Selim Utku Gümrükçü’nün “Kan dökmeden il binasını aldık” sözlerine karşı bir gün önce parti binasının çok kalabalık ve gençlerle dolu olduğunu söyleyerek, “Ya o kalabalıkta istenmeyen olaylar olsaydı? Düşman bile böyle bir hınçla gelmez. Hangi taraftan olursa olsun tek partilimin zarar görmesini kabul etmem” diyerek sert tepki gösterdi.
Güç o anları ilk kez anlattı: GECE 23’DE DÜŞMAN GELMEZ
Mutlak butlan tarafından görevden uzaklaştırılan CHP’nin seçilmiş il başkanı Çağatay Güç, Dokuz Eylül TV'de Gerçeğin Öteki Yüzü - Fikri İsyan programında Utku Gümrükçü ve beraberindekilerin İl Başkanlığı’na gece yarısı gelmesini ve yaşananları ilk kez anlattı.
Günlerdir bir çok kişinin partide nöbet tuttuğunu, Pazar akşamı çoğunun evlerine döndüğünü hatırlatan Güç, “Bir gece önce gelselerdi çok sayıda partili ve bilhassa gençler vardı. istenmeyen, olumsuz sonuçlar doğabilirdi. Tek partilinin dahi zarar görmesine gönlümüz razı olamaz. Böyle bir tutuma gerek yoktu. Birçok yöntem var; gider valiliğe başvurursunuz, hukuk çerçevesinde süreç yürümeliydi.” diye konuştu.
Güç, yaşanan süreçte en büyük güçlerinin halkın desteği olduğunu aktardı.

ARKASINDA HALK DESTEĞİ OLMAYANLAR ACINACAK HALDE
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ve Gazeteci Ender Aldanmaz'ın sorularını yanıtlayan Güç, mutlak butlan yönetimini tanımadığını belirterek "Atanan il başkanı benim gözümde il başkanı olamaz" dedi.
Programın açılışında konuşan Dilek Gappi, CHP'de yaşananların yalnızca parti içi bir mesele olmadığını söyledi. Gappi "Çok enteresan bir cümle söyleyerek geldi Utku Gümrükçü. 'Bakın ne güzel kansız oldu. Kan dökmeden problemsiz bir giriş oldu' dedi. Bir il örgütüne girerken kanlı kansız diye bir yaklaşımı nasıl buldunuz sorusu üzerine Güç , yaklaşık bir ay boyunca örgütün olağanüstü koşullar altında çalıştığını söyleyerek
"Butlan süreci başlayalı bir ay olmuştu. Biz bir aylık süreci aslında son günlerdeki gibi yaşadık. Yirmi dört saat esaslı nöbet sistemine geçtik. Partiyi boş bırakmayalım, aktif halde olduğunu herkese gösterelim dedik. Dördüncü kez nöbete gelen ilçelerimiz oldu. Süreç içerisinde böyle bir savunma hattı oluştu. Normalde siyasetçinin sokakta olması lazım. Alanlarda olması lazım. Biz kocaman bir alanın içinde küçücük bir alanı savunmaya çalışan insanlar haline geldik. Bu bizim siyasi anlayışımıza da dünya görüşümüze de uygun değil. Biz siyaseti bir şeyi savunmak için değil, halk için yapıyoruz."
PARTİLİLERİMİZ SABAHA KADAR BEKLEDİ
Son günlerde sürekli farklı tarihler ve saatler konuşulduğunu belirterek örgütün ciddi şekilde yıprandığını anlatan güç şöyle devam etti:
"Sürekli örgüt il binasında beklendi. İki yüz, iki yüz elli kişi sabaha kadar bekledi. Kaldırımda uyuyakalan insanlar vardı. Plastik sandalyede uyuyakalan insanlar vardı. İnsanlar gerçekten perişan oldu. Pazar günü akşamüstü olmuştu, dedik ki artık pazar akşamı, biraz dağılalım, dinlenelim. Pazartesi sabah gelirler diye düşünüyorduk. Aşağıda kadınlar, gençlik kollarından arkadaşlarımız sohbet ediyordu. Ben yukarıda il başkanları toplantısındaydım. Bir anda 'Geliyorlar, geliyorlar' diye haber geldi. Sonra Mahir Polat ile Utku Gümrükçü'nün geleceğini söylediler. Biz de aşağı indik. Aşağıda karşılayalım, yukarı çıkarmayalım, durumu anlatalım istedik. Çünkü biz yargıya başvurmuştuk ve yargı sonucuna göre hareket edeceğimizi söylüyorduk.
