Türk tıp tarihinin kırılma noktalarından biri, 3 Kasım 1975’te atıldı. Prof. Dr. Mehmet Haberal, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri’nde bir anneden 12 yaşındaki oğluna gerçekleştirdiği ilk böbrek nakliyle yalnızca bir hastayı değil, bir dönemi de değiştirdi. O gün atılan adım, ilerleyen yıllarda organ nakli alanında Türkiye’yi dünya sahnesine taşıyacak bir bilimsel hareketin başlangıcı oldu.

Bu ilk operasyon, yalnızca teknik bir başarı değil, aynı zamanda tıbbın sınırlarını zorlayan bir vizyonun göstergesiydi. O dönem için son derece kısıtlı imkânlara rağmen gerçekleştirilen bu müdahale, Türkiye’de modern transplantasyonun kapısını araladı.

Whatsapp Image 2026 06 25 At 09.22.53

Hacettepe’de başlayan tıp devrimi

1970’lerin ortasında başlayan bu süreç, kısa sürede genişleyen bir bilimsel dönüşüme evrildi. Prof. Dr. Mehmet Haberal, yalnızca ameliyat yapan bir cerrah değil, aynı zamanda organ nakli sisteminin altyapısını kuran bir bilim insanı olarak öne çıktı.

Dönemin sağlık koşulları düşünüldüğünde bu girişimlerin her biri ayrı bir mücadele anlamı taşıyordu. Haberal’ın çalışmaları sayesinde Hacettepe Üniversitesi, organ nakli alanında uluslararası düzeyde referans merkezlerden biri haline geldi. Bu süreç, Türkiye’de transplantasyonun kurumsallaşmasını da beraberinde getirdi.

Amerika’dan gelen hayat zinciri

1984 yılı, Türk tıp tarihine altın harflerle yazılan gelişmelerden birine sahne oldu. Amerika Birleşik Devletleri’nden getirilen böbreklerle gerçekleştirilen operasyonlar zinciri, tıbbın zamanla yarıştığı en kritik anlardan biri olarak kayıtlara geçti.

Prof. Dr. Mehmet Haberal, o dönemde yaklaşık 25 saat süren kesintisiz bir ameliyat maratonuyla beş hastaya yeniden yaşam şansı sundu. Bu operasyonlar, yalnızca Türkiye’de değil uluslararası tıp çevrelerinde de geniş yankı uyandırdı. Aynı dönemde ABD’den gelen organlarla gerçekleştirilen nakillerle toplamda 175 hastaya ulaşıldığı bilgisi, sürecin ölçeğini ortaya koydu.

Bu gelişmeler, Türkiye’nin organ nakli kapasitesinin dünyayla rekabet edebilecek seviyeye ulaştığını gösteren en somut örneklerden biri oldu.

Zamana karşı verilen 25 saatlik mücadele

1984’te gerçekleşen operasyonların en dikkat çekici yönlerinden biri, zamanla verilen mücadeleydi. Organların uygun koşullarda korunma süresinin sınırlı olduğu bir dönemde, ekip büyük bir organizasyonla süreci yönetti.

Esenboğa Havalimanı’ndan başlayan ve Hacettepe Hastanesi ameliyathanelerine uzanan bu süreçte, her dakika hayati önem taşıyordu. Prof. Dr. Mehmet Haberal, gelen organların süre hesaplarını titizlikle yaparak ameliyat planlamasını saniyelerle yarışacak şekilde organize etti.

Aralıksız devam eden operasyonlar sonucunda beş farklı hasta sağlığına kavuştu. Bu süreç, tıpta “organizasyonel cerrahi yönetimi” açısından da örnek vaka olarak değerlendirildi.

Bilimi dünyaya açan saklama yöntemi

Haberal’ın bilim dünyasına kazandırdığı en önemli katkılardan biri de organ saklama süresine ilişkin geliştirdiği yöntem oldu. O dönemde ortalama 12 saat olan böbrek koruma süresi, geliştirdiği teknik sayesinde 48 ila 95 saate kadar çıkarıldı.

