Yaşayan Müze

Tire Belediyesi tarafından açılan Kent Müzesi'nde ilçenin unutulmak üzere olan el sanatları, her mesleğin son ustaları tarafından yaşatılıyor, öğretiliyor, gezginlere tanıtılıyor.

Yaşayan Müze

Tire Belediyesi tarafından açılan Kent Müzesi'nde ilçenin unutulmak üzere olan el sanatları, her mesleğin son ustaları tarafından yaşatılıyor, öğretiliyor, gezginlere tanıtılıyor.

Röportaj / Engin YAVUZ

Rengarenk kadife ve simlerle işlenen Tire nalınları, yöre efelerinin vazgeçilmez aksesuarı körüklü çizmeler, çeşitli boyda hasırlar, beledi dokumaları müzenin çatısı altına üretiliyor. Ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi'nin seyahatnamesi'nde Şehr-i Muazzam Taht-ı Kadim bir yer olarar nitelediği Tire ilçesinin tarihi el sanatları, ülkenin birçok kent ve kasabasında giderek tarihe gömülürken Tire.


Belediyesi'nin desteği ile yaşatılıyor.


Belediye tarafından 2014 yılında açılan Tire Kent Müzesi'nde hem tarih hem de ilçenin geleneksel el sanatları yaşatılıyor, sergileniyor, öğretiliyor. Müzenin Geleneksel El Sanatları Çarşısı'nda jakarlı dokumanın atası sayılan ve Tire'de keşfedilen beledi dokuma, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'un fethinde gemileri karadan yürütürken yararlandığı urganlar, ilçeyi ziyaret eden turistlerin büyük ilgi gösterdiği keçecilik, rengarenk kadife ve simlerle işlenen, sıradan nalınlardan çok farklı malzemelerle üretilen Tire nalını, efelerin vazgeçilmez aksesuarı körüklü çizmeler, kabak kemane, hasırcılık bunlardan sadece birkaçı. Bu sanatlar teknolojinin gelişmesi ve günlük yaşam tarzının değişmesiyle eski ilgiyi göremeseler de, Tire Belediyesi'nin katkılarıyla bu sanatlar yeniden canlandırıldı,birçok meslekte tek başına kalan ustalar, belediye çatısı altında hem üretim yapıyor hem ürünlerini sergiliyor.

Berber Necdet Beki


Tire'liyim. 72 yaşındayım.İlk dükkanımı 1960 yılında Bahçekahve'de açtım. 57 yıldan bu yana ilçede berberlik yapıyorum. Kendimi çok hasta hissettiğim günler hariç, dükkanımın kapısını hiç kapatmadım. Bir süre önce artık yorulduğumu hissettim, mesleği bırakmaya karar verdim. O sıralarda belediyeden aradılar, Tire Kent Müzesi'nde görev alır mısın dediler. Kabul ettim. Yılbaşında burada berberliğe başladım. Yıllar öncesinin berber dükkanının dekorasyonunda, bazen çok eski yıllarda olduğu gibi, makas, ustura ve ve bazen makineleri kullanarak berberlik yapıyorum. Müzeye gelip de tıraş olmak isteyenlerin sayısı az, bu yüzden artık fazla yorulmuyorum. Hizmetim karşılığında da belediye bana maaş ödüyor. Şu anda Tire'de berberlik yapan gençlerin çoğu mesleği bizden öğrendi ama işlerini artık makineler ile hallediyorlar. Biz makinelere tercih etmedik. İşimizi hep makas ve ustura ile hallederdik. Berberlik bir sanattı. Artık bu sanatı öğreten yok. Yetişmek isteyen de yok.Ben çocuklarımı berberlik yaparak büyüttüm. Mesleğimi hep sevdim. Gücüm yettiği kadar da bu müzede işime devam edeceğim.

hasirci

Hasırcı Zuhal İsen


Boynuyoğun köyündenim. Bir zamanlar ailecek hasırcılık yapıyordumk.Ben de hasır örmeye 10 yaşında başladım.Tütüncülük yaygındı, hasır tütünde kullanılıyordu ve köyümüzün geçim kaynağıydı o yıllarda.Tütüncülük bitti hasırcılık da bitti.Sonra cenaze hasırı dokuyup İstanbul'a göndermeye başladım.Sonunda cenaze hasırını başka maddelerden yapmaya başladılar. O iş de bitti. ÜÇ yıldan bu yana Tire Kent Müzesi'nde ziyaretçilere hasır örmenin nasıl zor bir iş olduğunu gösteriyorum. Bana ayrılan bölümde irili ufaklı hasırlar örüyorum, hasırdan seccade, sandalye, çanta yapıyorum.

Semerci Nurettin Baysal


63 yaşındayım.Semerciliği Tire'nin en eski ustalardan Abdullah Süren'den öğreneli iki yıl oldu. O tarihten beri müzede çalışıyorum. Artık semer pek kullanılmadığı için ziyaretçilere bu mesleğin inceliklerini gösteriyorum. Zaten Tire'de üç kişi kaldık. Biri dükkanını kapatmak üzere. Çünkü ortalıkta semer vurulacak hayvan kalmadı. Hayvancılık bitti. Motorsiklet kullanmak daha kolay geliyor herkese. Artık semerciliğin bir getirisi yok. Evlerde ve otellerde dekor olarak kullanılmak üzere küçük semerler sipariş ediyorlar,o siparişleri karşılıyorum.


