Henüz, sayın Erdoğan ve sayın Bahçeli’nin ortak çalışması sonucu bu BamBaşkanlık Sisteminin gelmediği o eski Türkiye’de, hemoroid olan Temel hastaneye gitmiş. Kendisini uygun pozisyona getirip elektrikli özel bir aygıtla tedavi etmeye başlamışlar. Temel, kahkahalarla gülmeye başlayınca doktor tedaviyi bırakıp sormuş; “Hayrola Temel bey! Neden böyle gülüyorsun kahkahalarla?” Temel, gülmeye devam ederek cevaplamış doktorun sorusunu; “Doktor peyciğum! Kaç yildur bizim köye elektruk  girecek diye bekleyruz. Elektriğun bizim köyden önce nereme girdiğune bir bakın. Ben gülmeyeyum de kim gülsün?”

Evet, bunlar henüz dünyanın ilk on ekonomisine girmediğimiz, ileri demokratik bir ülke olamadığımız eski Türkiye’nin fıkraları. Bugün, Allah’ımıza bin şükür elektrik gitmeyen bir tane ev, bir tane işyeri bile yok. Yalnız ne hikmetse yanan lamba da yok. Çünkü Temel’in hemoroid tedavisi gibi; elektrik, fatura şeklinde hepimizin bir yerine girmiş gibi oldu. Tek fark biz Temel gibi gülemiyoruz. Nasıl gülelim? Benzin 24 lira olmuş. Daha geçen ay doğal gaza yüzde 25. zam gelmiş. Dolar 16.4 lira olmuş. Enflasyonun resmisi yüzde 70, gerçeğini bilen yok. Son zamanlarda hoşumuza giden, bize biraz ümit veren rakamlar sadece anketlerde gördüğümüz rakamlar. MAK Araştırma anketine göre, Türkiye’de en büyük sorun yüzde 61 ile hayat pahalılığı. Diğer sorunlar yüzde 10’ar seviyesinde sıralanıyor. Hükümetin ekonomi politikalarını başarılı buluyor musunuz sorusuna yüzde 81 HAYIR diyor. Evet diyen sadece yüzde 4. Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz sorusunun sonuçları ise, kararsızlıklar dağıtıldıktan sonra şöyle; Cumhur İttifakı yüzde 35. Yani karşılarında yüzde 65 var. Durum böyle olunca da Millet İttifakını dağıtmak için seferberlik ilan ediyorlar. Temel fabrikasındaki  6 büyük duvar saati dışındaki her şeyi hırsızlığa karşı sigorta ettirmiş. Sigorta şirketi yetkilisi, 6 duvar saatini niye sigorta ettirmediniz, diye sorunca da; “Bizum fabrika üç vardiya çalışur.” demiş Temel; “Bütün çalişanlarun gözü 24 saat pu alti duvar saatinun üstündedur! Yani saatlere hiç pir şey olmaz!” Evet, Cumhur İttifakı ve Cumhur Bilim İnsanları, Cumhur Medya Mensupları ne kadar çaba gösterirlerse göstersinler,  6’lı masaya da hiç bir şey olmuyor. Çünkü tüm milletin gözü de Temel’in çalışanları gibi bu 6’lının üzerinde. Bu kadar 6 demişken, son günlerde en sevdiğim sayı da 6 oldu. Çünkü bir anda 6 Kasım’da erken seçim söylentileri dolaşmaya başladı ve Cumhur İttifakından da henüz bir yalanlama gelmedi.

Neyse biz gelelim Temel’in hemoroid  tedavisine. Elektrik tedavisinden şifa bulamayan Temel, arkadaşının tavsiyesine uyup hemoroid bölgesine sıcak kahve telvesi sürmüş ve “Yandum Allah!” diyerek hastanede almış soluğu. Doktorun önünde eğilip acı ve merak içinde sormuş; “Durum nedur doktor pey? Ne göreysinuz?” “Vallahi!” demiş doktor kahve telvesine bakıp “Bugün mü desem, yarın mı desem önümüzdeki hafta mı desem... Üç vakte kadar  mutlaka bir ameliyat görüyorum!” Bizim kahve telvesine bakmamıza gerek yok.

Bu hayat pahalılığına, bu adaletsizliğe ve milletin yüzündeki  hüzne bakınca;  6 Kasım 2022 mi desem, Mart 2023 mü desem, 18 Haziran 2023 mü desem? Üç vakte kadar seçim görüyoruz. Sonrasında da iktidar ve sistem değişikliği ile huzur. Partilerinin adını Adalet ve Kalkınma koyup amblemlerini ampul yaptılar.

Adalet yok

Kalkınma yok!

Ampüller söndü!

Üç vakte kadar güneş doğacak.  Türkiye’ye Atatürk aydınlığı yayılacak. Üç vakte kadar ve  mutlaka! Çünkü bu yaşam sürdürülebilir değil. Bu sefer sıkıntı gerçekten çok büyük!