Türkiye'nin gıda ve tarım endüstrisindeki en güçlü ihracat kalemlerinden biri olan su ürünleri sektörü, küresel pazarlardaki pazar payını ve lojistik üstünlüğünü artırmaya devam ediyor. Coğrafi avantajların yanı sıra siber altyapıyla desteklenen modern kuluçkahane ve yetiştiricilik tesisleri, Türk balıkçılık sektörünü dünya liginde üst sıralara taşıyor. Resmi dış ticaret verilerinden derlenen dökümlere göre, Türkiye genelinde yürütülen iç hat ve dış hat ticaret döngüsünde tarihi bir eşik geçildi. Sektör temsilcilerinin ve ihracatçı birliklerinin tescil raporları incelendiğinde, bu yılın ilk yarısında küresel protein talebinin yerli üreticiler tarafından başarıyla karşılandığı görülüyor.

Yılın ilk yarısına ait sektörel veriler analiz edildiğinde, ihracat hatlarında gerçekleştirilen operasyonel genişlemenin boyutu daha net anlaşılıyor. Üretim süreçlerinde çevre standartlarına ve sürdürülebilirlik kriterlerine gösterilen ihtimam, Türk su ürünlerinin başta Avrupa Birliği ülkeleri ve Rusya Federasyonu olmak üzere dünya genelinde en çok tercih edilen markalar arasında yer almasını sağlıyor. Bu doğrultuda, denizlerdeki kafes yetiştiriciliğinden iç sulardaki tesislere kadar uzanan entegre üretim zinciri, kentsel ve kırsal istihdamı da destekleyerek makroekonomik istikrara doğrudan katkı sunuyor.

Cumhuriyet tarihinin en yüksek ilk yarı ihracat geliri elde edildi

Sektörün ocak ve haziran dönemleri arasındaki mali performans raporları, su ürünleri imalatçılarının Cumhuriyet tarihinde bir ilke imza attığını belgeliyor. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği tarafından paylaşılan güncel dış ticaret tablolarına göre, Türkiye'nin su ürünleri ihracatı, yılın ilk altı ayında yüzde 14 gibi belirgin bir büyüme katsayısı yakaladı. Bu ivmeyle birlikte toplam gelir, tarihte ilk kez milyar dolar eşiğini geride bırakarak tam 1 milyar 110 milyon 366 bin dolar seviyesine ulaştı. Elde edilen bu tescilli rakam, geçmiş yılların aynı dönemlerindeki tüm rekorları geride bıraktı.

İhracatın tonaj ve hacim parametreleri incelendiğinde, lojistik sevkiyat ağlarının ne denli yoğun çalıştığı daha net görülüyor. Türkiye, geride bıraktığımız ilk altı aylık süreçte tam 88 ülkenin mutfağına ve gıda pazarına ulaşmayı başardı. Gümrük kapılarından ve limanlardan çıkış yapan nakliye filoları, dünya denizlerine toplam 128 bin 357 ton su ürünü taşıdı. Geçen yılın aynı döneminde 972 milyon 947 bin dolar olarak tescillenen dış satım gelirinin, bu yıl çift haneli büyüme endeksiyle milyar dolar barajını yıkması, yerli üreticinin küresel rekabet gücünü bir kez daha kanıtladı.

Levrek ve çipura dış ticaret hacminde başı çekiyor

Dünya şeflerinin ve restoran zincirlerinin menülerinde ilk sıralarda yer alan yerli balık türleri, ciro paylaşımında da aslan payını alıyor. İhracat dökümlerinden alınan verilere göre, alıcı ülkelerin talepleri doğrultusunda üç temel ürün grubu toplam cironun yaklaşık yüzde 80'lik kısmını tek başına göğüsledi. Bu ürünlerin başında, zengin omega-3 içeriği ve lif yapısıyla gurmelerin vazgeçilmezi olan levrek geliyor. Sektör, bu dönemde en fazla ihracat gelirini 389 milyon 133 bin dolarla levrek satışlarından elde etti.

Akaryakıta zam üstüne zam! Tabela yine değişti
Akaryakıta zam üstüne zam! Tabela yine değişti
İçeriği Görüntüle

Levreğin hemen ardından, Akdeniz mutfağının en popüler lezzetlerinden biri olan çipura ihracat listesinde ikinci sıraya yerleşti. Yerli çipura üreticileri, ocak-haziran döneminde ülkeye 295 milyon 798 bin dolarlık lojistik döviz girdisi sağladı. Son yıllarda özellikle Karadeniz havzasındaki siber kontrollü çiftliklerde yetiştirilen ve somon endüstrisinde küresel bir marka haline gelen Türk somonu ise 201 milyon 849 bin dolarlık tescilli satış rakamıyla üçüncü sıradaki yerini korudu. Bu üç stratejik ürün, Türkiye'nin su ürünlerindeki marka değerini uluslararası arenada tahkim etmeye devam ediyor.

Rusya ve İtalya hatlarında lojistik sevkiyat yoğunluğu yaşanıyor

Türk balıklarının küresel yolculuğunda coğrafi rotalar ve pazar payı dağılımları da netleşti. İhracatçı birliklerinin tescil dökümlerine göre, en büyük ve en dinamik ihracat pazarı 165 milyon 397 bin dolarlık alımla Rusya oldu. Rusya pazarındaki bu güçlü konum, iki ülke arasındaki lojistik koridorların etkin kullanımı ve gıda güvenliği tüzüklerine tam uyum sağlanmasıyla sürdürülüyor. Rusya Federasyonu'nun ardından Avrupa'nın gastronomi merkezlerinden İtalya, 150 milyon 385 bin dolarlık ithalat hacmiyle ikinci sırada yer alırken, Avrupa lojistik dağıtım üssü konumundaki Hollanda ise 129 milyon 829 bin dolarla üçüncü büyük pazar olarak kayıtlara geçti.

İhracatın üretim üslerine göre bölgesel dağılımı incelendiğinde ise Ege Bölgesi'nin mutlak hakimiyeti göze çarpıyor. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Atakan Demir, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye genelinde gerçekleştirilen su ürünleri dış satımının üçte ikisinin doğrudan kendi birlikleri üzerinden tescil edildiğini aktardı. Demir, uluslararası gıda fuarlarında ve ikili ticaret heyeti görüşmelerinde yürütülen aktif pazarlama stratejilerinin meyvelerini topladıklarını ifade etti. Özellikle dünya çapında tanınmış şeflerle düzenlenen tanıtım organizasyonlarında, Türk balıklarının lezzet ve kalite tescilinin tam not aldığını sözlerine ekledi.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sağlanan arz destekleri ve yavru balık teşvikleri sayesinde her yıl üretim kapasitesini geometrik olarak büyüten sektör, geleceğe yönelik makro hedeflerini de büyüttü. Elde edilen tarihi başarıdan ötürü büyük bir mutluluk duyduklarını belirten Birlik Başkanı Ufuk Atakan Demir, "Bu yıl su ürünleri sektörü olarak 2 milyar 700 milyon dolar ihracat hedefimiz var. Rakiplerimize göre hem arz gücü hem de lojistik esneklik anlamında oldukça avantajlı bir konumdayız" diyerek, rekor getiri oranlarının yılın ikinci yarısında da artarak devam edeceğine dair kurumsal inançlarını vurguladı.

Kaynak: AA