Üretim yoksa biz de yokuz

Hasan Küçükkurt: Üretim yoksa, biz de yokuz. Eğer üretmezsek ayakta kalamayız. Bugün Kovid-19 salgını nedeniyle bir kez daha gördük ki kendi kendine yeten toplum olmak önümüzdeki yıllarda kritik bir vaziyet alacak.

Üretim yoksa biz de yokuz

Röportaj/ SİNAN KESKİN

Korona virüs salgını yaşamı değiştirmeye başladığında bundan ilk etkilenen sektörlerden biri yiyecek içecek sektörü oldu. Yaklaşık 2 buçuk aydır tüm restoranlar kapalı. Sadece evlere servis yapabiliyorlar. Restoranlar normalleşme süreci kararları kapsamında bugünden itibaren kapılarını yeniden açsalar da eski günlerine dönmeleri bir hayli zaman alacak. Öte yandan bu süreçte üretimi sürdüren, sürdürmek zorunda olan sektörlerin yemek ihtiyacını karşılayan hazır yemek fabrikaları “yeni normale” hızla ayak uydurdu.

Türkiye’nin en büyük hazır yemek firmalarından biri olan Bortar Hazır Yemek ve Catering firmasının Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamada İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı olan Hasan Küçükkurt ile hem İZSİAD'ı hem İzmir'i hem de Kovid-19 sonrası değişecek iş yaşamını konuştuk.

Öncelikle Hasan Küçükkurt’u tanıyabilir miyiz? İş yaşantınız nasıl başladı? İş yaşamında en önem verdiğiniz konu nedir?

1962 yılında Konya Ereğli’de doğdum ve kendimi bildim bileli iş yaşamının içindeyim. Hayatım boyunca çalıştım ve hala aynı ilk günkü azimle çalışmayı sürdürüyorum. Bugün Bortar Yemek ve Catering firmasının Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapıyorum. Turizm, hayvancılık ve zeytinyağı sektörlerinde de faaliyetim mevcut. Ayrıca iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet gösteren Borsafe İşte KKD isimli bir şirketimiz de var. Burada da iş sağlığı ve güvenliği için gerekli çelik burunlu ayakkabı, baret, yelek, maske, solumum setleri, eldiven gibi ürünlerin satışını yapıyoruz. İş yaşamında dayanışma ve kollektif üretim anlayışına inanan bir insanım. Hayatım boyunca dayanışmaya inanarak yaşadım ve çalıştım. Bugün de hem firmalarımda hem de görev aldığım STK’larda bu anlayışı koruyorum. Ayrıca sosyal bir insanım ve sosyal ilişkilerin önemine her zaman inandım. Bu sebeple özellikle kendi iş yaşamında bir yere gelmiş insanların topluma üretimlerinin dışında da katkı koyması gerektiğine inanıyorum. Bunun en doğru yolu da Sivil Toplum Kuruluşlarıdır. Buralarda görev almak, bilgi birikimini ve deneyimlerini bu kanal ile topluma sunmak bir borçtur. Bu sebeple bir çok dernek ve kuruluşta görev aldım almayı sürdürüyorum. Kısaca sıralayacak olursam, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) ve Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) Başkan Yardımcısıyım. Ege Bölgesi Yemek Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanıyım. Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Üyesiyim, İzmir Ticaret Odası, İzmir Kalkınma Ajansı üyeliği yanı sıra Ege Bölgesi Konyalılar Derneği ile KOBİDER Yönetim Kurulu Üyeliği de yaptım. Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Danışma Kurulu, Bornova İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Yemek Sanayicileri Federasyonu Başkan Yardımcılığı’nın yanında Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu’nda da (TÜRKONFED)Yönetim Kurulu Üyeliği görevimi ise sürdürüyorum.

Hayat işten ibaret değil

İZSİAD’ı yerel boyutta değerlendirmek gerekirse İZSİAD, İzmir için ne ifade ediyor?

İzmir iş dünyasının en önemli temsiliyetinin olduğu birkaç dernekten birisi İZSİAD. Bu anlamda İzmir iş dünyasının nabzının en iyi tutulduğu STK diyebilirim. Bizim de temel hedefimiz zaten bu. Mesela İzmirli iş insanının çok hırslı bir yapısı olmadığı için kriz dönemlerinde daha ihtiyatlı hareket eder. Bu anlamda o ihtiyatlı adımlara yön verecek etkinlikler, iş insanlarının kaygılarının temeline yönelik çalışmalar ve faaliyetler düzenliyoruz. Ama hayat sadece işten ibaret değil. Yaşamayı en iyi bilen kentlerin başında gelen bir şehrin iş dünyasının da gündemi sadece iş değil. Mesela şiir geceleri düzenliyor ve şiirler okuyoruz, sanat geceleri düzenliyoruz, korolar kuruyoruz. Dernek bünyemizde bunlar da var. Hayat iş yaşamıyla, eğlencesiyle, sanatıyla, sporuyla bir bütün ve İZSİAD olarak biz de buna uygun hareket ediyoruz, etmeye çalışıyoruz.

