Anadolu’nun kadim topraklarında yüzyıllar boyu pek çok uygarlık doğdu, yaşadı ve tarihe karıştı. Termessos da bu uygarlıklardan biri. Bilinen eski halklardan olan Solymler tarafından M.Ö 4. yüzyılda kuruldu ve 900 yıl varlığını sürdürdü. Büyük İskender kenti kuşattı almayı başaramadı. Termessos bu özelliği ile ünlendi. Hep barış içinde ve bağımsız yaşamayı seçen Termessos halkının kalıntıları günümüzde Antalya Korkuteli yolu üzerinde Güllük Dağı Milli Parkı sınırlarında kalan bölgede bulunuyor. Sık çam ormanlarıyla çevrili, sanki el değmemiş bir doğa parçası gibi görünen Termessos Antik Kenti yüksek rakımda yerleşimi nedeniyle en iyi korunmuş antik kentlerden.

6Af1D3Ca 589C 4105 8935 95F2Be969656

1998 yılında Termessos’ta kazı yapan arkeologlar küçük bir lahit buldular. Kireçtaşından yapılmış, üzerinde çatı biçiminde bir kapağı olan lahitin üzerinde Grekçe yazılmış bir şiir vardı. Arkeologlar bebek lahiti olduğunu düşündüler önce.

“Rhodope’nin mutluluğuydu o

Bu mezar ölümün alıp götürdüğünü içinde saklıyor

Kaybolup giden köpek Stephanos’un mezarı bu

Öldüğünde Rhodophe çok ağladı

Ve bir insan gibi gömdü onu

Ben köpek Stephanos

Benim mezarımı Rhodophe yaptırdı”

Şiir tercüme edilince lahitin bir köpeğe ait olduğu anlaşıldı. Bir kadının çok sevdiği köpeğiydi ve şiiri de ölen köpeğine yazmıştı. Köpek Stephanos’un lahiti Antalya Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Ve bize antik çağda bile insanların köpeklerine olan sevgilerini, arkasından tuttukları yası anlatıyor. Stephanos’un Yunanca kelime anlamı “taç”. Stephanos, Rhodophe’nin baş tacıydı. Tek örnek de değildi. Geçmiş evcil hayvanlarını ailenin bireyi olarak gören, onlarla her anlarını paylaşan, öldüklerinde yas tutan, ölülerine saygı gösterip belirli bir alana gömen insanlarla dolu.

Af3D9Df6 0733 4Ce4 A533 Fb2E4F2709C6-1

Son yıllarda ülkemizde oluşturulan köpeklere yönelik nefret ve bu nefret sonucu yapılan katliamlarla ne kadar tezat değil mi? Barınaklarda şüpheli şekilde toplu olarak yaşam hakları ellerinden alınan ve üst üste toplu mezarlara atılan köpeklerle ne kadar tezat. Herkes biliyor. Köpeklerin hiçbir suçu yok. Yıllarca yerel yönetimlerin kısırlaştırma, devlet kurumlarının denetleme görevlerini yapmamaları sonucu arttı nüfusları. Ve yine herkes biliyor katliamlar hiçbir işe yaramayacak. Kırsalda bilinçsiz çoğaltma, para kazanma amaçlı kayıtsız merdiven altı işletmelerde üretim hız kesmeden sürüyor. İnternette cins yavrular satılıyor, köpek dövüştürenler akıl almaz paralar kazanıyor. Üretim yapanlar biliniyor dokunulmuyor. Sonuçta ölen canlar öldükleriyle, toplum bu ağır vicdan yüküyle kalıyor. Ama doğa boşluk kabul etmiyor. Barınak cehennemlerinde yok edilen köpeklerin yerini çevreden yeni köpekler, domuzlar, kedilerin yerini fareler, böcekler, kırsalda vahşi hayvanlar alıyor. Toplumda suç unsurlarını oluşturan, büyüten onca kişi, olay ve neden varken milyonlarca köpeğin yok edilmesi hiçbir fark oluşturmuyor. Yalnızca bazı sokaklar giderek ıssızlaşıyor, rengini, sesini ve güvenliğini kaybediyor. O sokağın Karabaş’ı, Bobi’si, Aslan’ı, Tombik’i, Tarçın’ı artık evlerin önünde değil, kalplerde yaşıyor.

