Yaren leylek on beş yıldır göç yolculuğunun sonunda Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Köyü’ne geliyor balıkçı dostu Adem Yılmaz’ın kayığında soluklanıyor. Sosyal medya paylaşımları ile haberdar olduğumuz bu kavuşmayı bizler de merakla bekliyoruz her yıl. Yuvasını onarmasını, eşi Nazlı’yı canlı yayınlardan, haberlerden takip ediyoruz. Birkaç gün önce Yaren ve Nazlı’dan bir haber yayıldı medyaya. Yuvalarındaki ilk yumurtadan yavruları çıktı. Şimdi heyecanla üç yavru daha bekliyoruz. Onlar artık ailemizin bireyleri gibi, gelişleri, gidişleri, yavruları mutluluk nedenlerimiz.

İnsanlar sadece Yaren ve Nazlı’yı değil tüm leylekleri özlemle bekliyorlar. Şubat sonu mart başı gökyüzünde göründüklerinde baharın geldiğini, sıcak havaların başladığını müjdeliyorlar bize. O nedenle sevinç ve umutla karşılıyoruz onları. Leylek sürüsünü havada görenler o sene çok gezecekleri inancıyla mutluluklarına mutluluk katıyorlar. Çatılarına yuvalarını kurdukları evler bereketleri artacağı düşüncesiyle adeta bayram yapıyorlar. Bu uzun bacaklı ve büyük kuşlar genellikle sulak alanlara, göl kenarlarına, çatılara yaptıkları yuvalarda baharı yazı geçirip havalar soğuyunca sıcak ülkelere göç ediyorlar.
İnsanlarla bu denli yakın yaşayan, barışçıl leyleklerin geçmişte canlılar arasındaki en kanlı savaşlardan birinin tarafı olduğunu düşünmek zor değil mi? Hele hele bu savaşın geniş kanatları, güçlü pençeleri ile göklerin kralı olarak adlandırılan kartallarla olduğuna. Çünkü kartallar leyleklerin aksine insanlardan uzakta, dağlık bölgelerde yaşayan, etçil, gökyüzünün en yırtıcı, en büyük kuşları. Kartallarla Leyleklerin Savaşı’na, bu savaşın ülkemizde yaşandığına inanması zor. 1934 yılında oldu bu sıra dışı olaylar zinciri.
Gökyüzünde Kıyasıya Çarpıştılar
Her şey Bursa Uludağ’da yaşadığı tahmin edilen altı kartalın Orhangazi’de bir leylek yuvasına saldırmasıyla başladı. Yuvada dişi ve erkek leylekle yavruları vardı. Kartallar anne ve baba leyleği öldürdüler, yavrularını kendi yavrularına yem olmaları için yuvalarına götürdüler. Olayı görenler dışında kimse önemsemedi. Ama ondan sonraki günlerde şehirde leyleklerin gagaları ile çıkardıkları gürültünün arttığı fark edildi. Kartallar da çoğalmıştı. Yeniden bir leylek yuvasına saldırmaya niyetlendikleri görüldü ama yuva boştu. Leylekler yavrularını başka bir yere taşımışlardı. Bundan sonra hikaye inanılmaz bir şekilde ilerlemeye başladı. Ülkenin her bölgesinden yüzlerce kartal ve leylek Bursa, Aydın, Trakya’da toplanmaya başladı. İnsanlar günlerce başları havaya dönük, merakla gökyüzündeki hareketliliği izlediler. O dönemin gazete haberlerinden öğrendiğimize göre gibi bu toplanma iki aya yakın sürdü.