Urgancı Raife Baysal


Urgancılık baba mesleğimiz.Ben de bu sanatı çocukluktan öğrendim.Babam urgandan gemi halatı yapıyordu. O yıllardan beri urgancılık yapıyorum.Başlangıçta bu işi yaptığımı görenler sen yapamazsın erkek işi dediler. Erkek işi olmadığını kadınların da yapabileceğini herkese gösterdim. Üç yıldan beri Tire Kent Müzesi'ndeyim.Tire'nin urganları çok ünlüydü. Bilirsiniz İstanbul'un fethinde gemilere çekecek urganlar Tire'den gitmişti.Ama artık urgan üretimi de fabrikasyon oldu. Ama hiçbiri kendirden yapılan urganlara benzemiyor.Kendir 2.5 metre suya gömülür, 10 gün bekletilir. Sonra lif lif ayrılır, dövüler, tarakla taranır ve urgan yapımına hazır hale gelir. Zor ama keyifli bir iştir urgancılık.Gençler artık bu mesleklerle ilgilenmiyor ama ben kendi oğluma öğretmeye çalışıyorum.

Yorgancı İsmail Okursarı


70 yaşındayım. 57 yıldan bu yana yorgancılık yapıyorum.İlk 1960 yılında başladım, belediyede işe başladığım 1977 yılına kadar yorgancılık yaptım. 1993 yılında emekli olduktan sonra yine yorgancılığa devam ettim. Ama artık eskisi gibi değil. Bizim yaptığımız yorganlara talep yok. Halk fabrikalarda üretilen yorganları tercih ediyor. Bazen köylerden sipariş geliyor ama oralarda da evlerdeki gençlerin böyle yorgan istemdiklerini duyuyoruz. Yorgan yapımı 1-2 gün sürer. Malzeme olarak sireseten, yün ya da pamuk kullanırız. Gerisi dikiştir, yorgan elde dikilir. Dışarıda 200-250 lira arasında satılan yorganları biz burada 150 liraya satıyoruz. Geliri Tire Kent Müzesi'ne kalıyor.Bu mesleği öğrenmek isteyen var mı diye sorsanız yok... Artık herkes okuyor. 18 yaşında liseyi bitiren gence yorgancılık mı öğreteceğiz. Benim oğlum bile istemedi. Okudu doktor oldu, yorgancılığı ne yapsın?


Bakırcı Hidayet Saldık


Bu meslek bize dedemizden kalma. Tire'ye Muğla Menteşe'den geldik. Körük çevirmeye başladığımda 6 yaşındaydım. İşi iyice öğrendiğimde önce bir bakırcı dükkanı açtım kendime, sonra bir de kalakcı dükkanı.İlk dükkanımı açtığım yıllarda Denizli'den Tire'ye bakır almaya gelirlerdi.Alüminyum çıktı, bakırcılık bitti. Bakır tencere 20 lira alüminyum tencere 5 lira olunca kimse bakır ürün almaz oldu.Mesleğim bitmesin diye Torbalı'da, Selçuk'ta, Ödemiş'te sergiler açıyorum.Elime çok eski bakır ürünler geçiyor. İşleyip kullanılır hale getiriyorum, satıyorum sonra. Son bulduğum 100 yaşında bir helva tavası, gerçek rengine dönüştürüp, kulp ekleyeceğim yeniden kullanılabilecek hale gelecek. Ben de üç yıldır Tire Kent Müzesi'ndeyim ve ziyaretçilerimize bakırcılık sanatının inceliklerini gösteriyorum.

Dokumacı Ethem Tıpırdık


Beledi dokumacılığı bundan 15 yıl önce öğrendim. Eşim Ülkü ile birlikte bu mesleğin temsilcileri olarak dokumacılığı sürdürüyoruz.Tire'de eşimle benden başka bu işi yapan yok.Çok farklı bir dokuma türüdür beledi dokuma. Tezgah sayısı, pedal sayısı farklıdır. Tezgahımızı 13 ayak ve 24 çerçeve olarak adlandırırız. Normal dokuma tezgahlarında çerçeve sayısı 1'dir.Beledi dokuma her yerde kullanılabilir. Biz burada masa örtüsü olarak kullanılabilecek dokumalar üretiyoruz. Bedeli dokuma ile koltuk da kaplayabilirsiniz, yatak örtüsü de yapabilirsiniz. 60 santimetre genişliğinde ve 1 metre uzunluğundaki dokumayı bir gün içinde bitirebiliyoruz ve 150 lira fiyatla satıyoruz. Harcadığımız emeğin karşılığında çok düşük bir bedel ama yapacak bir şey yok, piyasa böyle. örtüsü olarakecekbü Tahtakale Hamamı'nda dükkanımız var. Bu mesleği gençlere de öğretmek istiyoruz ama öğrenmeye gönüllü hiç kimse yok.
Güncelleme Tarihi: 20 Şubat 2018, 10:29
YORUM EKLE

banner101

banner100