Bagajda yumurta satarak başladı

Genç yaşında yakaladığı ticari başarının yanı sıra sosyal sorumluluk projelerinde de yer alan ve Kemik İliği Transplantasyon ve Onkoloji Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı (KİTVAK) İcra Komitesi Üyesi olarak çalışan Bilge Altınmakas Özgenoğlu ile Bilge Çiftliği'ni, başarı hikayesini, hayallerini ve hedeflerini konuştuk.

Bagajda yumurta satarak başladı

Röportaj/ Sinan KESKİN

Bilge Altınmakas Özgenoğlu, Bilge Çiftliği ile hem hayallerini gerçekleştirdi hem de kendi hayallerinin peşinden gitmek isteyen kadınlara bir kapı açtı. 2015 yılında e-ticaret girişimi olarak yola çıkan Bilge Altınmakas Özgenoğlu geçtiğimiz aylarda İzmir'in ilk ve tek şarküteri-cafesi olan Bilge Çiftliği'ni de hayata geçirdi. Kısa sürede oldukça başarılı işlere imza atan Bilge Altınmakas Özgenoğlu, Capital ve Ekonomist dergilerinin Anadolu Markaları Yarışması’nda Küçük İşletmeler Dalı Birinciliği, Amerika Packing Of World Platformu’ndan ambalaj tasarımı ödülü ve Facebook Shemeansbusiness Projesi’nden Türkiye’nin Başarılı 20 Kadın Girişimcisi ödülünü almaya hak kazandı. 

Genç yaşında yakaladığı ticari başarının yanı sıra sosyal sorumluluk projelerinde de yer alan ve Kemik İliği Transplantasyon ve Onkoloji Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı (KİTVAK) İcra Komitesi Üyesi olarak çalışan Bilge Altınmakas Özgenoğlu ile Bilge Çiftliği'ni, başarı hikayesini, hayallerini ve hedeflerini konuştuk.

Bilge Altınmakas Özgenoğlu kimdir? Nasıl bir eğitim hayatı oldu?

1988 İzmir doğumluyum. Öğretmen anne babanın ilk çocuğuyum. Ege Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nden 2011 yılında mezun oldum. Ardından İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mühendislik İşletmeciliği Bölümü’nde yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Mezun olduktan sonra gıda hijyeni uzmanı olarak özel sektörde çalışmaya başladım. 

Kimya Mühendisliği eğitimi almaya nasıl karar verdiniz?

Eczacı olan teyzemin ve Fen Bilgisi öğretmeni olan annemin yönlendirmesi ve sektörü araştırmam ile bu mesleğe karar verdim.

Bilge Çiftliği nasıl doğdu? 

Gıda hijyeni uzmanı olarak çalışmaya başladığımda, gıda işletmelerinin üretimleri daha hijyenik koşullarda olması için hem çalışanlara eğitim veriyor hem de proses tamamlandıktan sonraki üretim başlamadan, uygulanması gereken temizlik planını düzenleyip uygun kimyasalları firmalara sunuyorduk. Çalıştığım süre boyunca neredeyse girmediğim işletme ve karşılaşmadığım problem kalmadı desem yeridir. Süt işletmeleri, kesimhaneler, kuru domates fabrikaları, balık işletmeleri, konserve, meyve suyu fabrikaları vb… Zaman geçtikçe her seyahatimde aracım, çevremdeki eş dostun istediği siparişler ile dolmaya başladı. Aslında Bilge Çiftliği markasının ilk tohumu da bu oldu. İş hayatımın yoğun olması ve geç saatlerde eve gelmemden dolayı özellikle istediğim şarküterilerden alışveriş yapamıyordum, çünkü kapalı oluyordu. Tüm bunlar bugün Bilge Çiftliği’nin kurulmasındaki en büyük nedendir.