İZSİAD Başkanlık dönemi boyunca hangi sosyal sorumluluk projelerine imza attınız? İZSİAD Başkanlık döneminiz boyunca nasıl bir yönetim anlayışı sergilediniz?

İZSİAD olarak hem dernek içi üye ilişkilerini geliştirmek hem de kentimizin sorunlarına çözüm aramak, yol göstermek ve atılan olumlu adımlara destek olmak için çalışıyoruz. İZSİAD iş dernekleri içinde bu bölgenin en önemli STK’larının başında geliyor. Hem üye profili ile hem de imza attıkları etkinliklerle bunu hak eden bir kuruluş İZSİAD. Her sene 29 Ekim'de Cumhuriyet Balosu düzenliyoruz. Cumhuriyetin değerlerinin bilinmesi ve bu konuda duruş sergilenmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz ve bu baloyu da o anlamda organize ediyoruz. Ayrıca her sene “Kente Katkı Ödülleri dağıtıyoruz. Kentimize katkı koyanların bu çabalarının görünür kılınması aynı zamanda yaşadığımız şehre katkı koymak isteyenleri de motive edici bir yön oluşturuyor. Bu ödülleri vermeyi sürdüreceğiz. İş Sağlığı ve Güvenliği Zirvesi de önem verdiğimiz faaliyetlerimizden biri. İş sağılığı ve güvenliği konusu Türkiye’nin kanayan yarası, dernek olarak bu konunun üzerine gidiyoruzve bilgilendirme faaliyetleri düzenliyoruz. İş yaşamında ölümlerin fazla bir olduğu ülkeyiz. Bunun önüne geçilmesi için hem işverenlerin hem çalışanların bilgisinin arttırılması ve bu önlemlerin öneminin anlatılması gerekiyor. O sebeple çok değer verdiğimiz bir zirve İş Sağlığı ve Güvenliği Zirvesi. Bunun dışında Çarşamba Toplantıları düzenliyoruz ve her ay bir üyemiz iş yaşamının gelişimini, seyrini dernek üyeleri ile paylaştığı “Başarı Hikayeleri” etkinliği yapıyoruz. Girişimciliğin hikayesi anlatılmalı ki o yolda yürümeye niyetlenen gençler ortaya çıkmış zorlukları birinci ağızdan dinleyerek yönlerini belirleyebilsinler. Ayrıca Tarımsal Kooperatifler için Avrupa Birliği Ölçeğinde Dayanışma ve Entegrasyon, İstihdamda Genç İşi Pratikler, İzmir Sosyal İnovasyon Ağı programlarınabaşvurumuzu yaptık ve süreçlerin takibini yapıyoruz ayrıca İZKA Fizibilite Destek Programına ve Sivil Düşün AB Programına başvuru yapmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Yönetim anlayışıma gelince, ben katılımcılığa ve dayanışmaya inanan bir insanım. İş yaşamımda da böyleyim, başkanlık görevini yürüttüğüm İZSİAD’da da katılımcılığa değer veriyorum. Komitelerle, komisyonlarla çalışmayı, yönetim kurulu ile eşgüdüm ile görev dağılımları ile iş yapmayı seviyor ve bu çalışma şeklinin çok daha verimli olduğuna inanıyorum. İZSİAD’da da bunu uygulamaya çalışıyorum.

Türkiye’nin önde gelen yemek firmalarından birinin sahibisiniz. Son günlerde koronavirüsü sebebiyle önlemler iyice artmakta. Toplu yemek işletmelerinde ne gibi hijyen kuralları uygulanmalı? İşletme içinde alınması gereken önlemler hakkında neler söylersiniz?

Doğanın uyandığı ve güneşin hayatı ısıtmaya başladığı bu günlerde içinden geçtiğimiz korona virüs salgını nedeniyle hijyen ve dengeli beslenme hepimizin hayatında birinci sıradaki gündemi oluşturuyor. Mevsim sebze ve meyvelerini tüketmek, evlerimizde hareketin kısıtlı olduğu bir alanda günlerimizi geçirdiğimiz şu dönemde bağışıklık sistemimizi güçlü tutmamızın temelini oluşturduğunu hatırlatmamız gerekiyor. Binlerce insana, fabrikalara ve kurumlara yemek hizmeti veren Bortar Hazır Yemek olarak hijyen, kalite, besleyici ve dengeli gıda her zaman ön planda tuttuğumuz temel prensiplerimizi oluşturdu, oluşturmaya devam ediyor. Kovid-19 salgını nedeniyle elbetteki bizler de bir çok önlem aldık. Ancak Bortar olarak bugün piyasada kabul gören en önemli yemek firmalarından biri olmamamızın temelinde maksimum hijyen önlemlerinin yattığını söyleyebilirim. Yemek hizmetinde kaliteyi sağlarken kullanılan malzemelerin seçkin markalardan oluşması kullanım tarihlerine hassasiyet gösterilmesi, yemeğin hazırlık, pişirme ve servis aşamalarında dezenfektasyonunun sağlanması, çalışan personelin kendi alanında eğitimli kişilerden oluşması, meslek içi eğitim kurslarıyla yeni gelişmelere adaptasyonunun sağlanması temel çalışma prensibimizdir. Kovid-19 öncesinde de böyleydi, şimdi de bu böyle devam ediyor.

