Küresel tedarik hatlarının baştan aşağı yeniden yapılandığı bir dönemde, Avrupa Birliği tarafından hazırlıkları yoğun bir şekilde sürdürülen yeni ekonomik mevzuatlar, Türk sanayicisi için yepyeni fırsat pencereleri aralıyor. Kıtanın kendi üretim kapasitesini maksimize etmeyi ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen Sanayi Hızlandırma Yasası, İzmirli iş insanlarının da yakın takibinde. Konuya ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, bu yeni taslağın özellikle stratejik sanayi hamleleri bağlamında son derece kritik bir viraj olduğunu ifade etti. Özgener'in vurguladığı üzere, kıta Avrupası'nın temiz teknolojiler, otomotiv endüstrisi ve enerji yoğun sektörlerdeki üretimini teşvik etmeyi amaçlayan bu adım, Türkiye gibi köklü üretim altyapısına sahip ülkelerin pozisyonunu daha da güçlendirecek. Made in EU markalaşması altında hayata geçirilmesi planlanan bu korumacı ancak entegre modelin, Türkiye'nin Avrupa ile olan derin sanayi bağlarını çok daha stratejik bir konuma taşıyacağı öngörülüyor.
Gümrük birliği çıkmazında beklenen aydınlık tablo
Türk iş dünyasının uluslararası arenada yıllardır en gür sesle dile getirdiği taleplerin başında gelen Gümrük Birliği anlaşmasının modernizasyonu, Avrupa'nın bu yeni üretim vizyonuyla birlikte somut bir zemine oturma ihtimali taşıyor. Özgener, Türk ihraç ürünlerinin Avrupa'nın kendi iç üretim ekosistemi dâhilinde değerlendirilmesini, iki taraf arasındaki ticari ilişkilerde devrim niteliğinde bir gelişme olarak yorumluyor. Bu yeni yaklaşımın sadece karşılıklı ticaret hacmini rakamsal olarak büyütmekle kalmayacağına dikkat çeken İzmir Ticaret Odası Başkanı, aynı zamanda yüksek teknolojiye dayalı şirket evliliklerinin, doğrudan yabancı yatırım akışlarının ve köklü sanayi devriminin ivme kazanacağının altını çiziyor. Türkiye'nin lojistik anlamdaki eşsiz konumu, dinamik genç nüfusu ve krizlere karşı esneklik gösteren gelişmiş sanayi altyapısı göz önüne alındığında, ülkenin küresel değer zincirleri içerisindeki vazgeçilmez yerinin bu yasa ile birlikte çok daha sağlam bir yasal zemine kavuşacağı belirtiliyor.
Küresel rekabet ağında diplomasi hamleleri
Konuyu Ege'nin köklü ticaret kültürü perspektifinden ele alan İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ise, Türkiye ve Avrupa arasındaki organik ekonomik bağın sayısal büyüklüğüne dikkat çekiyor. Türkiye'nin ihracatı içerisinde yüzde 41 gibi devasa bir paya sahip olan Avrupa pazarı, aynı zamanda ülkenin ithalatının da yüzde 32'sini karşılıyor. Bu denli iç içe geçmiş bir ticari yapıda, küresel ölçekte patlak veren ticaret savaşlarının ve Avrupa'nın Hindistan ya da Latin Amerika gibi uzak coğrafyalarla imzaladığı yeni nesil serbest ticaret anlaşmalarının Türk sanayisi için ciddi riskler barındırdığı yadsınamaz bir gerçek. Kestelli, bu kritik süreçte Ticaret Bakanlığının yürüttüğü aktif ve sonuç odaklı diplomasinin, Türkiye'yi oyunun dışında bırakmak yerine başrol oyuncularından biri haline getirdiğini ifade ediyor. İlk etapta otomotiv, alüminyum, çimento, çelik ve net-sıfır emisyon teknolojilerini kapsayacak olan düzenlemenin, ilerleyen dönemlerde Türk ekonomisinin can damarı olan diğer lokomotif sektörleri de içine alacak şekilde genişlemesi bekleniyor.
Yeşil dönüşüm rüzgarı tarım sanayisini de saracak
Avrupa'nın karbon ayak izini sıfırlama hedefleri doğrultusunda şekillendirdiği bu yeni ekosistemin, salt ağır sanayi ile sınırlı kalmaması gerektiği İzmir iş dünyasının en temel beklentileri arasında yer alıyor. Işınsu Kestelli, özellikle Türkiye'nin rekabetçi gücünün son derece yüksek olduğu tarıma dayalı gıda sanayisinin de bu entegrasyon havuzuna dâhil edilmesinin hem ekonomik bir gereklilik hem de yılların getirdiği bir hak olduğunu vurguluyor. Borsanın projeksiyonlarına göre, söz konusu yasa taslağının onaylanmasıyla birlikte Türkiye ile Avrupa arasındaki sektörel sınırların flulaşacağı, bu durumun da firmaların yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarına doğrudan kaynak yaratacağı tahmin ediliyor. Ege bölgesinin önde gelen temsilcilerinin ortak vizyonu, Türkiye'nin Avrupa sanayi çarklarının ayrılmaz bir dişlisi olarak konumunu sağlamlaştırması ve Gümrük Birliği'nin günümüz şartlarına uyarlanmasıyla başlayacak olan bu entegrasyon sürecinin nihai hedef olan tam üyelik müzakerelerine de taze bir kan pompalaması yönünde birleşiyor.





