Amatör transfer

Futbol liglerinin sona ermesiyle, transfer dedikoduları tüm gündemi meşgul etmeye başladı bile… Bugünkü Fransa ve önümüzdeki Salı oynayacağımız İzlanda milli maçlarından sonra transfer dedikoduları, transfer haberlerine dönüşür artık! Resmen bugün başlayıp, liglerin başlayacağı Ağustos ayına kadar hatta 30 Ağustos 2019 Cuma günü sona ereceği ilan edilen transfer sezonunun sonuna kadar transfer köprüsünün altından çok sular akar. Tüm futbol severler bekleyip göreceğiz; kim, kimi, kaç paraya, kaç yıllığına, nasıl ve nereden almış? Transfer konusu açılınca, yabancı oyuncu sayısı akla gelen ilk soru! Umuyorum Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yeni başkanı Nihat Özdemir ve oluşan yeni yönetim kurulu, yabancı oyuncu enflasyonu sorununa acil çözüm üretir. Aksi takdirde defalarca anlattığımız alt yapı kuralları hiçbir işe yaramıyor! Daha doğrusu yaramayacak! Altyapıdan yetişen için hedefte bir A takım olamayacak çünkü… Nasıl olsa yabancılar oynuyor diye küsüyor öz evladımız! Bu konu hakkında TFF’nin vereceği yeni yabancı kuralını bekliyorum yeni yorumlar yapmak için… Ancak bugün, gündemim yine oyuncu transferi, ama amatörlerdeki transferler…

Amatörde de mi transfer var? Evet var… Hem de herhangi bir kulüpte lisansı çıkmış her oyuncu için… Tabii ki belli bir disiplin ve kurallar içerisinde bu işlemler gerçekleştirilebiliyor. TFF’nin “http://www.tff.org/Resources/TFF/Documents/LIGLER/Amatorler/Amator_2018-2019.pdf” internet adresindeki amatör kitapçığından detaylara ulaşabilir okurlarım. Her yeni sezonun başında yenilenen bu kitapçık, amatörlerin her konudaki yol gösterici kurallar kitapçığı aslında… 2008 doğumlu bir oyuncunun başka bir takıma transferinden tutun da, 1992 doğumlu bir oyuncunun lisansının nasıl çıkarılacağına kadar uygulanacak tüm yönergeleri içeriyor.

Amatörlerde uygulanan bu teknik kısımdan ziyade bir de takımların ve yöneticilerin kendi aralarında uyguladıkları ve hiçbir kitapta yazmayan bazı transfer kuralları var! Transfer etik kuralları da diyebiliriz bunlara… Örneğin, kitap diyor ki; 2009 doğumlu bir oyuncunun transferinde yatır beş yüz Türk Lirasını eski kulübüne ödenmek üzere TFF’ye… Oyuncunun velisine de imzalattır, oldu da bitti maşallah! Ya da 2000 doğumlu bir oyuncu için üç bin beş yüz Lirayı gözden çıkarıp yatır TFF’ye eski kulübüne ödenmek üzere… İşte sana transfer!

Ama bizim kahramanlarımızın yani amatör kulüplerimizin maddi durumları ve maddi olanakları oyuncu başına verilecek bu rakamları karşılamaya çoğu kez izin vermiyor. İşte tam da burada etik kurallar devreye giriyor! Çünkü kulüp muvafakati ile bahsi geçen ücretler ödenmeden de ya da kısmen ödenerek de transferler gerçekleşebiliyor. Burada önemli olan iki kulübün karşılıklı anlaşabilmeleri ya da aralarında geçmişten bugüne süregelen iyi ilişkilerin varlığı!

Bu nedenle evladınızın herhangi bir amatör kulüpte futbol oynamasına izin veriyorsanız, her yıl çorap değiştirir gibi takım değiştirmesine izin vermeyiniz. Hocasından memnun değilseniz ya da forma şansı az buluyor diyorsanız gidip konuşarak transfer dahil, her türlü sorunu çözebilirsiniz. Yok efendim, evladınız dokuz, on yaşından beri aynı takımda ve on beş, on altı yaşlarına geldi, başarılı da sayılır üstelik... İsteyen de var! O zaman o isteyenler istekli olduklarını ispat edecekler ve kulübü ziyaret etmek ve anlaşma zemini aramak suretiyle kulübünden oyuncuyu isteyecekler. Öyle veliyi ya da oyuncuyu, kulübün üzerine göndermekle olmuyor bu işler! “Git lisansını al gel, seni transfer edelim” cümlesi kötü örnek… Zaten bu cümleyi sarf eden makam, oyuncuyu transfer etmiyor, bedavaya stepne almış gibi oluyor. Gerçekten isteyen, gerçekten o oyuncuya ihtiyaç duyan takım üç bin beş yüz Lirayı esirgiyorsa ya da bin yedi yüz elli’yi… Zaten oyuncuya gerekli değeri vermiyor demektir. “Ama o takım da amatör, onlarında parası yok” derseniz eğer, ben de “madem her ikisi de amatör, transfere ne gerek var o zaman” derim. Amatörler kendi aralarındaki transfer kavgalarını ya da birbirlerinden oyuncu kapma telaşlarını sonlandırmalı ve bir an önce profesyonellere nasıl oyuncu verebiliriz sorusunun derdine düşmelidirler bence...

Dipnot; “Sorun kuyunun derinliği değil, hedefe ulaştırmayan ipin kısalığıdır” Konfüçyüs.

YORUM EKLE