Ege Bölgesi'nin tarımsal ve endüstriyel üretim merkezlerinden İzmir'in Torbalı ilçesinde, geçtiğimiz yıl meydana gelen ve kamuoyunda infial yaratan aile katliamına ilişkin adli süreç tüm hızıyla sürüyor. Muratbey Mahallesi’ndeki tek katlı müstakil bir evde aynı aileden üç kişinin cansız bedeninin bulunmasıyla başlayan trajedinin ardından tescil edilen ceza davasında, iddiaların odağındaki isim bir kez daha yargıç karşısındaydı. İzmir'de annesi, babası ve ağabeyini öldürdüğü iddia edilen sanığın yargılanması sürüyor başlığıyla medyanın ve adliye muhabirlerinin yakın takibe aldığı duruşma, geniş güvenlik önlemleri altında icra edildi.
Torbalı Ağır Ceza Mahkemesi salonundaki duruşmaya, üç ferdini kaybeden yakınların oluşturduğu müştekiler, sanık müdafileri ve kolluk kuvvetlerinin lojistik koruması eşliğinde getirilen tutuklu sanık Mert Avcı katıldı. Cumhuriyet savcısının hazırladığı esas hakkındaki iddianamede, sanığın geriye kalan mal varlığı ve taşınmazların tek varisi olabilmek adına öz ailesini organize bir şekilde ortadan kaldırdığı tescil edilmişti. Duruşma başkanının yasal haklarını hatırlatıp savunma için söz vermesi üzerine kürsüye çıkan sanık, adli kriminoloji raporlarındaki somut delillere karşı şaşırtıcı argümanlar ileri sürdü.
Şüpheli internet aramaları ve delil karartma iddiaları masaya yatırıldı
Soruşturmayı derinleştiren kentsel asayiş ve siber suçlarla mücadele ekiplerinin dosyaya kazandırdığı en radikal delillerden biri, sanığın cep telefonundaki arama motoru geçmişi oldu. Cinayetin işlendiği tarihten kısa süre önce internette "yüksek sesin nasıl bastırılacağı" yönünde teknik ve mekanik araştırmalar yapıldığı tescil edilmişti. Sanık Avcı, mahkeme heyetinin bu konudaki sorusu üzerine absürt bir savunma mekanizması geliştirdi. Evdeki bebeklerini uyutmak için siber platformlarda "beyaz gürültü" olarak bilinen frekansları araştırdığını iddia eden sanık, o esnada algoritmanın azizliğine uğrayarak yanlışlıkla yüksek ses bastırma yöntemlerini aramış olabileceğini öne sürdü.
Duruşmada tartışılan bir diğer lojistik bulgu ise cinayet silahı üzerindeki parmak izlerinin pamuk ve alkol vasıtasıyla silindiği iddiası ile sanığın aracında bulunan steril eldivenler oldu. Kolluk kuvvetlerinin olay yeri inceleme dökümlerini reddeden Avcı, eşinin aşırı titiz bir karaktere sahip olması nedeniyle yanlarında sürekli kolonya ve pamuk taşıdıklarını, bagajda ele geçirilen plastik eldivenlerin ise tamamen ziraat odaklı olduğunu, aileye ait tarlada zeytin toplamak amacıyla orada bulundurulduğunu savundu. Suçlamaların hiçbirini kabul etmeyen sanık, "Onlar benim annem, babam, ağabeyim, olay nasıl bana kaldı anlamıyorum. Kesinlikle böyle bir şey yapmadım, abimin de böyle bir şey yapacağını düşünmüyorum. Askerde bile atış talimi yapmadım" ifadeleriyle kendini aklamaya çalıştı.
Eşinin tanıklığı iddiaların yönünü tamamen değiştirdi
Duruşmanın seyrini değiştiren ve sanığın kurduğu savunma hattını lojistik olarak sarsan en önemli gelişme, tanık kürsüsüne çıkan eşi S. Avcı’nın beyanları oldu. Kriminoloji raporlarındaki kolonya ve pamuk talebi iddialarını doğrudan yalanlayan genç kadın, eşinden kesinlikle bu tarz temizlik malzemeleri istemediğini mahkeme heyetine resmen beyan etti. Mert Avcı'nın olay günü kendi rızasıyla değil, aralarında çıkan büyük bir mali kriz nedeniyle apar topar ailesinin evine gittiğini aktaran tanık, eşinin kendisine ait otomobili siber satış siteleri üzerinden habersizce elden çıkardığını düşündüğünü, bu finansal gizem yüzünden tartışarak evden ayrıldığını dile getirdi.
Cumhuriyet savcısı, mütalaasında dosyadaki mevcut delil durumunu, sanığın çelişkili ifadelerini ve delilleri karartma şüphesinin siber tescil verileriyle sabit olduğunu belirterek tutukluluk halinin devamını talep etti. Kısa bir ara veren mahkeme heyeti, adli tıp kurumundan gelecek ek makro raporların beklenmesine, sanığın cezaevindeki lojistik durumunun muhafazasına ve duruşmanın ileri bir tarihe ertelenmesine karar verdi. 24 Ekim 2025'te Hatice, Şadi ve Mehmet Avcı'nın tabancayla vurularak katledildiği evde, sanığın suçu ağabeyinin üzerine yıkıp olaya bir intihar süsü vermeye çalıştığı iddiaları adli tescil tarihindeki yerini koruyor.