Bu buluş, transplantasyon alanında devrim niteliği taşıdı. 1983 yılında Zürih’te düzenlenen Avrupa Transplantasyon Birliği toplantısında duyurulan yöntem, uluslararası tıp camiasında büyük yankı uyandırdı. Bu katkı, Prof. Dr. Mehmet Haberal’a Sedat Simavi Vakfı Sağlık Bilimleri Ödülü’nü de kazandırdı.

Yasadan uluslararası saygıya uzanan yol

Haberal’ın katkıları yalnızca cerrahi başarılarla sınırlı kalmadı. Organ naklinin yasal altyapısının oluşturulması sürecinde de aktif rol oynadı. Türkiye’de organ nakline hukuki zemin kazandıran 2238 sayılı yasa, 1979 yılında yürürlüğe girdi.

Bu yasanın hazırlanması sürecinde Haberal, Meclis’te ve ilgili kurumlarda yoğun bir bilgilendirme çalışması yürüttü. Dönemin dini ve toplumsal hassasiyetlerini de dikkate alarak yürütülen süreç, Türkiye’de organ bağışı bilincinin gelişmesine zemin hazırladı.

İstanbul’dan Atina’ya uzanan bilim diplomasisi

Yıllar içinde Prof. Dr. Mehmet Haberal, yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın da saygı duyduğu bir bilim insanı haline geldi. 2024 yılında Dünya Organ Nakli Derneği’nin 30. Uluslararası Kongresi, ilk kez İstanbul’da düzenlendi ve bu organizasyonun öncülüğünü Haberal üstlendi.

Bakın İzmirliyi hangi hastalık öldürüyor?
Bakın İzmirliyi hangi hastalık öldürüyor?
İçeriği Görüntüle

Aynı kongrede kendisine verilen Medawar Ödülü, transplantasyon alanındaki en prestijli uluslararası ödüllerden biri olarak kayda geçti. Bunun yanı sıra Atina Akademisi tarafından verilen Yüksek Şeref Ödülü, Türk bir bilim insanının ilk kez bu kuruma kabul edilmesi açısından tarihi bir önem taşıdı.

"Yaşam Boyu Başarı Ödülü"ne layık görüldü

Prof. Dr. Mehmet Haberal, Mısır’da sağlık alanında verilen en prestijli unvanlardan biriyle onurlandırıldı. İlk kez bir bilim insanına takdim edilen “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”, Haberal’ın yıllara yayılan çalışmalarının uluslararası düzeyde karşılık bulduğunu ortaya koydu.

Kahire’de düzenlenen törende konuşan Haberal, organ nakli süreçlerinde gelinen noktayı değerlendirerek, dünya genelinde organ bağışı bilincinin artırılması gerektiğine dikkat çekti. Bilim insanı, konuşmasında yalnızca teknik gelişmelere değil, insan hayatının korunmasına yönelik küresel sorumluluğa da vurgu yaptı.

Bu ödül, Türkiye’nin tıp alanındaki birikiminin uluslararası platformlarda nasıl karşılık bulduğunun güçlü bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Kuveyt’te bilim dünyasının buluşması

Uluslararası tıp camiasının en önemli organizasyonlarından biri olan Asya Transplantasyon Derneği 19. Kongresi, Kuveyt City’de geniş katılımla gerçekleştirildi. 800’ü aşkın bilim insanının yer aldığı kongrede, Prof. Dr. Mehmet Haberal onur konuğu olarak ağırlandı.

Bilim dünyasının farklı ülkelerden gelen temsilcileri, Haberal’ın organ nakli alanındaki katkılarını uzun süre ayakta alkışladı. Kongre boyunca yapılan oturumlarda, Türkiye’nin transplantasyon alanındaki gelişmiş altyapısı ve bilimsel birikimi de gündeme geldi.

Kaynak: Haber Bülteni