BABA OCAĞIMIZA HINÇLA GELDİLER
Gecenin on birine doğru gelinmesi, etraflarında tanımadığımız insanların olması, insanların itilerek içeri girmesi kabul edilebilir değildi. İki kadının zarar gördüğü bir ortam oluştu. Bir meclis üyemiz şikayetçi oldu. Biz kimseye zarar gelmesin diye uğraştık. Böyle bir giriş şekli CHP kültürüne yakışmaz. Gecenin on birinde çiçekle gelinmez. Gündüz gelirsiniz, o zaman bunu nezaket olarak algılarız. Ama gecenin on birinde, hınçla içeri giremezsiniz. Böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde yok. Normalde sakin bir insanımdır. Bürokrasi geçmişim vardır. Ama baba ocağı olarak gördüğümüz yere böyle girilmesi beni çok rahatsız etti. Kendisine açık açık söyledim. 'Bu saatte gelmen doğru değil, git buradan' dedim. Çok sinirliydim. Çünkü oradaki tablo kabul edilebilir değildi."
Butlan yönetimini ve anlayışını tanımadığını ifade eden Güç, “Atanan da bana göre il başkanı değil. Bu kişinin Selim Utku Bey olmasıyla ilgili değil. Başka biri de atansaydı benim için aynı şey olacaktı. Ben ve partililerin onları AKP'yi temsil eden grup olarak görüyorum” dedi.
HUKUKA DAYANARAK GELDİLER HUKUK TANIMIYORLAR
Programın en dikkat çekici başlıklarından biri de Utku Gümrükçü'nün il binasına giriş sonrası ifadeleri de gündeme geldi. Güç, “Bir gece önce gelselerdi olumsuz sonuçlar doğabilirdi. Çok sayıda partilimiz, gençler vardı. Hangi taraftan olursa olsun tek partilinin dahi zarar görmesine gönlümüz razı olmaz. Mümkün değil. Böyle bir tutuma gerek yoktu. Birçok yöntem var; gider valiliğe başvurursunuz, hukuk çerçevesinde süreç yürür" diye konuştu.
NE GİZLİ ODASI! 24 SAAT ÇALIŞTIK
Son günlerde sosyal medyada gündeme gelen il başkanlığı makam odasındaki ek oda tartışmaları da ele alındı. Özellikle il binasına giriş sonrasında çekilen görüntüler üzerinden yürütülen tartışmaları değerlendiren Ender Aldanmaz, "İl binasına girildikten sonra bazı görüntüler servis edildi. Sanki orada çok farklı bir yapı varmış gibi anlatıldı. Bu tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?" diye sordu.
Güç ise bu görüntülerin bilinçli şekilde servis edildiğini savundu.
"Bir kere anlatıldığı gibi gizli bir oda falan değil. Orada bir kanepe bir koltuk, küçük bir sehpa var. İnsanların oturup görüşme yaptığı bir bölüm. Ama bunu öyle bir anlattılar ki sanki yer altında gizli bir oda bulunmuş gibi. Ben son bir ayın en az on beş gününü il binasında geçirdim. Eve gitmediğim günler oldu. Yedek kıyafetlerim oradaydı. Takım elbiselerim oradaydı. Çünkü her gün farklı bir gelişme yaşanıyordu. Sürekli il binasındaydık. İnsanlar bunu farklı yerlere çekmeye çalıştı. İzmir'in sorunları var. Türkiye'nin sorunları var. İnsanlar geçinemiyor. Biz burada siyasi bir mücadele veriyoruz. Ama birileri çıkıp oradaki kanepeyi konuşuyor. Bir başkası çerçeveleri konuşuyor. Çerçeveleri yere koyup video çekmişler. Sonra da sanki çok büyük bir şey ortaya çıkarmışlar gibi servis ediyorlar. Gerçekten anlamakta zorlanıyorum."