O nedenle “istifa ettim ve şirketi kurdum” demek isterdim ancak öyle olmadı. Evet, istifa ettim. “Ben gerçekten de bir iş kurmalı mıyım? Bu sorumluluğun altına girmeye hazır mıyım? Bu iş doğru olan mı?” gibi pek çok soru sordum kendime. Çevrem de bu soruları bana sordu tabii ki.

Yoga yapmayı çok seviyorum, ben de kendimi yogaya verdim. İç sesimi dinlemek bence en güzel cevap kaynağıydı. Bence herkes bunu hayatının kararlarını almadan yapmalı. Yaklaşık 1-2 ay boyunca sadece yoga seanslarına katılıp, yürüyüş yapıyor ve çevremdeki tüketici topluluğunu izliyordum. Her şey bir gün aniden gelen telefon ile başladı. İşten ayrıldığımı duyan müşterilerim ile sohbet ederken birden gezen tavuk yumurtası çiftliği olan müşterimin babasından yumurta almak geldi aklıma. Neden olmasın? Bir yerden başlayacak ve piyasayı yakından inceleyecektim. Anneannem genç yaşta eşini kaybedince üç kızını pazarcılık yaparak büyütmüş ve okutmuş. Bu olay biraz beni kamçıladı. Ben de en dipten başlayabilirdim. Cidden de öyle oldu. Çevremdeki eş dost arkadaş herkesi arayıp “Gezen tavuk yumurtası veya doğal tavuk ister misiniz” diye sipariş almaya başladım. Derken, birden kendimi annemin arabasının bagajında yumurta, akülü buzdolabında tavuk ve yaptırdığım özel sucuğu satarken buldum. Herkesten sipariş topluyor, arabanın müsait olduğu saatte siparişleri dağıtıyordum. Toplumumuzda girişimcilik kavramı bilinmediğinden, “Bir de yüksek kimya mühendisi olacak, yumurtacılık yapıyor” diyenden tutun, “Oldu mu bu şimdi, yakıştı mı sana” bile dediler. Girişimci demenin ne olduğunu daha bilmeyen veya kendi cesaret edemediği için senin cesaretine set olanlara inat ben 2-3 ay boyunca kimsenin lafını umursamadan satış yapıyor ve insanlardan geri bildirimler alarak kimin neye ihtiyacı var, sistem nasıl olmalı diye hesap yapıyordum. 

Gel gelelim siparişler evin buzdolabına sığmamaya başlayınca işler değişti. Süreç hızlanmalıydı. İzmir’in göbeğinde, Bornova’da trafiğin en az olduğu bir lokasyondan dükkan buldum ve şirket kuruluşuna başladım. Evet, ben kendime güveniyordum çünkü bildiğim işi yapıyor olmanın rahatlığı vardı. Bunca zaman boyunca “sen evine hangi marka ürün alıyorsun, nasıl tüketiyorsun” diyenlere artık kendi markamla cevap verebilecektim.

Zamanla işler rayına girmeye başladı ama markamız ne olacaktı? İşte bu fikrin sahibi sevgili eşim. Şirketi kurarken, “Amacımız sadece ürün satmak değil, insanların bilgi alacağı bir platform da kurmak olmalı. O zaman neden Bilge olmasın, bilgeliği temsil etmeliyiz” dedi. Ve baykuş gözlerini sembol olarak kullandık, çünkü baykuş; mitolojide ve tüm dinlerde bilgeliğin simgesi olarak kabul görüyor. İsmimiz de Bilge Çiftliği olarak tescillendi. 

Bilge Çiftliği ilk olarak sadece e-ticaret firması olarak kurgulandı. Süreçten o kadar emin değildim ki, www.sarkuterisepetim.com adresini açtık ve tüm Türkiye’ye satışa başladık. Sadece İzmir ve Manisa’ya kendi soğuk hava aracımız ile ücretsiz teslimat yapıyorduk. Tüm ürünleri kendi markamız ile üretemeyiz, bu kadar hızlı başlayamayız diye korkup, “Şarküteri Sepetim” markasıyla başlamıştık. Şirketimiz ilk kez 2015 Mayıs ayında satışa başladı. 

