Virüs finansal virüse doğru gidiyor

Korona virüs hız kesmeden yayılmaya ve can almaya devam ederken tüm dünyanın ekonomik dengelerini de altüst etti. Şu an tüm dünya korona virüs ile mücadeleye odaklanmış durumda. Peki bu süreç ekonomiyi nasıl etkileyecek?

Virüs finansal virüse doğru gidiyor

Röportaj/ Sinan KESKİN

Çin'den dünyaya yayılan ve bir anda tüm ülkeleri etkisi altına alan korona virüsü ekonomik ve sosyal hayatı felç etti. Birçok sektör evden çalışma düzenine ya da dönüşümlü çalışma sistemine geçti. Sokağa çıkmayın uyarıları yeterince dikkate alınmadığı için alınan önlemlerle kademeli olarak bir sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başladı. Berberler, kuaförler, güzellik salonları kapatıldı. Restoranlar masalarını kaldırdırlar, sadece evlere servis yapabilecekler. Alınan tavsiye kararları ile bankaların kredi takibi yapması ve icra işlemleri durduruldu.

Uyarıları dikkate alan duyarlı vatandaşla evlerine kapanmadan normalde harcamayacakları kadar para harcayarak hem gıda hem de hijen ürünleri stokladılar. Hesapta olmayan harcamalar yaplınca ödenmesi gereken birçok fatura ve borç ötelenmek durumunda kaldı. Aciliyeti olmayan harcamalar ise tamamen gündemden çıktı. Hal böyle olunca finansal piyasada yakın zamanda bir kriz çıkması muhtemel görünüyor.

Ege Finans Derneği (EFD) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Vurucu ile korona virüse karşı alınan önlemelerin finans sektörüne etkilerini konuştuk.

Mehmet bey tüm dünya gözle görülmeyen bir virüs karşısında çaresiz durumda. Bunun ekonomik yansımaları da hayli ağır olacak. Türkiye bundan nasıl etkilenecek?

Dünya piyasaları ile birlikte Türkiye’de de dalgalanmalar var. Bu süreci mümkün olduğu jadar sakin atlatmak gerekiyor. Krizin daha fazla büyümesini engellemek için her şeyde olduğu gibi, finans tarafında da paniklemeden ve sakin olarak hareket etmek lazım. Mayıs 2020 sonrası piyasaların bugünkünden daha iyi olmasını bekliyorum. Bozulan tedarik zincirinin yeniden dengelenmesi yılın son çeyreğini bulabilir. 2020 hepimiz için zor bir yıl olacak. Olabildiğince likit olmaya çalışarak, ama hedeflerden de uzaklaşmadan devam etmemiz gerekecek. Yılın ikinci yarısı, finansal piyasalar ve paranın mevcudiyetinin çok tartışılacağı bir zaman olacak. Çin’den çıkarak tüm ülkeleri etkisi altına alan COVİD-19 salgını, iki ayda dünyayı durma noktasına getirdi. Dünyada son 60 yılda bu şekilde bir kriz yaşanmadı. Bu krizin tüm diğer krizlerden farkı, devamında dünyada getirmesi çok muhtemel olan finansal krizin de belirleyicisi olacak olması. Sanırım ilk defa bir salgın, finansal krizin de başlangıcına neden olacak.

Mehmet bey korona virüsün piyasalara etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çin’den çıkarak tüm dünyayı etkisi altına alan COVİD-19 öyle bir etki yaratmış durumdaki, son 50 yılda ülkelerin ve insanların bu kadar içine kapandıkları başka bir zaman dilimi yok. Ülkeler, kendi vatandaşlarının ülkesinden çıkmasını istemedikleri gibi, kendi ülkelerine başka ülkelerde insanların da gelmesini istemiyorlar. İki ayda tüm dünyada hızla bu duruma geldik. Ülke yöneticileri vatandaşlarının salgından en az seviyede etkilenmesi için her türlü tedbiri alıyorlar. Ülkemizde de ayni durum var. Hızlı bir şekilde gerekli tedbirler alınıyor ve alınmaya da devam ediyor. Önümüzdeki iki/üç ayda da salgının etkileri devam edecek gibi görünüyor. Mayıs sonunda veya Haziran ayı gibi sanırım normal yaşantımıza geçebileceğiz.

Bu krizi aşmak için ne gibi önlemler alınıyor ve bunlar yeterli mi?

