dr. Ural, "Bugün o tabağa eklemediğiniz bir tutam tuz, yarın sizi diyaliz makinelerinden uzak tutan sağlıklı bir ömür olarak geri dönecek" dedi.

Muhabir: Kazim Bozkurt