Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) 2021-2024 yılları arasında yaptığı "konser harcamalarında usulsüzlük yapıldığı" iddialarına ilişkin 3’ü tutuklu 14 kişinin yargılanmasına devam edildi. Tüm tutukluların yurtdışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyelerine karar verilirken bir sonraki duruşma ise 7 Temmuz'a bırakıldı. Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanıklar eski ABB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Hacı Ali Bozkurt, Festiva ve Enfest Organizasyon Şirketi ortağı Selahattin Çelikkaya ve Evren Teknik Grup Müzik Organizasyon Şirketi sahibi Onur Evren ile tutuksuz sanıklar eski ABB Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili Haluk Erdemir, eski ABB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkan Vekili Hüseyin Zehir, ABB çalışanları Celal Akbaş, Kurtuluş Bakır, Eren Demir, Levent Erdoğan ile Universe Prodüksiyon Şirketi sahibi Sıla Evren, Festiva ve Enfest Organizasyon Şirketi ortağı Kaan Alp, Craft Sanat Organizasyon Şirketi sahibi Üstün Alpay, Gurudan Tur. Dan. Org. Rekl. San. Tic. A.Ş. yetkilisi Arda Akman ve taraf avukatları hazır bulundu.

9 Eylül (76)

TANIK OSMAN CEM TAŞBAŞ: TÜM KONSERLERİN KARARINI MANSUR YAVAŞ VE NEVZAT UZUNOĞLU VERDİ
İlk olarak dinlenen belediye çalışanı Osman Cem Taşbaş, “Ben bu fiyatların yüksek olduğunu söyledim. Hepsi ABB Özel Kalem Müdürü Nevzat Uzunoğlu’nun kararıyla alınıyor. Tanık olduğum şeyler var. Ben İstanbul Fest’e gittim bu işleri merak ettiğim için. Orada herkes bu fiyatların yüksek olduğunu söylüyordu. Selahattin Çelikkaya’nın defalarca Nevzat Uzunoğlu ile görüştüğünü biliyorum ancak ne konuştuğunu bilmiyordum. Ebru Gündeş evraklarının sosyal medyaya sızmasını da benden bildiler. Çünkü her şeye ben itiraz ediyordum, rahatsızlığımı dile getiriyordum." dedi. Taşbaş, ihalelere ilişkin görüşmeler hakkında bilgisi olmadığını belirterek, “Bunların kararını Hacı Ali Bozkurt yapıyordu. Hepsini proforma faturalar üzerinden yapıyordu. Mansur Yavaş’ın vip aracı içinde ben Nevzat Bozkurt’a bu konserlerin pahalı olduğunu söyledim. Tüm konserlerin kararını Mansur Yavaş ve Nevzat Uzunoğlu verdi. Hacı Ali Bozkurt vermesi, Nevzat Uzunoğlu'na söylerdi o da Mansur Başkan'a derdi ve öyle karar verilirdi. Özel olarak kim kiminle ne konuştu ben bilmiyorum. Bir ya da iki kez ben gördüm kapının önünde konuştuklarını Selahattin Çelikkaya ve Nevzat Uzunoğlu'nun" dedi. Telefonunda soruşturmalara ilişkin belgelerin bulunduğu ve bu belgelere nasıl ulaştığının sorulması üzerine Taşbaş, “Bana taraflar attı bu belgeleri. Kimlerin attığını söylemek istemiyorum" yanıtını verdi.

TANIK FULYA KOÇAK: İHALELERE İLİŞKİN MEVZUATI BİLMEM, DUYDUKLARIMI SÖYLÜYORUM
Tanık Fulya Koçak da mahkemede yaptığı beyanında, “Toplamda Hacı Ali Bozkurt başkan ile birlikte 3 daire başkanı ile çalıştım. Şu anda işten ayrıldım. Ali Bey emekli olduktan sonra ben iş akdimi feshettim. Hacı Ali Bozkurt ile baba kız ilişkimiz vardı bizim. Kendisini sever sayarım ancak güzel ayrılmadım işten, tartışmalı ayrıldık” dedi. Koçak, “İhalelere ilişkin ben mevzuatı bilmem. Duyduklarımı söylüyorum. Hacı Ali Başkan işini çok doğru yapardı. İhalelere ilişkin söylentiler ayyuka çıkmıştı. İmza atmaktan imtina eden çalışanlar vardı bu fiyatların yüksekliği nedeniyle. Yani memur personellerin çekincelerinin olduğunu biliyorum" ifadelerini kullandı.