Dünyada Merkez Bankaları ciddi faiz indirimleri yapıyorlar ve parasal genişleme kararları alıyorlar. Vatandaşlarının ve firmalarının bu krizden en az etkilenmesi için katkı sağlamaya çalışıyorlar. Hükümetler çeşitli sektörlere destek paketleri açıklıyorlar. Bugün bizim yaşadıklarımızın benzerini çoğu ülkelerde yaşayan diğer insanlarda yaşıyorlar. Birçoğu da beklemek dışında ne yapacaklarını bilmiyorlar. Tüm ülkelerinin toplam GSMH’sını 85 Trilyon USD olarak düşünürsek, aylık olarak 7 trilyon USD, GSMH oluşuyor demektir. Dünya dış ticaret hacmi yıllık yaklaşık olarak 20 trilyon USD seviyesindedir. Bu da aylık 1.7 trilyon USD aylık hacim demektedir. Dünyadaki Şubat ve Mart aylarında bu iki kalemde yaklaşık % 30 civarında azalış olduğunu tahmin ediyorum. Bunun anlamı şudur. Dünya ekonomisi ve dış ticareti iki ayda sırasıyla 5.6 trilyon USD ve 1 trilyon USD azalış gösterdiğini düşünebiliriz. Bu krizin en az iki ay daha süreceğini ve etkilenme oranının % 50’lere çıkacağını düşündüğümüzde, dünyamız GSMH ve dış ticaret hacminde 2020 yılında ciddi oranda azalış görülecektir. Böyle bir ortamda her ülke kendi ekonomisini düşünmek zorunda kalacak. Tedbirlerini de ona göre alacak. Ülkelerin bütçe gerçekleşmelerinde önemli sapmalar ortaya çıkacak. Yine dünyada özellikle Haziran 2020 ayından sonra birçok konunun sorgulandığı çok farklı bir döneme girdiğimizi de düşünüyorum. Bildiğimiz doğruların birçoğu tekrar ele alınacak gibi görünüyor. Bunun başında para sistemleri geliyor. Bir ülkenin para biriminin dünya parası olarak algılandığı günümüz dünyasında bu yapının çok gür sesli olarak tartışılacağını düşünüyorum. 2021 yılına girerken ve 2021 yılı içerisinde bunların etkisini çok daha fazla göreceğiz.

Bu süreç en fazla hangi sektörleri etkiliyor / etkileyecek?

COVİD-19 salgını şu sektörlerdeki dengelerde ciddi bozulmalar yaratmış gibi görünüyor.

- Tedarik zincirinde çok önemli sıkıntı var. Tedarik tarafındaki en büyük üretici olan Çin’den tedarik tarafında ve fiyatlamada sıkıntı önümüzdeki aylarda da devam edecek gibi görünmekte. Buranın eski düzenine girmesi 2020 yılının son çeyreğini bulabilir.

- Hizmet sektörleri durma noktasında. Bu yıl belli ki turizm sektörü için zor geçecek.

- Hava, deniz ve kara lojistik faaliyetlerinde önemli yavaşlama var.

- İnsanların iş amaçlı da olsa ülke içi ve ülke dışı ziyaretler durma noktasına geldi. Yapılacak acil görüşmeler dijital ortamda gerçekleşiyor. Bu mümkün değil ise, ziyaretler öteleniyor.

- İç piyasada zorunlu tüketimler dışında, insanların alışveriş alışkanlığı özellikle mart ayında çok azaldı. Olanlar da e-alışveriş sitelerine yöneldi.

- Bu gelişmeler ülkelerin ihracatını da olumsuz etkileyecek. Ülkemizde de aynı durum var.

- Finans kurumları mevcut durumlarını muhafaza etmeye çalışıyorlar. Risk iştahları bu ara yüksek değil.

- Gıda sektörü ile temizlik ürünleri tarafında ise, nispeten daha iyi bir durum var.

- Sosyal hayat salgınla mücadele amacıyla, neredeyse durma noktasına gelmiş durumda.

Tüm bu gelişmeler bundan sonra ülkemizde nasıl bir durum yaratabilir?

Salgının devam etmesi durumunda 2020 yılı işsizlik tarafındaki durumda bozulma ihtimali yüksek görünüyor. İş insanımızın en azında 3 ay işçi çıkartmadan dayanmaya çalışmasında yarar var.

Kur tarafında TL’nin değer kaybı bir süre daha devem edebilir. Ama, en nihayetinde toparlar. Bu dönemde gereksiz döviz riskine girmemekte yarar var. Ayrıca, ihtiyaç yoksa döviz almaya da gerek yok. Kendi ülke paramıza güvenelim.

Birinci çeyrek ve ikinci çeyrek büyüme oranlarında hedefin altında kalabiliriz. Krizin uzun sürmesi durumunda, 2020 yılı kalan çeyreklerde de ayni durum olabilir.

Bütçe tarafında hedeften daha fazla açık verme ihtimali artmaktadır.

İhracat rakamlarımızda ilk dönem tarafında bozulma olacaktır. Yıl toplamında da bir miktar hedefin altında kalabiliriz.

Petrol fiyatlarının hızla geriye gelmesi bizim açımızdan ciddi avantaj. TL’nin değer kaybına rağmen, akaryakıt tarafında fiyatlarda düşüş var. Petrol tarafında varil fiyatın USD 30’lar civarında kalması bizim açımızdan en iyi gelişmelerden biri olacaktır.

Hükümetimizin Covid-19 mücadelesi çok şeffaf ve güven verici gidiyor. Bu durum, virüs yayılsa bile, vatandaşın güveninin yüksek kalmasını sağlıyor. Bu şekilde devam edeceğini düşünüyorum.

Öte yandan 2020 yılı ikinci döneminde dünya genelinde farklı gelişmeler olacağını ve bu gelişmeler ışığında, ülkemizin konumunun da olumlu yönde farklılaşacağı kanaatindeyim. Sadece Covid-19 değil, Suriye’deki gelişmeler, göçmenlerin durumu gibi çözüm bekleyen sorunlarımız da bulunmakta. O nedenle 2020 yılı sanırım hepimiz için zor bir yıl olacak.

Güncelleme Tarihi: 23 Mart 2020, 10:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER