Mutluluğun enstrümanını yapıyor

Ertunç Karakaya, bir luthier yani çalgı yapım ustası. Genç yaşına rağmen, Z kuşağında görmeye alışkın olmadığımız türden bir tutkuyla bağlı işine. Hayat ona altın tepside sunulmamış ama o çabasıyla bu işi hayat felsefesi haline getirerek, ustalaşma yolunda sağlam adımlarla ilerliyor.

Mutluluğun enstrümanını yapıyor

Röportaj/ Burcu ŞAHİN

Genç müzisyen Ertunç Karakaya'nın, çocuk yaşta yetenek sınavlarını en iyi derecelerle kazanıp, hemen hemen tüm enstrümanı çalabildiği halde, ünlü olmak gibi bir hayali yok. Güneş görmeyen bir atölyede, aylarını verip enstüman yapan Karakaya’nın işine olan aşkı aslında şu sözlerle kendini ele veriyor: “Belki yüzlerce yıl doğa ile iç içe yaşamış, üstünde türlü hayvanı ve bitkiyi konuk etmiş bir ağacı ömrü bittiğinde şekillendirip enstrüman yapmak ve yine yüzlerce yıl ömür biçmek, sanatçıya teslim ettiğimdeki gülümseme ve konser salonlarındaki alkışlar… İşte aşık olduğum şey bu.”

Entrüman yapımını hayat felsefesi haline getirerek, ustalaşma yolunda sağlam adımlarla ilerleyen Ertunç Karakaya ile tutkusunu konuştuk.

Bize kendinizden söz eder misiniz?

1997, İzmir doğumluyum. İlkokulda müzik hocamın keşfiyle başlayan serüvenim okul korosu çalışmalarıyla şekillendi. Yapılan şarkı ve beste yarışmalarında birincilik almamın sonucunda sanata ve müziğe olan özgüvenim arttı ve benim için bir amaç haline geldi.

Sonraki yıllarda, TOBAV'ın (Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Vakfı) yürüttüğü proje kapsamında okulumdan seçilen tek kişi olma gururunu yaşadım. Lise dönemime kadar Vakıf hocalarından rahmetli İsmail Bilen hocamızın öncülüğünde profesyonel müzik ve gitar eğitimi aldım. Sonrasında sınavları yapılan Dokuz Eylül Konservatuvarı kursiyer programını kazandım. Bu süreçte klarnet öğrenimi görüp bilgi birikimimi artırdım. Lise dönemine geldiğimde İzmir'deki Işılay Saygın Güzel Sanatlar Lisesi’ne asillerden girdim. Lisedeki 4 yıllık eğitimim içerisinde piyano ve keman eğitimi alıp müzik konusunda kendimi geliştirmeye devam ettim.

Lise döneminde, çocukluğumdan itibaren sahip olduğum el yeteneği ve sanat aşkının somutlaşmasını istediğimden dolayı saygıdeğer hocalarımın da yönlendirmesi ile Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuvarı’nı ikincilik ile kazandım. Konservatuvar’daki 4 yıllık eğitimim süresince keman ailesinin (keman, viyola, çello, kontrbas) yapımı ve onarımına adadım ve kendi atölyemi kurdum.

Çalgı Yapım Bölümü’nü seçmenizin özel bir sebebi var mıydı?

Eskiden beri ahşaba özel bir ilgim vardı. Luthierlik adı altındaki bu mesleğin kutsallığı beni daha da içine çekti. Belki yüzlerce yıl doğa ile iç içe yaşamış, üstünde türlü hayvanı ve bitkiyi konuk etmiş bir ağacı ömrü bittiğinde şekillendirip enstrüman yapmak ve yine yüzlerce yıl ömür biçmek, sanatçıya teslim ettiğimdeki gülümseme ve konser salonlarındaki alkışlar… İşte aşık olduğum şey bu.

Her işte olması gerektiği gibi bu sanata olan saygım ve ahlakım beni hep bir adım öteye taşıdı ve “İlkeler doğru konulduğunda eserler kalıcı olur” sözü benim hayat düsturum oldu. Üniversite öğrenciliğim sırasında okuldaki atölyeler gece kapanana kadar çıkmazdım. Başka öğrencilere enstrüman yapıp, tamir edip kendi paramı kazandım.

BÜYÜK USTALARIN MODELLERİ

Okul bittikten sonra, şimdi neler yapıyorsunuz?

Halihazırda atölyemde enstrüman yapımı, restorasyon ve tamiratı ile sanatkarlara güven, işçilik, samimiyet ve saygı sunmaya devam ediyorum. Bir müşteri portföyüm oluştu. Antonio Stradivari, Nicolo Amati, Guiseppe Antonio Guarneri vb. gibi geçmişteki büyük ustaların modellerini kullanıp, kalıcı eserleri sahipleriyle buluşturuyorum.

İşinizin manevi tatmini kadar maddi kazancı da iyi mi?

Maaselef maddi açıdan pek tatmin edici değil. İyi bir kemanın yapımı bazen aylar sürüyor. Hem verilen emek ve zaman hem de maliyeti çok fazla. Ama ben bu işi yaparken o kadar büyük haz alıyorum ki maddi kısmını tamirat, özel ders gibi takviyelerle bir şekilde hallediyorum.

70 YILLIK KAPIDAN KEMAN

Yaptığınız en farklı ya da en özel enstrüman neydi?

70 yıllık bir ev yıkılırken sökülen kapıdan keman yapmıştım. Normalde ladinden yapılıyor ama ben karaçamdan keman kapağı yaptım. Çok güzel bir batı müziği kemanı oldu. Keman bittiğinde çıkan ezgi sadece birer nota değil o evde 70 yıl boyunca yaşanan sevinçler, acılar, kavuşmalar ve tüm yaşamdı aslında.

Bir luthierden biraz da meslek sırrı alalım... İyi bir keman yapımını sırrı nedir?

En önemli kısmı kullanılan ağaç yıllanmış kuru bir ağaç olmalı. Keman için arka kapak akçaağaç, yanlıklar ladinden olmalı. Kullandığınız el aletleri çok kaliteli ve keskin olmalı. İşçilik çok önemli, ustanın ölçülere sadık kalarak yapması için bu işi iyi bilmesi lazım. Tutkal, geleneksel yöntemlerle yapılmış hayvan kemiği içeren tutkal olmalı ki, restorasyon ve tamirata uygun olsun.

Kapakları seçerken özgül ağırlığını kontrol etmek lazım. Ayrıca sabırlı olmak gerek. Hem yapımı çok meşakkatli hem de bitirdiğinizde sanatçıların zor beğenen kişiler olduğunu unutmamalısınız.

Bir hayaliniz var mı?

Evet. Bu işin kutsal olduğunu düşünüyorum, yaşanmışlığın felsefesini gelecek nesillere aktarmak için akademik kariyer yapmak istiyorum. İlk hedefim yüksek lisans yapmak. İnsanlara bakış açımı, bu konudaki ideolojimi aktarmak için öğretmenlik yaparsam daha da mutlu olacağımı düşünüyorum.

Güncelleme Tarihi: 06 Ekim 2021, 17:39
YORUM EKLE