banner112
banner111

Şiddete karşı toplumsal seferberlik

Uzman Pedagog ve Aile Danışmanı Sedat Baş, medyadaki şiddet dilini dönüştürme ve toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla şiddete karşı toplumsal seferberlik başlatılmasını önerdi.

Şiddete karşı toplumsal seferberlik

Röportaj/Burcu YANAR
Canavarlarla kavga eden dikkatli olmalıdır. Çünkü kendisi bir canavar olacaktır” diyor Nietzsche. Bir toplumun şiddet eğilimi ailede başlıyor yani. O evde ne gördüyse büyüdüğünde onu uygulamaya devam ediyor çocuklar ve böylece nesiller boyu yayılıyor şiddet. Uzman Pedagog ve Aile Danışmanı Sedat Baş, konunun derinliklerine inerek toplumsal şiddetin nasıl başladığına ve nasıl önüne geçilebileceğine dikkat çekti. Sorularımızı yanıtlayan Baş, şiddeti önlemede ailenin önemine vurgu yaptı.

Haberlerde, gazetelerde, kitaplarda, televizyonda günlük hayatın içinde her yerde bir şiddet olayı ile karşılaşıyoruz. Fakat şiddetin türlerini tam olarak bilmiyoruz. Öncelikle şiddetin kısaca tanımı ve türleri nelerdir?

Şiddet; kişinin, cinsel, fiziksel, psikolojik, ekonomik açıdan zarar görmesi veya acı çekmesiyle sonuçlanan hareketler bütünüdür. Şiddetin 7 türü vardır. Bunlar fiziksel şiddet, cinsel şiddet, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet, dijital şiddet, ısrarlı takip ve flört şiddetidir.

Bir insan doğduğunda şiddetin ne olduğunu bilebilir mi, yani bu içgüdüsel bir şey midir yoksa sonradan mı öğrenilir?

Yapılan araştırmalara göre annenin psikopat olduğu ailede sık sık şiddet gören bir çocuğun aileden alınarak uyum içinde yaşayan başka bir aileye verilmesi sonucunda uzun süreli etkilerde çocuğun şiddete meyil etmediği ortaya çıkmıştır. Bu da bize şiddet genlerle değil, toplumsal yaşam ve anne babanın yetiştirme tarzı ile ilgili olduğunu gösteriyor. Şiddet hayatımızın her alanında var. Tüm canlılarda yaşam hakkını savunma içgüdüsü vardır ancak bunu nasıl işlediğimiz ve evirdiğimiz çok önemlidir.

NASIL ŞİDDET TOPLUMU OLDUK?

Özellikle çocuklar arasında yaygın olan akran zorbalığı dediğimiz psikolojik şiddet türü var. Bu konuda çocuklarla nasıl iletişim kurulmalı?

Bu o kadar önemli bir konu ki. Avrupa’ya baktığınız zaman akran zorbalığı için okulun sistemsel yürüttüğü bir çalışma olduğu görülüyor. Ancak Türkiye’de bu tam olarak yok. Akran zorbalığı şikayeti ile bana gelen aileler ve çocuklar, durum öğretmenlere iletildiğinde pek bir şey yapılamadığını söylüyorlar. Bizler ve aileler çocuk arkadaşları tarafından bir şiddet gördüğünde bunu öğretmenine söylemesi uyarısında bulunuyoruz. Ancak okuldaki öğretmen bunu ciddiye alıp üstüne gitmediğinde çocuk bir boşluğa düşer ve en sonunda kendini korumak için şiddete meyil etmeye başlar. İşte bizler böyle böyle bir şiddet toplumu haline geliriz. Okullarda bunu önleyecek yeterli bir mekanizma yok. Oysa okul öncesi dönemden itibaren bunu öğretebilirsek geleceğe daha umutla ve şiddetsiz olarak bakabiliriz. Eğitim politikalarında çok küçük bir değişiklik bile yapsanız bunun sonucunu 20 yıl sonra görebilirsiniz. Ama sürekli değişen bir sistemde bir sonuç görememekteyiz. Sorunumuz da bu!

NARSİST VE DOYUMSUZ

Çocukların şiddetten uzak durması için ailelere verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?

Çocukları şiddetten uzak tutmak için öncelikle kendimizi şiddetten uzak tutmalıyız. Ünlü filozof İmmanuel Kant’ın da dediği gibi; insan eğitimle insandır. Ahlaki anlamda eğitemediğimiz çocukların nasıl üstesinden geleceğiz. Bir de anne babaların anksiyete boyutunda kaygılar var. Aman çocuk üzülmesin, ağlamasın diye her istediğini yaparsanız narsist ve doyumsuz bir birey yaratırsınız. Sonrasında çocuk istediği bir şeye ulaşamadığında elde etmek için şiddete başvuracaktır. Sıkıntı da burada başlıyor. Merhametsiz bir nesil yetişiyor ve bu bizi mahvedecek. Örneğin çocuklarınızla birlikte huzur evi ziyaretleri, çocuk esirgeme kurumu ziyaretleri yapabilirsiniz. İnsanlara küçük hediyeler alabilirsiniz. Belki çok büyük keşifler yapan bilim insanları veya sanatçılar yetiştirebilirsiniz fakat insani duyguları olmadıktan sonra bunların bir önemi var mıdır? İlk nükleer bombanın babası olarak anılan Julius Robert Oppenheimer nükleer bombayı buldu ve sonra pişman oldu. Binlerce insanın ölmesine sebep oldu. Şu an dünya üzerinde lanetle anılıyor.

Toplumun ötekileştirilen ve ön yargı ile yaklaşılan bir kesimi de LGBTİ+ bireyler. Çok fazla sözlü ve fiziksel şiddete uğruyorlar. Tüm bunları toplum olarak önyargılarımızdan nasıl kaldırabiliriz?

İnsan çok değerli bir varlıktır. Bir insanı tanımak için onun cinsel yönelimlerinin kıstas olabileceğini düşünmüyorum. Bir insanla ilk tanıştığımızda hiçbir zaman cinsel tercihini sorgulamayız. O kişinin özel hayatıdır ve doğal bir süreçtir. Onları koruyabilecek en büyük şey hukuk sistemi ve toplumda farkındalık yaratmaktır. Toplum içerisindeki şiddet onları daha çok karamsarlığa ve yalnızlığa sürüklüyor. Toplum içerisinde hepimizin bir yeri var. Bunu kabullenmeliyiz. Öncelikle kendi aileleri tarafından kabul edilmelidirler.

Eklemek ve dikkat çekmek istediğiniz başka bir nokta var mı?

Şiddet şiddeti doğurur. Anne baba birbirine ve çevresine nasıl davranıyorsa çocuk da bunu taklit eder. Diliyorum ki şiddet toplumunun önüne geçebilmek için anne baba ehliyeti verilir veya çocuk dünyaya gelmeden önce devlet destekli aile danışma merkezleri kurularak çocuk yetiştirme üzerine eğitimler verilir. Devlet ve aile danışmanları el ele vererek şiddetin çözümüne katkı sunabiliriz.

YORUM EKLE

banner101

banner100