Toplanan köpekler nereye gidecek?

5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası’nda yapılan 7527 sayılı değişiklikle belediyelerin bakım evlerini yapması ve sokakta yaşayan köpeklerin barınaklara alınması için 2028 yılına kadar zaman tanınmıştı. Ama bu bekleme süresi uygulanmadı. İlk andan itibaren toplamalar konusunda belediyelerin üzerinde baskı uygulanmaya başladı. Hayvanların yaşam haklarının korunması için yıllardır sahada çalışan ve ülke gerçeklerini çok iyi bilen hiçbir sivil toplum kuruluşu, federasyon ve dernekle görüşmeyen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, geçtiğimiz hafta kuruluşu, para kaynakları ve oluşum nedeniyle ilgili soru işaretleri içeren ve amaçlarını “sokaklardan hayvanları temizlemek” olarak açıklayan Güvenli Sokaklar Derneği ile görüştü. Açıklama gecikmedi ertesi gün yapıldı. “Yıl başına kadar sokaklardaki bütün köpekler toplanacak” Hukukçular yasada bu zamanın 31 Aralık 2028 olarak belirlendiğini, bakanlığın 2026 yılı sonu açıklamasının yasal olmadığını, bakanlık ve valiliklerin kanuna aykırı bir karar alamayacağını söylüyor.

B8D95821 Edaf 4D15 9Fa5 4588E8A0Bc7C

Peki toplanan köpekler nereye gidecek? Yasa değiştirildiğinde ülkemizdeki barınak kapasiteleri ile sokakta yaşayan hayvanların sayısı arasında büyük bir uçurum vardı. “Kısırlaştır, aşıla, yerine bırak” uygulamasını içeren 6. Madde yürürlükten kalktığı için kısırlaştırmalar yeterince yapılamadı. Çünkü yeni yasaya göre belediyeler yalnızca bakım evlerine alınan köpekleri kısırlaştırabiliyor. Ve bakım evlerinin kapasiteleri belli. 5199 sayılı yasa barınaklarda ve doğal yaşam alanlarında her köpeğe 10 metrekare alan ayrılmasını öngörüyor. Şu anda bütün barınaklarda koğuşlarda en az üç, dört köpek kalıyor. Bu da hayvanların refah seviyelerini azaltıyor, yaşam haklarını tehlikeye atıyor. Çoklu koğuşlardaki kavgalar yaralanmalarla, güçsüz köpeklerin ölümüyle sonuçlanıyor. Küçük ırk köpekler yemek yiyemiyor, hastalıklar artıyor.

İzmir Örneği

İzmir Büyükşehir Belediyesi 2024 yılı Eylül ayında Sahipsiz Köpek Popülasyonu Yönetimi İzmir Eylem Planı’nı hazırladı. Sahipsiz köpeklerin kent içindeki popülasyonuna dair güncel saha verileri elde edilmesi amacı ile 11 merkez ilçe, 6 bölgeye 130 mahalleye ayrıldı. Tüm mahalleler ekiplerce gezilerek sayım yapıldı. Beş aylık çalışma sonucunda Bornova, Bayraklı, Balçova, Narlıdere, Karşıyaka, Karabağlar, Güzelbahçe, Gaziemir, Buca ve Çiğli’de sokakta yaşayan yaklaşık 15 bin köpek belirlendi. İzmir’de Büyükşehir Belediyesi ve ilçelerdeki bakım evi ve barınakların kapasitesi 8 bin 500. Zaten dolular. Toplanacak köpekler nereye konulacak?

Son söz;

Hayvanlara karşı işlenen zulüm, insanlara karşı işlenen zulmün provasından başka bir şey değildir. Arthur Schopenhauer