Türkiye, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı ve kamuoyunda “19 Mart operasyonları” olarak anılan sürecin üzerinden tam bir yıl geçerken, siyasetin ve yargının kesiştiği tartışmalı dosya hâlâ gündemin en sıcak başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. 2019’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği günden bu yana hakkında çok sayıda soruşturma açılan İmamoğlu, bugün bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunuyor.

Aradan geçen zamanda yalnızca bireysel bir yargı süreci değil, aynı zamanda geniş çaplı bir İBB soruşturması da derinleşti. 407 sanıklı dava 9 Mart 2026’da resmen başladı. Türkiye’nin en kapsamlı yerel yönetim dosyalarından biri olarak nitelendirilen davada hem siyasi hem hukuki tansiyon giderek yükseliyor.

Imamoglu Gozaltina Alindi.jpg

Gözaltıdan tutuklamaya uzanan süreç

19 Mart 2025 sabahı Türkiye, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü iki ayrı soruşturma kapsamında aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında gözaltı kararı verildiği haberiyle güne uyandı. Aynı gün sabah saatlerinde sosyal medya üzerinden bir video paylaşan İmamoğlu, operasyonu “millet iradesine müdahale” olarak nitelendirdi.

Gözaltı süreci kısa sürede ülke genelinde geniş yankı buldu. 23 Mart’ta adliyeye sevk edilen İmamoğlu ve beraberindeki isimlerden 50’si tutuklandı. Bu gelişme, yalnızca siyasi partilerde değil, toplumun geniş kesimlerinde de büyük tartışmalara yol açtı.

Diploma krizi ve siyasi yasak tartışması

Operasyonların hemen öncesinde gündeme gelen diploma iptali kararı, sürecin en kritik dönemeçlerinden biri oldu. İstanbul Üniversitesi, İmamoğlu’nun yatay geçiş işleminin usulsüz olduğu gerekçesiyle diplomasını iptal etti. Kararın ardından hukuki mücadele başlatılsa da mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıkmadı.

Muhalefet cephesi bu süreci, İmamoğlu’nun olası cumhurbaşkanlığı adaylığının önünü kesmeye yönelik bir adım olarak yorumladı. İktidar kanadı ise sürecin tamamen hukuki olduğunu savundu. Böylece siyasi yasak tartışmaları, Türkiye siyasetinin merkezine yerleşti.

Protesto-3

Sokaklar doldu, protestolar yayıldı

Gözaltı ve tutuklama kararlarının ardından başta İstanbul olmak üzere birçok şehirde protestolar başladı. Üniversitelerden meydanlara taşan gösteriler haftalar boyunca sürdü. Özellikle Saraçhane Meydanı, sürecin sembol noktası haline geldi.

Kalabalıklar zaman zaman yüz binleri aştı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yaptığı açıklamalarda, katılımın milyon seviyesine ulaştığı ifade edildi. Güvenlik önlemlerinin artırıldığı süreçte çok sayıda kişi gözaltına alındı, bazı öğrenciler hakkında idari soruşturmalar başlatıldı.

Dalga dalga büyüyen İBB soruşturmaları

Soruşturma yalnızca ilk operasyonla sınırlı kalmadı. 2025 yılı boyunca İBB soruşturması kapsamında ardı ardına operasyonlar düzenlendi. Belediye yöneticileri, şirket çalışanları ve farklı illerdeki bazı belediye başkanları da süreçten etkilendi.

İkinci, üçüncü ve devam eden operasyonlarda onlarca kişi gözaltına alındı, önemli bir kısmı tutuklandı. İddialar arasında “ihaleye fesat karıştırma”, “rüşvet”, “örgüt kurma” ve “dolandırıcılık” gibi suçlamalar yer aldı. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında dosyaya “casusluk” suçlamasının da eklenmesi dikkat çekti.

Avukatlar ve gazeteciler de sürecin içinde

Yargı sürecinde yalnızca siyasetçiler değil, avukatlar ve gazeteciler de dikkat çeken gelişmelerin odağında yer aldı. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın tutuklanması ve bazı gazetecilerin gözaltına alınması, basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

İran Kadın Milli Takımı İstanbul'da
İran Kadın Milli Takımı İstanbul'da
İçeriği Görüntüle

Özellikle Saraçhane protestolarını takip eden gazetecilerin tutuklanması, ulusal ve uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu. Hukukçular ise sürecin adil yargılama ilkeleri açısından tartışılması gerektiğini vurguladı.

Ei.jpg

İddianame ve rekor ceza talepleri

Kasım 2025’te kabul edilen yaklaşık 4 bin sayfalık iddianamede, Ekrem İmamoğlu hakkında oldukça ağır suçlamalar yöneltildi. Savcılık, İmamoğlu’nun “örgüt lideri” olduğu iddiasıyla toplamda 2 bin yılı aşan hapis cezası talep etti.

İddianamede, belediye kaynaklarının usulsüz kullanıldığı ve siyasi hedefler doğrultusunda organize bir yapı kurulduğu ileri sürüldü. Muhalefet ise dosyada ciddi çelişkiler bulunduğunu ve iddiaların siyasi saiklerle hazırlandığını savundu.

İBB davasında ilk duruşmalar gergin geçti

9 Mart 2026’da başlayan İBB davası, ilk gününden itibaren gergin bir atmosferde ilerledi. Silivri’de görülen duruşmalarda sanık avukatlarının usule ilişkin itirazları öne çıktı. İmamoğlu’nun ilk duruşmada söz alamaması salonda tartışmalara yol açtı.

İkinci gün ise güvenlik uygulamaları ve avukatlara yönelik aramalar tartışma yarattı. Duruşma salonunda zaman zaman sloganlar atıldı, mahkeme heyeti ile izleyiciler arasında gerilim yaşandı. Hatta bazı oturumlar yalnızca birkaç dakika sürebildi.

“86 milyonun Cumhurbaşkanı olacağım” mesajı

Duruşmalar sırasında yaptığı açıklamalarla dikkat çeken Ekrem İmamoğlu, kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti. Türkiye’de önemli bir siyasi dava yürütüldüğünü belirten İmamoğlu, tutuksuz yargılanma talebini yineledi.

Mahkeme salonundan ayrılırken yaptığı açıklamada ise dikkat çeken bir ifade kullandı: “86 milyonun cumhurbaşkanı olacağım.” Bu sözler, sürecin yalnızca bir yargı meselesi değil, aynı zamanda güçlü bir siyasi mücadele olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Sarachane-5

Saraçhane’de yeniden buluşma çağrısı

İmamoğlu’nun tutukluluğunun birinci yılı dolayısıyla CHP, Saraçhane’de yeniden büyük bir miting düzenledi. “Yeniden Milletin Evinde Buluşuyoruz” sloganıyla yapılan etkinlik, bir yıl boyunca süren protestoların devamı niteliğinde oldu.

Kaynak: Ajanslar