“Göztepe bu, her şeyi yaşayacaksın” diyor taraftar. İyi, kötü, sevinç, hüzün her ne olursa...
Ancak farklı duyuguları yaşama sırası futbolcu ve teknik heyete geldi.
Bir başka deyişle öncelik Başkan Sepilzede'lerde...
Mehmet Sepil muhteşem bir adam. Kişisel ilişkileri, taraftarla iletişimi ve en önemlisi de gösterdiği başarı...
Fakat çalışılması zor olması ve prensiplerinden ödün vermemesi zaman zaman kulüpte giyotinin işlemesine neden oluyor.
Kısaca kendi doğrularının, istikrardan önemli olduğunu düşünüyor.
Haklı da olabilir.
Bu bakış açışıyla ilk kurban Teknik Direktör Tamer Tuna oldu.
Sebep? Başkanın önceden sözleşme yenileyelim teklifini kabul etmedi. Karşılaştığı kızgın tavırla başarısının manevi karşılığını alarak gitti. Oysa ki basın yemeğinde sezon başında nasıl anlaştıklarını anlatırken birbirlerini öve öve bitirememişlerdi.
Bir sonraki isim ise Sabri Sarıoğlu...
Lige iyi başlayan tecrübeli futbolcu ne olduysa bir anda formayı kaybetti. Araya bir soğukluk girdi. Göztepe'nin deplasmanda kazandığı maçta takımla birlikte sevinmeye gitmemesi bardağı taşıran son damla oldu. Bir çizik de o yedi.
Bu ödün vermeme olayına bir kurban da biz zamanında basından vermiştik. Yaşanan çirkin olay sonrasında araya giren büyükler Başkan Sepil'i ikna edememişti. Bizzat şahit olduğum konuşmada, “Şu anda affetmeyi düşünmüyorum. Sonrasında bakarız” demişti. Uzun aradan sonra konu tatlıya bağlanmıştı.
Kısaca Mehmet Sepil'in kinci tavrı. Başarısı ve güler yüzünün gerisinde kaldığı için olaylar uzamıyor. Ancak başkan her sildiği kişiyi kulüpten göndermeye kalkarsa istikrarı da kaybeder. İstikrarın olmadığı yerde ise başarı günlük ve anlık olur.
Tamer Tuna bir istisnaydı... Bayram Bektaş aynı başarıyı gösterirse ne ala... (Ki gönlümüz Süper Lig temsilcimizin hep başarılı olmasından yana) Gösteremezse bu kez Başkan Sepil kendine kızabilir. İşte o zaman tehlike daha büyük. Aynaya baktığında kovacak kimsede olmayacak kendisinden başka karşısında.