“O SIRADA BİZ OSMAN CEM TAŞBAŞ İLE KONUŞUYORDUK BU OLANLAR HAKKINDA VE ONA GÖSTERMEK İÇİN ÇEKMİŞTİM”
Koçak ayrıca Rolex marka saat poşetine ilişkin iddiaları da anlatarak, “Odayı düzenlerken Rolex marka saat poşetini gördüm. Başkan geldi dedi ki ‘Fulya ben o poşetin nereden geldiğini hatırladım. Onu TRT’den bir arkadaşım içine çikolata koyup getirmişti’ dedi. Ben sadece saatin poşetini gördüm. Bir fotoğraf çektim. O sırada biz Osman Cem Taşbaş ile konuşuyorduk bu olanlar hakkında ve ona göstermek için çekmiştim. Sosyal medyadan ben paylaşmadım poşet fotoğrafını" dedi.

TANIKLARDAN “İHALELERİN NASIL YAPILDIĞINI BİLMİYORUM”
SEGBİS üzerinden dinlenen tanık Ahmet Subutay Yitgin, “Selahattin Çelikkaya'yı daha çok tanırım ben. Kendisi ile çalıştığım sürede de ben bu olaylara ilişkin bir şey duymadım" dedi. Tanık Murat Özkan, “Ben isimleri tanımam. Olaylara ilişkin de bir bilgim yok. Ben sadece İsrafil Çetin'in beni işe alma vaadinden ötürü çek tahsil ettim. Para nereye kime gitti hiçbir bilgim yok benim" ifadelerini kullandı. Tanık Yavuz Özer de “Konserlerin nasıl yapıldığına dair bilgim yok, ihalelerin nasıl yapıldığını da bilmiyorum. Bu kişiler belediyenin jeneratörlerini firmanın gibi kullanıyorlardı. İki kez gördüm ancak hangi konserlerde kullanıldığını hatırlamıyorum" dedi.

“BİLMEDİĞİMİZ ŞEY HAKKINDA BÖYLE BİR ŞEY SÖYLEMEYİZ"
ABB Kültür ve Sosyal İşler Dairesi’nde organizasyon şefi olarak çalışan tanık Bayram Ceylan ise “Dava konusu konserlerin pazarlık süreçlerine dair bilgim yok. Gençlik Parkı'ndaki konserlerde ise sanatçıların kaşesini öğrenirdim ve Hacı Ali Başkan'a iletirdim. Örneğin bir kaşe 50 bin ise Hacı Ali Başkan ‘50 bin çok 35 bine indir' derdi. Ben de bunu karşı tarafa iletirdim. Onlar da ‘Hacı Ali Başkan 35 bin diyorsa bildiği vardır. Tamam öyle yapalım' derlerdi" şeklinde konuştu. Ceylan, “Biz memuruz. Bizim maaşlarımız bellidir. Bizim konuşmalarımız ‘konsere bu kadar verilir mi' gibisinde olmuştur en fazla. Yoksa 10 milyonluk konseri 50 milyona yapmışlar gibi bir şey söylememişizdir. Çünkü bilmediğimiz şey hakkında böyle bir şey söylemeyiz" dedi.

Abbden Konser Aciklamasi Tum Islemler Denetlendi Usulsuzluge Rastlanmadi Oera

Muhittin Böcek davasında şok gelişme!
Muhittin Böcek davasında şok gelişme!
İçeriği Görüntüle

“BİZİM EN PAHALI İŞİMİZ 2023 YILININ 29 EKİM'İ. BURADA OSMAN CEM TAŞBAŞ'IN İMZASI VAR”
Son tanık Cem Çınar’ın dinlenmesinin ardından Mahkeme Başkanı sanıklara tanık beyanlarına karşı savunma yapmaları için söz verdi. Tutuklu sanık Hacı Ali Bozkurt, şu beyanlarda bulundu: “Rolex saat poşeti konusunda şunu söylemek isterim. Eski bir sunucu ile projemiz vardı. Bu sunucu arkadaş ‘sabah erken saatte randevu verdiğin için çikolatayı evde denk gelen poşete koydum' dedi. Bu poşetin masanın üstüne konulup fotoğrafının çekinmesi art niyetli bir durum. Bizim en pahalı işimiz 2023 yılının 29 Ekim'i. Burada Osman Cem Taşbaş'ın imzası var. Daha sonra ne oldu da sonraki işlemler onun için pahalı gelmeye başladı, bunun araştırılması lazım. Sanatçıların astronomik rakamlar istemeleri, Türkiye'deki enflasyon artışı da göz önüne alınırsa bizimle alakalı bir durum olmadığı görülür.