Kalite yolculuğunda yaptığımız çalışmalarla bugün tüm mutfak ve projelerimizde; müşterilerimiz için ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi, insan Sağlığı için FSSC 22000 ISO/TS 22002-1 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi, memnuniyetiniz için ISO10002 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi uyguluyoruz. Kovid-19 nedeniyle aldığımız ekstra önlem ise sosyal mesafeyi gözeterek bir çalışma bandı oluşturuyoruz ve kişisel ekipmanların kullanım sıklığının denetimini azami seviyede tutuyoruz.

Tek çıkış yolumuz üretim

Korona virüsü sebebiyle İZSİAD'ın faaliyetlerini durdurdunuz. Bu kriz döneminde ne gibi önlemler aldınız? Üye ilişkilerinin sıcaklığını koruması için neler yapıyorsunuz?

Evet İZSİAD dernek merkezini kapattık, profesyonel personelimiz evden çalışma sistemine geçti. Bu anlamda bizler de internet üzerinden faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Online toplantılar ile tüm yönetim ve komisyonlarımız çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca üyelerimize yönelik bu günlerde faydalı olacağını düşündüğümüz bilgi ve makaleleri mail ortamından kendileri ile paylaşıyoruz. Çeşitli konuklar ile gündeme dair online toplantılar organize ederek hem ekonomik gündeme dair hem de Kovid-19 salgının seyrine dair bilgilendirici faaliyetleri online olarak sürdürüyoruz.

Biraz da ekonomi diyelim, Kovid-19 penceresinden ve genel anlamda da ülkemizin ekonomik durumunu değerlendirir misiniz?

Kovid-19 sonrası bir çok iş yapma biçimi değişecek. Hayatımıza evden çalışma diye bir kavram girdi. Bir çok işyeri, özellikle beyaz yaka dediğimiz personelin evden çalışarak aynı verimi sağladığını görüyoruz. Bu online çalışma biçimini sonrasında hayatımıza daha fazla sokacak. Tıklım tıkış, insanların aynı havasız ofis içinde çalışmasına gerek kalmadan, firmaya kira yükü getirmeden aynı üretimi gerçekleştirebilecek iş kolları ve sektörler olacaktır. Dijital dönüşüm ve nesnelerin interneti dediğimiz kavramların bugün ne kadar önemli ve değerli olduğunu gördük. Bu anlamda Kovid-19 sonrası yapısal dönüşümlere hız verilmesi de gerekiyor. Çünkü bu salgın son olmayacak, yenisine hazırlanmamız gerekiyor.

Onun dışında genel bir ekonomi değerlendirmesi yapmak gerekirse atılması gereken tek adım var, üretimi desteklemek. Üretim yoksa, biz de yokuz. Eğer üretmezsek ayakta kalamayız. Bugün Kovid-19 salgını nedeniyle bir kez daha gördük ki kendi kendine yeten toplum olmak önümüzdeki yıllarda ve dönemde son derece kritik bir vaziyet alacak. Bugün dezenfektan üretimi için gerekli alkolün kalbi olan etil alkolün üretiminde şekerpancarı yatıyor. Tarım son derece hayati bir konu, olmayı sürdürecek.

Özellikle son yılda tüketim toplumu haline geldik. Dünyadaki diğer büyük şehirleri ziyaret ettiğiniz zaman alışveriş merkezlerinin şehir dışında olduğunu görürsünüz. İzmir merkezde benim bildiğim 30’a yakın alışveriş merkezi var. Tüketim yaparak büyümezsiniz, üretimin önemini anlatmamız gerekiyor. Türkiye’de kırdan kente inanılmaz bir göç var. Ülkemizde hayvancılık ve tarım çok kötü olduğu için insanlar göç etmek zorunda kalıyorlar. Özellikle süt politikasında çok yanlış bir yol izlendi. Köylü dişi hayvanların hepsini kesti. Çünkü süt üreticiliği zarar ediyordu. Üretici hayvanı kestiğin zaman doğurganlık da azalıyor. Ülkemizdeki eğitim durumu da maalesef iyi bir noktada değil. Eskiden sanat okulu olarak nitelendirdiğimiz meslek liseleri çok değerliydi ama şu anda çocuklar meslek lisesine gitmek istemiyorlar. Bu konularda daha fazla çaba harcarsak bunlar düzelebilir. Her konuda üretimi teşvik edici politikalar izlemeliyiz. Hem sanayiciler olarak hem hükümet olarak. Tek çıkış yolumuz üretimde. Özellikle Kovid-19 sonrası üretim hayati bir hal aldı, bunu gözardı etmemiz artık mümkün değil.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner92