İşçi ve işveren ilişkilerinde sözleşmelerin teknik usullerine dair yıllardır süregelen bir bürokratik tartışma, yüksek mahkemenin verdiği son kararla netliğe kavuştu. İş dünyasındaki evrak trafiğini ve imza süreçlerini kökten değiştirecek olay, bir şirkette usta olarak çalışan bir işçinin, işvereniyle imzaladığı belirsiz süreli iş sözleşmesiyle başladı. Taraflar arasında akdedilen yazılı anlaşmanın özel şartlarına göre, işçiye icra ettiği nitelikli görev karşılığında normal aylık maaşına ek olarak 250 bin TL tutarında bir hizmet bedeli ödenmesi kararlaştırıldı. Sözleşmede yer alan en dikkat çekici madde ise bu bedelin nakit olarak değil, ilgili adreste bulunan belirli bir mülkün (bağımsız bölüm) mülkiyetinin işçiye devredilmesi yoluyla karşılanacağı taahhüdüydü.

Usta işçi, üzerine düşen mesleki sorumlulukları yerine getirerek şirketteki görevini sürdürdü ancak sözleşmede açıkça sözü edilen gayrimenkul devri bir türlü gerçekleştirilmedi. İşverenin taahhüt ettiği bağımsız bölümün tapu devrini yapmaktan kaçınması üzerine mağdur olduğunu belirten işçi, yasal haklarını korumak amacıyla konuyu yargıya taşıyarak dava açtı. Mahkemede savunma yapan davalı şirket yönetimi ise sözleşmenin teknik bir açığını öne sürerek şaşırtıcı bir savunma mekanizması geliştirdi. Şirket avukatları, sayfalarca süren sözleşme metninin her bir yaprağında şirket yetkilisinin ıslak imzası ve kaşesinin yer almadığını, sadece son sayfada imza bulunduğunu iddia ederek, söz konusu gayrimenkul satış vaadinin hukuken tamamen geçersiz sayılması gerektiğini savundu.

Deprem profesöründen korkutan uyarı!
Deprem profesöründen korkutan uyarı!
İçeriği Görüntüle

Alt mahkemelerin şekil şartı kararı Yargıtay duvarına çarptı

Davanın ilk aşamasında dosyayı ele alan İlk Derece Mahkemesi, iş dünyasında sıkça uygulanan katı şekil şartlarını referans alarak kurumsal savunmayı haklı buldu ve her sayfada imza bulunmadığı gerekçesiyle taşınmazın devrine ilişkin yasal talebi iptal etti. Kararı hayal kırıklığıyla karşılayan işçi, dosyayı Bölge Adliye Mahkemesi'ne taşıyarak istinaf başvurusunda bulundu. Ancak istinaf dairesi de yerel mahkemenin dar hukuki yorumuna katılarak işçinin itirazını kesin olarak reddetti ve ilk kararı onadı. Hakkını aramaktan vazgeçmeyen çalışanın kararı temyiz etmesi üzerine dosya, Türk yargı sisteminin en üst karar organı olan Yargıtay’ın önüne geldi.

Dosyadaki tüm evrakları ve alt mahkemelerin kararlarını titizlikle inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuk normlarına ve iş hayatının gerçeklerine çok daha geniş bir perspektiften bakan ezber bozucu bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, alt mahkemelerin hukuki bağlayıcılığı sadece fiziki her sayfada imza bulunması şartına bağlayan dar yorumunu hatalı bularak bozdu. Kararın gerekçesinde, metinlerin bir bütünlük arz etmesi, sayfa numaralarının birbirini takip etmesi ve içerikte mantıksal bir kopukluk bulunmaması halinde "belge bütünlüğü" ilkesinin esas alınması gerektiği açıkça vurgulandı.

Son sayfadaki tek imza tüm metnin sorumluluğunu üstlenmeye yeterli sayılıyor

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bu tarihi içtihat metniyle birlikte ticari ve hukuki hayatta binlerce evrakın haksız yere iptal edilmesinin önüne geçecek yasal bariyeri kurmuş oldu. Yüksek mahkemenin emsal kararında, tarafların irade beyanlarının net olduğu ve sözleşmenin hileli bir şekilde sonradan değiştirildiğine dair somut bir delil sunulamadığı müddetçe, son sayfaya basılan imza ve kaşenin, o sözleşmenin önceki tüm sayfalarındaki taahhütleri de yasal olarak kapsadığı tescil edildi.

Bu karar, özellikle insan kaynakları departmanlarında ve kurumsal hukuk birimlerinde her sözleşme nüshasının her bir yaprağını tek tek imzalatmak için harcanan zamanı ve bürokratik mesaiyi tamamen ortadan kaldırıyor. İşverenlerin ya da şirketlerin, sözleşmenin ilk sayfalarında verdikleri sözlerden, "burada imzam yoktu" diyerek kaçma dönemini kapatan bu içtihat, işçi haklarının korunması ve sözleşme hukukunun güvenilirliği açısından milat niteliği taşıyor. Davaya konu olan usta işçinin gayrimenkul hakkını koruma altına alan bu bozma kararı, alt mahkemelerin bundan sonraki süreçte çok sayfalı metinlerde sadece son sayfa onayını yeterli görmesini yasal bir zorunluluk haline getirecek.

Kaynak: HABER MERKEZİ