“197 GÜNDÜR İKİ TANE İFTİRACI YÜZÜNDEN BEN BU ÇİLEYİ ÇEKİYORUM”
Osman Cem Taşbaş'ın belediyede çalışan kız arkadaşı vardı. Tiyatro bölümünde görevliydi ancak yaşadığı huzursuzluk nedeniyle onu buradan almıştık. Sonrasında Osman Cem Taşbaş'ın geri dönmesi için Özel Kalem Müdürüne kadar baskısı oldu. Bir husumet oluştu bu yüzden. Osman Cem Taşbaş'ın kız arkadaşının telefonunda belediyenin gizli iç yazışmaları tespit edildi. Bunların hepsinin araştırılması lazım. 197 gündür iki tane iftiracı yüzünden ben bu çileyi çekiyorum. Ben şerefle bu devlete, millete hizmet ettim. Bunları hak etmiyorum.”

SANIK EVREN: KENDİ ARALARINDAKİ DEDİKODU VE ENTRİKADAN ÖTEYE GİTMEYEN İFADELER SÖZ KONUSU
Bozkurt’un avukatı ise “464 milyon küsür dava konusu konserlerin fiyatı. Bilirkişi raporunda 211 milyon lira yapılacağı söylenmiş ancak bu gerçekçi değil. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum” dedi. Tutuklu sanık Onur Evren de savunmasında, “Kendi aralarındaki dedikodu ve entrikadan öteye gitmeyen ifadeler söz konusu. Usulsüz hiçbir işlem yapmadık kabul eden projelerimizi layıkıyla yaptık. Hiçbir işi pahalıya yapmadık" dedi.

SANIK ÇETİNKAYA: TIRNAKLARIMLA KAZIYARAK, HAYATIM BOYUNCA ÇALIŞARAK ELDE ETTİĞİM HAYATI KAYBEDİYORUM BEN
Tutuklu sanık Selahattin Çelikkaya da “Aleyhe olan hususları kabul etmiyorum. “Konuştuğu şeylerin hepsinin duyuma dayalı olduğu ve satır aralarında konuyu başka yerlere çektiğini gördük. Biz sadece işimizi yaptık yanlış bir şey yapmadık. Osman Bey’in anlattığı bütçeler ve fiyatlandırmaların hepsi hayal ürünüdür. Biz burada kalem kalem her şeyi anlattık. Diğer şirketlerden alınan örnek fiyatlandırmalarla da görüyoruz ki biz kamu zararına değil kamu yararına sebep olmuşuz. Çünkü bizim kalemler için talep ettiğimiz ücretler daha ucuz onların yanında. Tırnaklarımla kazıyarak, hayatım boyunca çalışarak elde ettiğim hayatı kaybediyorum ben. Tahliyemi istiyorum. Cezaevinde psikolojimiz bozuluyor. Biz oraların insanı değiliz. Hele de tahliye edilip kaçma şüphesiyle ikinci kez tutuklanmamız çok daha kötü etkiledi" ifadelerini kullandı. Beyanların ardından Cumhuriyet savcısı, tanık İsrafil Çetin’in zorla getirilmesini talep ederken sanıkların tutukluluk halinin de devamını istedi. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların cezaevinde geçirdikleri süreyi, dosyadaki delillerin büyük ölçüde toplanmış olmasını, tanıkların dinlenmesini ve savunmaların alınmasını dikkate aldı. Bu aşamada tanıklar üzerinde baskı kurulma ihtimalinin ortadan kalktığını değerlendiren heyet, konser organizasyonlarına ilişkin piyasa rayiçleri ile olası kamu zararının mali boyutunu ortaya koyacak bilirkişi raporunun ise henüz dosyaya sunulmadığını belirtti.

BİR SONRAKİ DURUŞMA 7 TEMMUZ'DA
Heyet, sanıkların kaçma veya delilleri karartma ihtimalinin bulunmadığına, bu aşamadan sonra tutukluluğun amacına hizmet etmeyeceğine ve ölçülülük ilkesine aykırı olacağına hükmederek tutuklu sanıkların adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Mahkeme, diğer sanıklar hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin devamına hükmederken, bilirkişi raporunun beklenmesine karar vererek duruşmayı 7 Temmuz’a erteledi.

Kaynak: AJANSLAR