İnternet bir bilgi deryası… Fiziki bir kütüphanenin asla ulaşamayacağı boyutlarda bilgi, dijital olarak burada depolanıyor. Her gün, her saat, her dakika yeni bilgiler bu uçsuz bucaksız depoya ekleniyor.

Tabii bu kadar çok bilginin tamamı doğru olacak diye bir şart da yok!

Kimi bilgiler tamamen yanlış, kimileri kulaktan kulağa oyununda olduğu gibi farklı kaynaklardan yayılırken içeriği değişmiş…

Bunlardan hangilerinin doğru, hangilerinin yanlış, hangilerinin de eksik olduğunu anlamak için farklı kaynaklardan karşılaştırma yapmak gerekiyor.

Ama tabii, biz araştırmaya üşenen insanlar, çoğu zaman önümüze çıkan her bilgiyi doğru kabul edebiliyoruz, ki bence internetin en büyük handikaplarından biri de bu.

***

Şimdi ben bu konuya nereden geldim, onu anlatayım:

Sosyal medyayı tararken karşıma ilgimi çeken bir paylaşım çıktı. Başlık şöyle:

“Bir Japon efsanesi, evinden dışarı çıkan ve geri dönmeyen kedileri bulma yönteminden bahsediyor.”

Özetle bu “sözde” Japon efsanesine göre; kedisi kaybolan kişi mahallenin sokak kedileri ile bir insanla konuşur gibi konuşursa, ona kedisini aradığını, onu çok sevdiğini, eve dönmesini istediğini söyleyip aramasına yardım etmelerini isterse kediler de kendi aralarında iletişime geçip kayıp kedinin bulunmasını sağlıyor.

***

Şu işin aslını bir araştırayım dedim.

Japon kültüründe kedilerin yeri o kadar eski olmasa da onlara karşı inanılmaz bir sevgi ve saygı var. Japonya’ya ilk evcil kedi İmparator Ichijo (986-1011) zamanında geliyor. Kedilerin Japon topraklarında yaygınlaşmaları ise çok sonraları oluyor.

Günümüzde Japonya’nın hemen her yerinde kedilerle ilgili simgelere ve bizzat kedilere rastlanıyor. Hatta meşhur kedi adası da Japonya’dadır.

Şimdi az önceki “Japon efsanesi” paylaşımının aslına gelirsek… 2019 yılında Twitter’da Hachima Kikou (@charlie0816) adlı bir Japon, başından geçen hikayeyi paylaşıyor. Kikou şunları yazıyor:

“Kedim iki gün önce kaçtı ve gelmedi. Twitter’da birileri bana, mahalledeki kedilere gidip ‘kedimi görürseniz lütfen eve gelmesini söyleyin’ demenin işe yaradığını söyledi. Ben de geçen akşam mahalle bakkalının oraya gidip sokak kedileriyle konuşmayı denedim ve bu sabah kedim kapının önündeydi. Acaba bu yöntem gerçekten işe yaramış olabilir mi?”

***

Kikou’nun bu paylaşımına gelen yüzlerce yanıt ortaya bir Japon efsanesi olmasa da Twitter efsanesini çıkartmış.

Çok sayıda insan benzer deneyimlerini paylaşmış. Kimisinin kedisi sokak kedileriyle konuştuktan 1 gün sonra dönmüş; kimisinin ki saatler içinde. Kimisinin ise konuştuğu sokak kedisi direkt olarak kedinin yerini sahibine -bolca miyavlayarak- göstermiş!

Kikou’nun da dediği gibi; Acaba bu yöntem gerçekten de işe yarıyor mu? Ve tabii ki bir diğer soru: İnsanların paylaştığı hikayelerin ne kadarı doğru?

Bu soruların yanıtını tam olarak bilemeyiz ama ilginç kedi bulma yöntemini denemekten de zarar gelmez. Kim bilir belki gizemli kediler gerçekten de bizim dilimizi çoktan çözmüştür ve eğer keyifleri yerindeyse bize yardım bile edebilirler.

Herkese keyifli hafta sonları.

***

Kimi Takip Etsek?

Bu haftaki önerim Instagram’ın sevilen hesaplarından biri: @Daxon

İrlandalı maceraperest gezgin Allan Dixon’a ait hesapta, Dixon’un hayvanlarla çekilmiş harika selfielerini bulacaksınız. Doğa fotoğrafçısı ve kameraman olarak çalıştıktan sonra 2012’de ‘Avustralya’nın En İyi Mesleği’ yarışmasına katılıp birinci olan Dixon’ın işi, dünyayı dolaşıp hayvanlarla selfie çekmek. Hesabın şu an için 539 bin takipçisi var.

***

Sosyal Medyadan İnciler: Ev geri gelir ama ya denizler?

Sosyal medyaya bu hafta damgasını vuran isim Ressam Gökçe Erhan oldu. Ünlüler, doğa dernekleri ve tüm duyarlı vatandaşlar Ressam Erhan’ın gözyaşları içinde yaptığı basın açıklamasını ve açıklamanın hemen öncesinde yanan evini konuştu.

Trabzon Sürmene’nin Çamburnu mevkinde yaşayan Ressam Gökçe Erhan, kültür balıkçılığı tesislerinin deniz ekosistemine verdiği büyük zarara dikkat çekmek ve kamuoyunu bilgilendirmek adına bir basın açıklaması yapacağını duyurmuştu. Basın açıklamasına saatler kala Gökçe Erhan’ın ata yadigarı evinde yangın çıktı… Tarihi değere sahip Sürmene eviyle birlikte sanatçının resimleri de kül oldu. Yaşadığı şoka rağmen ressam Erhan basın açıklamasını iptal etmedi. Gözyaşları içinde okudu yazdıklarını…

Kültür balığı tesislerinin doğal ortamdaki balıkların besin zincirini bozacağını, zamanla tükenecek olan deniz ekosisteminin de sonunda balıkçı aileleri olumsuz etkileyeceğini anlattı. Ve dedi ki:

“Biz atalarımızdan kalan aile evimizi kaybetmiş olsak da bu geri getirilebilir bir şey. Ben bir ressam olarak oradaki her ayrıntıyı aynı şekilde resmedebilirim. Yanan evimi tekrar ayağa kaldırabilirim ama denizi kaybettiğimizde bu geri döndürülemez.”

Ressam Gökçe Erhan’a sosyal medyadan destek yağdı.

Gazeteci Ayşe Arman da “Gökçe’nin evi yandı, belki de kundakladı... Araştırılıyor. Küle dönen evini arkasında bıraktı Gökçe… Ama deniz ekosistemini korumak için inandıklarını söylemekten vazgeçmedi!” ifadelerini paylaştı.

Şair, yazar ve araştırmacı Sunay Akın, “Evin yanması kundaklama mı, yoksa tesadüf mü? Bilinmiyor… Bulmak yetkililerin görevi… Biz, basın açıklamasını iptal etmeyen, gözyaşları içinde de olsa doğaya sahip çıkan güzel ve cesur yüreğin sözlerine kulak verelim” diye yazdı.

Binlerce insan basın açıklamasını paylaştı. Ahbap Derneği de bir dayanışma kampanyası başlattı. Yangın tesadüf mü yoksa kundaklama mı, işin o yönü ise şu an araştırılıyor.

***

Haftanın Karesi

“Pişşşt… Naber? Nasıl gidiyor?”