İlk olarak Aydın’da iki grup amansız bir kavgaya tutuştular. Kartallar güçlü pençeleriyle leylekleri yaraladı, leylekler uzun gagalarıyla karşılık verdiler. Dikkatli gözlerle izleyenler leyleklerin bir plan dahilinde hareket ettiklerini gördüler. Genç leylekler kartalları yoruyor yaşlı leylekler saldırarak son darbeyi vuruyorlardı. Günler geçti savaş bitmedi. Aksine her geçen gün daha da şiddetlendi. Yeni kartallar, leylekler gruplarına yardıma geldi. İnsanlar yerlere kanlar içinde düşen leylek ve kartallara dayanamadılar, savaşı bitirmek için çareler aramaya başladılar. Gökyüzüne müdahale etmeleri imkansızdı. Kartallara göre daha yakın oldukları leyleklerin tarafını tutmaya karar verdiler. Yaralı olarak yere düşen leyleklerin yaralarını sardılar, yuvalarında yalnız kalan yavruları beslediler.
Birlik Olanlar Kazandı
Savaşta kartallar güçlüydü ama leylekler daha kalabalıktılar ve iyi organize olmuşlardı. Akıl almaz bir şekilde kartalların üstünlük kurabileceği kayalık, dağlık bölgelere çekilmesini önlediler. Çatışmaların yaralarını saran tedavi eden insanlara, şehirlere yakın yerlerde sürmesini sağladılar. Yerel gazeteler gün gün gökteki savaşla ilgili bilgileri okuyucularına aktardılar. New York Times muhabiri bu sıra dışı olayı dünyaya duyurdu.
İki taraf da epey kayıplar verdikten sonra savaş kartalların bölgeleri terk etmesiyle sona erdi. Ama leylek ve kartalların nasıl haberleştikleri, organize oldukları ve desteğe gelenlerin neye göre hareket ettikleri hep merak konusu oldu. Leylek ve kartalların savaştaki hareketleri Hava Harp Okulu’nda öğrencilere inceletildi.
Leyleklerle kartalların savaşından bize çok önemli bir ders kaldı. Savaşta bir taraf güçlü olabilir ama birlik olan, ortak hareket eden, inanan kazanır.
İl Hayvanları Koruma Kurulları; Neyi koruyorlar?
İl Hayvanları Koruma Kurulları her ilde, hayvanların korunması, sorunların tespiti ve çözümlerine yönelik yerel politikalar geliştirmek üzere oluşturulan yapılar. Sahipsiz hayvanların rehabilitasyonu, bakımevleri ve hayvan hakkı ihlalleri ile ilgili kararlar almak üzere vali veya görevlendireceği vali yardımcısı başkanlığında toplanıyorlar. 2024 yılında yapılan yasa değişikliğinden sonra özellikle büyükşehirlerde barınak ve popülasyon yönetimine odaklandıkları biliniyor. O nedenle kurul toplantıları endişeyle bekleniyor.
28 Nisan tarihinde yapılması planlanan İstanbul İl Hayvanları Koruma Kurulu toplantısının gündem maddeleri açıklandığında tüm yurtta hayvan hakkı örgütleri, yaşam hakkı savunucuları ayağa kalktı. Tepkiler nedeniyle toplantı 30 Nisan tarihinde yapılabildi.
Gündemde üniversite kampüslerinde yaşayan köpeklerin toplanmasının ve barınaklara kapatılmış köpeklerin öldürülmesinin yolunu açacak maddeler görüşülecekti. Kampüslerde üniversite öğrencilerinin baktığı, kısırlaştırılmış, aşıları yapılmış, insana alışkın köpeklerin toplanmasını ve barınaklardaki köpeklerin öldürülmesini meşrulaştıracak maddeler yoğun protestolara neden oldu. Hiç kimse, hiçbir oluşum geri çekilmedi, vazgeçmedi. Kalabalıklar tek ses, tek yürek olarak haykırdı.
“Ötenazi değil yaşam hakkı”
İki yıldır verilen zorlu mücadelenin bu bölümü kazanıldı. Ötenazi ve kampüslerden köpeklerin toplatılması ile ilgili kararlar geri çekildi. İnançla ve birlikte hareket edildiği için. Leylekler gibi.