İzmir'de yaşamını sürdüren emekli Ramazan Hacı, bundan tam 26 yıl önce hayatının en zorlu dönemlerinden birini geçirerek testis kanseri teşhisi aldı. Uzun yıllar süren ve batın bölgesine de sıçrayan bu hastalıkla mücadelesinde 12 kür kemoterapi görerek kanseri yenmeyi başaran Hacı, bu yılın şubat ayında ani gelişen göğüs ağrısı ve yanma şikayetleri yaşamaya başladı. Vakit kaybetmeden kardiyoloji servisine başvuran hastaya ilk olarak anjiyo uygulandı. Yapılan ileri tetkiklerin ve detaylı kardiyolojik incelemelerin ardından, tıp literatüründe oldukça nadir görülen bir durumla karşılaşıldı.
Yapılan ekokardiyografi incelemelerinde, Hacı'nın kalbinin en güçlü kasılan bölümü olan sol karıncığında yaklaşık 3 santimetrelik hareketli kitle tespit edildi. Her an yerinden koparak beyne ya da diğer hayati organlara pıhtı atma riski taşıyan bu hareketli kitle, hasta için çok ciddi bir hayati risk oluşturuyordu. Durumun aciliyeti üzerine Ramazan Hacı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği'ne sevk edildi. Ancak operasyon öncesinde gerçekleştirilen solunum fonksiyon testlerinde hastanın akciğer kapasitesi yetersiz bulundu. Ameliyatı güvenle gerçekleştirebilmek adına öncelikle yoğun bir akciğer tedavisi uygulanan Hacı, solunum fonksiyonlarının normale dönmesinin ardından 2 Temmuz'da cerrahi ekibin liderliğinde ameliyata alındı.
Kalbin en hassas noktasındaki tümör için kapalı cerrahi yöntemi seçildi
Ameliyatı ekibiyle birlikte başarıyla yöneten SBÜ İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Klinik Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Burçin Abud, hastanın genç yaşını, aktif yaşam arzusunu ve ameliyat sonrası konforunu merkeze alarak klasik yöntemlerin dışına çıkmaya karar verdi. Normal şartlarda bu büyüklükteki kalp tümörlerinin göğüs kemiğinin tamamen kesildiği (iman tahtasının açıldığı) açık ameliyatlarla çıkarıldığını belirten Prof. Dr. Abud, kalbin sol karıncık anatomisinin cerrahi açıdan en riskli bölge olduğunu vurguladı. Sol karıncığın kalbin tüm vücuda kan pompalayan en güçlü kas dokusuna sahip olduğunu ifade eden Abud, bu bölgedeki kas yapısının kesilmesi ve ardından milimetrik olarak onarılmasının hayati önem taşıdığını, yetersiz bir dikişin ölümcül kanamalara yol açabileceğini aktardı.
Tüm bu operasyonel riskleri en aza indirmek amacıyla Prof. Dr. Burçin Abud ve ekibi, göğüs kemiğini tamamen kesmek yerine kaburgaların altından ilerleyen minimal invaziv yöntemini uygulamayı tercih etti. Sol kaburgalar arasından açılan küçük kesiyle kalbe ulaşan cerrahi ekip, gelişmiş siber tıp teknolojilerini kullanarak kalbi durdurdu ve sol karıncığın içine girerek 3 santimetrelik kitleyi tek parça halinde dışarı çıkardı. Ameliyat esnasında hastanın yemek borusundan uygulanan transözofageal ekokardiyografi (TEE) adlı siber ultrason yöntemiyle kalbin içi anlık olarak görüntülendi ve kitlenin geride hiçbir parça kalmayacak şekilde tamamen temizlendiği, kalp kasının kusursuz bir kasılma gücüyle yeniden çalışmaya başladığı canlı olarak tescillendi.

Ameliyattan günler sonra yürüyerek evinin yolunu tuttu
Geleneksel açık kalp ameliyatlarında hastaların göğüs kemiğinin kemik çimentosu ve tellerle tutturulması nedeniyle hastalar en az iki ay boyunca sırtüstü yatmak zorunda kalırken, kollarını kullanmaları ve yan dönmeleri tamamen yasaklanıyor. Ancak Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde uygulanan küçük kesi teknolojisi, Ramazan Hacı'nın yaşam kalitesini korumasını sağladı. Ameliyattan sadece iki gün sonra yatağında rahatça yan ve yüzüstü yatabilecek hale gelen Hacı, kollarını serbestçe hareket ettirmeye başladı. Kemik kesisi olmadığı için operasyon sonrası ağrıları asgari düzeyde kalan hasta, klinik koridorlarında kendi başına yürüyerek rehabilitasyon sürecini tamamladı.
Hastaneye yürüyerek gelen ve operasyonun üzerinden sadece 6 gün sonra tam şifa ile taburcu edilen Ramazan Hacı, duygularını şu sözlerle ifade etti: "Kalbimde kitle olduğunu duyduğumda çok endişelenmiştim ama Burçin Hocama ve ekibine güvendim. Göğüs kemiğimi kesmeden ameliyatımı yaptılar. Ameliyatımın üzerinden yalnızca 6 gün geçti ama kendimi o kadar iyi hissediyorum ki hastaneden çıkınca hemen koşabilirim." Kalpten çıkarılan kitle tescil ve net teşhis için patoloji laboratuvarına gönderilirken, Prof. Dr. Abud bu operasyonun İzmir'de ilk kez gerçekleştirildiğini, ulusal ve uluslararası literatürde sol karıncıktan küçük kesiyle kitle çıkarılmasına dair benzer bir örneğe rastlamadıklarını belirterek hastaneleri adına bu ilki başarmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti.