Şarküteri-cafe konsepti size özgü mü? Türkiye'de başka örneği var mı?

İzmir’de şu an ilk ve tekiz ancak İstanbul’da “Namlı Gurme” gibi örnekleri var.

Yardım kuruluşlarında da gönüllü çalıştığınızı biliyoruz. Sosyal sorumluluk çalışmalarınız oldu mu?

Bu konuda sanırım iki ayrı olaydan bahsetmeliyim. İlk olarak bir kadın girişimci olarak benim gibi bir şeyler yapmak isteyen kadınlara destek olmak için shop.bilgeciftligi.com satış sitemizde “Üreten Kadınlar” diye bir kategori açtık ve hiçbir para talep etmeden (kiralama yaptırmadan) onların ürünlerini buradan satmalarına yardımcı olmaya başladık. Bu çalışma ile kadınlar çalışmalarından emin olana kadar ciddi bir maliyetin altında ezilmeyecekler. Yaptıkları iş ve sermayelerinden yana sıkıntıları olmadığı gün ise kendi yollarını rahatlıkla çizebilirler. Pek çok site bu konuda kiralama karşılığı hizmet verirken biz bir ücret talep etmiyoruz. 

Bir diğeri ise 2015’te KİTVAK ile bir anlaşma yaptık. Proje ile “Kitvak’sa Üstü Kalsın” dedik ve müşterilerimiz arzu ederlerse “üstü kalsın” diyerek online alışverişlerinde vakfa bağış yapabildiler. Tam bir yıl boyunca sürdü proje ve bu süre zarfında her ölçekteki firmanın topluma ve vakfa yardımcı olabileceğini ve farkındalık yaratabileceğini göstermek istedik. KİTVAK, çocuklar başta olmak üzere onkoloji hastaları için hastane ve konukevi yapan bir vakıf ve biz de bu proje ile küçük de olsa pek çok insanın destek verebilmesine vesile olmayı başardık. Akabinde proje çok sevildi ve vakfın özel daveti ile İcra Komitesi Üyesi olarak çalışmaya başladım. 

Bilge Çiftliği'ndeki hedefleriniz nedir?

Elinizden gelen her şeyi yaptıktan, sermayeniz ve emeğiniz gibi kalbinizi de koyduktan sonra başarı geliyor. Kurulduktan kısa bir süre sonra Capital ve Ekonomist’in Anadolu Markaları Yarışması’nda Küçük İşletmeler Dalı Birinciliği, Amerika Packing Of World Platformu’nda ambalaj tasarımı ödülü ve Facebook Shemeansbusiness Projesi’nde Türkiye’nin Başarılı 20 Kadın Girişimcisi gibi ödüllere layık görülmekten büyük mutluluk duydum. Hedefim güvendiğim ve kalitesini aynı standartlarda sürdürebileceğimiz yatırımcılara bayilik vermek. Bu konuda güzel bir gelişme oldu. Kısa bir süre önce franchising sistemiyle İzmir’de ilk kez şarküteri-cafe konseptiyle şubemizi açtık. Bornova'da açılan ilk şubemiz Bilge Çiftliği Şarküteri Cafe’de glutensiz ürünler, bebek ve çocuklar için özel üretilen çikolatadan tarhanaya kadar katkısız yiyecekler, özel ithal peynir ve soslar, ayrıca yerel üretim kooperatiflerinin sağlıklı ve ulaşılabilir fiyatlı ürünlerini satışa sunduk. Ayrıca soğuk sandviç, atıştırmalık ve tatlılar eşliğinde çay-kahve servisi de yapılıyor. Hedefimiz şube sayımızı arttırmak, özellikle ilk şube açılışından sonra bu konudaki yatırımcı başvuru sayısı hayli arttı. Değerlendirerek bu yıl içinde birkaç şube daha açmayı planlıyoruz. 

Güncelleme Tarihi: 05 Mart 2020, 10:53
YORUM EKLE

banner92